Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
( Gulâş Bitti Ama Hikâye Bitmedi )
59.Uluslararası Tekirdağ Kiraz Festivali devam ederken kültür çadırının, yazar arkadaşların yanından bir süreliğine ayrıldım. Yakınlardaki Macar Günleri etkinliği için kurulmuş standın yanına ilerledim. Fahrettin Özzade öğretmenimle selamlaştık. O benden önce davranmış, stantta kültürlere merakı olanlar için hazırlanmış kitapçıklardan birer tane alıyordu. Selamıma selam verdikten sonra:
—Gulâş aldın mı? Gulaşın bir tadına bak! Daveti ve hatırlatmayı biraz hafife almanın bedeli, stantta bulunan kitapçıklarla zaman geçirirken gulaş da bitmiş… Varsın bitsin… Adanmış kültürlerin geride bıraktıkları kültürel, edebi, sosyal tatlar gulaş kadar değerlidir.
Oldukça küçük bir kitapçık dikkatimi çekti. Kırmızı beyaz renkleriyle Türk Bayrağının renkleri üzerinde: Macar Biberi Türk Kahvesi ve altta ise: Macar – Türk Evlilikleri başlıkları okuyucuyu içeriye, Macar-Türk dünyalarına davet ediyordu.
Oturuşmuş kültürlerin bu tür çalışmaları karşısında her zaman büyük heyecan duyarım. Yaptıkları faaliyetleri, etkinlikleri yazı sanatının o eşsiz dehasıyla taçlandırmaları, küçük veya büyük kitapçıklar hazırlayarak daha o günden başlayarak bir miras uzak görüşüyle buluşturmaları takdir edilecek oldukça önemlidir…
59 yıldır kutladığımız Uluslararası Tekirdağ Kiraz Festivali için bu tür çalışmalar zengin içerikli çalışmalar yapılmış olsaydı şimdi bir müze oluşturacak kadar kültürel içerik, malzeme sahibi olurduk. Yoksa böyle birikimler var da bizlerin haberi mi yok?
Kültür dediğimiz zorlu yolculuk, gönüllü olmanın yanında aktarılmayı bekler. Kitaplarla, filmlerle, romanlarla, hikâyelerle, resimlerle, müzik eserleriyle ve geleceğin sahibi gençlerin o yürekli taze sevdalarıyla…
Kırmızı beyaz renkleri olan küçük kitapçığın hazırlanışında da Macar Genç Fotoğrafçılar Stüdyosu’yla gerçekleşen birçok çalışmadan dördü seçilmiş. Genç sanatçılar İstanbul’da geçirdikleri bir hafta boyunca karma evlilikler konusunu ve dört farklı yaklaşımı ele almışlar.
Bütünlük, bir esere can vermek böyle olur. Sanatçıların niteliğini arttırmak için önü açılır ve gerekli destek verilirse; boşa giden hiçbir şey olmadığı gibi bir milletin diğer milletlerle kurduğu bağlara çok daha farklı, renkli, lezzetli bağlar eklenir…
Bazen düşünmüyor değilim:- Belediyemizin Meclis Üyeleri bazı yıllar sıklıkla yurtdışı seyahatlerine getirildiler. Şehir kültürüne; mimarisine, kültürel ve sosyal yaşamına katkı amaçlıysa, her ay yapılmasını candan isterim. Ama gidip gelmeler sadece hoş bir seda gibi eğlenceleri hatırlatan anılar bolluğu getirmekle, şahsi sevinçle yetinilmişse; şimdilik bir cevap vermeyi bile uygun görmem…
Biz yine güçlü bağlar kurduğumuz ve şehrimize her geldiklerinde bize ayrı bir soluk katan Macar Biberi ve Türk Kahvesi isimli kitapçığın değerinin bize kattığı duyguları dile getirelim.
Macar mutfağının vazgeçilmezi olan kırmızıbiberin ve Türk kahvesinin aslında ne kadar benzer kültürlere sahip olduğumuzu vurguladığını düşünüyorum. Biber, Macar yemeklerine kattığı renk ve lezzetle özdeşleşirken, kahve de Türk misafirperverliğinin ve sohbetlerinin ayrılmaz parçasıdır…
Her ikisi de sadece bir gıda maddesi olmanın ötesinde, ait oldukları kültürlerin sembolleri haline gelmiş durumda. Bu kitapçık, sadece mutfak kültürünü değil iki ülkenin günlük yaşamda ve sosyal etkileşimlerdeki yerini de inceliyor. Adeta başka bir lezzet köprüsü kurarak iki ülkeyi birbirine bağlıyor…
Bu çalışmamı şu felsefeyle sonlandırmak isterim. Çok azına katıldığı ucundan dahi şahit olduğum bir şey varsa; Macar Günleri, kültürel keşifleri de beraberinde getiriyor…