Reklam

 “Vatandaş beton tabutta”

 “Vatandaş beton tabutta”
Yayınlama: 28.07.2026
A+
A-

 

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, ülkemizin riskli ve çok riskli yapı stokunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşıdı.

Avşar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından cevaplaması istemiyle konuya ilişkin yazılı soru önergesi verdi.

Önergede, afet potansiyeli yüksek bir coğrafyada yüksek riskli yapı stokunun ulusal bir güvenlik meselesi oluşturduğuna dikkat çeken Avşar, yapı stoku envanterinin çıkarılmasının Anayasal ve kamusal asli bir sorumluluk olmasına rağmen 25 yıllık iktidar sürecinde yapı stokunun henüz tanınmadığı, bilinçli bir planlamanın ve güvenli bir yapılaşmanın sağlanmadığı ve hazırlanan birçok planın da sonuçlanmadığını belirtti. İstanbul başta olmak üzere ülkemizin birçok yerinde ‘kendiliğinden yıkılabilecek’ durumda-riskli/çok riskli- yüz binlerce konuta ilişkin bir acil dönüşüm eylem planının olup olmadığını soran Avşar, Bakan Kurum’a konuya ilişkin bir dizi soru yöneltti.

‘RİSKLİ YAPI STOKU, ULUSAL GÜVENLİK MESELESİDİR’

Anayasa ve ilgili mevzuata değinen Avşar, başta Anayasa olmak üzere meri mevzuat hükümleri gereği; deprem riskine karşı tedbir almak, riskli yapıları ve afet riski olan bölgeleri belirlemek, riskli yapıların risk durumuna göre güçlendirilmesini ya da yıkımını sağlayarak güvenli ve sağlıklı yaşama çevreleri teşkil etmek devletin asli ve devredilemez görevi olduğunu ve bu bağlamda yapı stoku envanterinin çıkarılması; anayasal ve kamusal asli bir sorumluluk olduğunu belirtti.

‘El birliğiyle çözülmesi gereken kamusal bir görevdir’

Mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle ortaya konulması, izlenmesi ve sürekli güncellenmesi herhangi bir kurumun tercihine bırakılabilecek teknik bir faaliyet olmadığını ifade eden Avşar; “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD başta olmak üzere yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları, üniversiteler ve meslek kuruluşlarının eşgüdüm içinde yürütmesi gereken temel bir kamusal görevdir.”, şeklinde konuştu.

‘UDSEP’E GÖRE 2017 YILNDA TAMAMLANMALIYDI’

Konuya ilişkin 08.09.2025 tarihinde ilgili bakanlıklara verdiğimiz yazılı soru önergelere hala cevap verilmediğini belirten Avşar, AFAD tarafından Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planına (UDSEP 2012- 2023) göre 2017 yılına kadar ülkemizdeki yapı stokunun envanterinin çıkarılıp bunlara müdahale edilmesi gerektiğini, ne yazık ki, 2026 Türkiye’sinde eski yönetmeliklere göre inşa edilen, mühendislik hizmeti almayan, denetimsiz değişikliklere uğrayan, kaçak eklentiler yapılan veya imar aflarıyla kâğıt üzerinde yasal hale getirilen milyonlarca yapının gerçek durumu hala bilinmemediğini, hatta hangi yapıların ne ölçüde risk taşıdığına ilişkin ülke çapında güvenilir ve bütüncül bir veri tabanının bulunmadığını ifade etti.

‘AFET POTANSİYELİ YÜKSEK BİR COĞRAFYADAYIZ’

Ülkemizin depremselliği ve riskli yapı stokuna dikkat çeken Avşar; “86 milyon nüfusun yüzde 71’i deprem riski taşıyan bölgelerde yaşamaktadır. Ülkemizde ortalama iki yılda yıkıcı bir deprem meydana gelmektedir. Bununla birlikte, Bakan Kurum’un açıklamalara göre Türkiye’de 6 milyon bağımsız birim risk altında ve 2 milyonunun acil dönüşüm beklemektedir. İstanbul’da ise toplam 7,5 milyon ev ve iş yerinden 1,5 milyonu mühendislik hizmeti almamış ve zemin nedeniyle de ileri derecede risk altındadır. Bunların 600 bini her an kendiliğinden çökebilecek bir vaziyettedir.”, dedi.

‘Yapı stokumuzu tanımıyoruz’

Avşar, ilgili meslek odaları ve uzmanların “Birçok yapı için; projelerinin arşivlerde bulunup bulunmadığını, hangi deprem yönetmeliğine göre tasarlanıp inşa edildiğini, kullanılan malzemenin niteliğini, taşıyıcı sistemine sonradan müdahale edilip edilmediğini, güçlendirme işlemi görüp görmediğini, yapı kayıt belgesine sahip olup olmadığını ve bu belgenin hangi aykırılığı kapsadığını, mevcut kullanımının ruhsat ve projeleriyle uyumlu olup olmadığını ve en önemlisi de olası bir tasarım depremindeki performansını çoğu zaman kesin olarak bilemiyoruz.”, dediklerini belirtti.

‘Çözüm, bütüncül kamu yaklaşımı’

Konuya ilişkin çeşitli tarihlerde verdikleri yazılı soru önergelerinin cevapsız kaldığını belirten Avşar, depreme dirençli kentler yalnızca yeni binalar inşa ederek oluşturulamayacağını ancak; mevcut yapı stokunu tanıyan, riskleri sürekli izleyen ve bilimsel verilere dayanan bütüncül bir kamu yönetimiyle mümkün olacağını ifade etti ve Bakan Kuruma birtakım soru sordu. Haber Merkezi

Marka Flower Çiçekçi