Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
CHP’nin geçtiğimiz Pazar günü yaptığı mitinge katılmak üzere eşimle birlikte yola düştük. Bir süre sonra yolun kesilmiş olduğunu gördük ve arabayı bir sokağa bırakıp, Adliye tarafındanve sahil üzerinden miting alanına doğru yürümeye başladık.
Alana 100-150 metre yaklaşmıştık ki bir de ne görelim, solumuzdaki cadde sağlı-sollu polis bariyerleriyle çevrilmiş.
Devam ettik yolumuza. Miting alanının arkasındaki sahile varmıştık ki ortalık ben diyeyim 1000, siz deyin 500 insanla dolu. Oysa orası üstünde konuşma yapılacak olan parti otobüsünün arka tarafı. Öyleyse neden caddenin öbür yanındaki alana girmemişlerdi de oradan izlemeye koyulmuşlardı?
Buna mecburdular. Çünkü polis bariyerleri onların önünü de kesmişti.
Neyse, orayı da geçtik ve devam ettik ilerlemeye. Oradan da epeyce ilerledikten sonragördük ki,oh be, bariyerler orada sona eriyor. Geçtik karşı taraftaki kaldırıma. Girdik bir sokağa. Sola dönmüş, sağa dönmüş, tekrar sola dönmüştük ki alan işte nihayet önümüzdeydi.
Önümüzdeydi ama o da neydi? Orada da bariyerler vardı. Memurun birinden öğrendik ki girişler az yukarıdan yapılıyormuş. Oraya yöneldik.
Ve nihayet işte giriş yerindeydik. Haklı olarak ancak arama yapılarak izin veriliyordu giriş yapmaya. Benim giriş yaptığım yerdeki genç polis memuru, açtığım çantaya nazikçe şöyle bir göz atarak “Buyurun” dedi. Oh, be! Nihayet alandaydım.
Ama bitmedi. Ben eşimi beklerkençok oyalandığını görüyorum. Bunun üzerine yanına yaklaştım. Kadın polislerden biri çantasını öyle bir arıyor ki sanırsınız silâh bulacağına inanıyor.
Bir dakika, iki dakika, üç dakika… Arama devam ediyor. Bunun üzerine espri olsun diye eşime yaklaşıp “Karıcığım, bizi çok genç görmüş olmalılar ki acaba çantada silah var mı diye bakıyorlar” demek zorunda kaldım.
Bugüne kadar belki de yüz miting izlemişimdir ama hiç böylesini görmemiştim.
Sadece böylesini mi?
Halkın arasında ellerinde silahla dolaşan askerler ve polis memurları da görmemiştim.
Halide Edip Adıvar’ın da konuşma yaptığı İstanbul’un işgal günlerindeki ünlü Sultanahmet mitinglerine ait fotoğrafları bir kez daha gözden geçirdim. Onlarda dahi böyle bir şey görmedim.
Şimdi şöyle bir düşünür müsünüz, lütfen?:
Bu yapılan, güvenlik önlemi bahanesiyle halkın alana girmesini zorlaştırmaktan başka ne olabilir? Vatandaşlar buna rağmen tıklım tıklım dolduruyorlarsa alanları, bunun üzerinde birilerinin çok durup düşünmesi gerekir.
Bu önlem işi bütün mitinglerde böyle mi oluyor, bilmiyorum. Öyle de olsa, böyle de olsa, yapılan şey Tekirdağlılara eziyetten başka bir şey olmamıştır. Hem eziyet, hem de alanın dolmaması için düşünülmüş bir önlem.
Acaba Özgür Özel bunun farkında mı? Farkında ise güvenlik güçlerine bir uyarıda bulundu mubugüne kadar?
Ancak bizim ona bir uyarımız olacak: Dikkat ediyorum, partisi için hep “Birinci parti” diye söz etmekte. Oysa “en büyük parti” demek daha etkili bir ifadedir.
Nitekim 12 Eylül 1980’i izleyen yıllardı. Süleyman Demirel, yüzde 35’le iktidara gelmiş olan Anavatan Partisi için meydanlarda “Yüzde 35’le iktidarda kalamazsınız” diyordu.
Bunun üzerine kendisi için hazırladığım raporlardan birinde şöyle demiştim:“Onun yerine ‘halkın yüzde 65’inin karşı olduğu bir siyasi parti iktidarda kalamaz’ demek daha etkili olacaktır.”
Nitekim o günden sonra böyle diyecekti.
Bilmem, anlatabildim mi?