Reklam

KEMAL KILIÇDAROĞLU – 1

KEMAL KILIÇDAROĞLU – 1
Yayınlama: 27.06.2025
A+
A-

 

 

Kemal Kılıçdaroğlu’yu –naçizane- her zaman takdir etmişimdir. Uzun yıllardır siyasetin içinde olmasına rağmen dürüst, namuslu, dik ve ilkeli duruşuyla hiçbir zaman araziye uymamış, “kaşarlı politikacı” portresi çizmemiştir.

Altılı Masa’nın başarılı olamamasıyla ilgili pek çok eleştiri yöneltilmiştir ama bence haksızlık yapılmıştır. Zira eğer o günün İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener o masadan kalkmamış, o konuşmayı yapmamış olsaydı -geri dönmüş bile olsa- yenilginin asıl sorumlusuydu. Evet, Meral Akşener bunu yapmamış olsaydı bizce Kılıçdaroğlu bugün cumhurbaşkanıydı.

Ancak bugün ne görüyoruz?

Partisinin bir önceki kurultayı mahkeme kararıyla butlan hükmü yemesi hâlinde, genel başkanlık koltuğuna oturmaktan söz edebilme basiretsizliğini, aymazlığını, fırsatçılığını gösterdiğini görüyoruz.

“CHP’nin DNA’sıyla oynanıyor, buna izin veremem,” demiş ama bu yola girmekle asıl oynayanın kendisi olduğunu düşünememiş.

Böyle bir şeyyapabileceğine hiç ihtimal vermezdim doğrusu. Büyük bir hayâl kırıklığı içindeyim.

Bir de mitingler yapmak yerine hukuk mücadelesi vermek gerektiğinden söz etmesi yok mu, üzgünüm ama “Galiba şaşırmış bu adam” demekten alamıyorum kendimi. Öyle ya canım, memlekette yargı mı kaldı ki hukuk mücadelesi verilsin?İktidarın boyunduruğuna girmekten başka bir şey değil bu yaptığı.

İşte bunları hem içime sindiremiyor, hem de kendisine yakıştıramıyorum.

Olan kendisine olacak, yani kendi saygınlığını kendi elleriyle sarsacak ama farkında değil.

Sanırım, iktidar çevrelerinden gördüğü ilgiye aldanmakta. Oysa o ilgi ki kuyusunu kazmakta. Yine oysa özellikle o ilgi–ve tabii destek- nedeniyle bu yola girmenin yanlış olacağını görmeliydi ama onu da görebilmiş değil.

İyi de bir insan nasıl olur da bu kadar kör olabilir? Nasıl olur da partisinin kuyusunu kazmaya çalışanlarla işbirliği hâlinde olabilir? Nasıl olur da koltuğunda 13 yıl oturmuş biri Atatürk’ün hatırını bile gütmez? Nasıl olur da partisinin yükselişi devam ederken böyle hareket edebilir?

Bunları soruyorum ama yanıtını tahmin edebiliyorum: Zincirlerinden boşanmış gibi görünen kişisel hırsından başka bir şey olamaz bunun nedeni.Neyin hırsı bu? Kurultayda kaybetmiş olmanın hırsı. Yani karşılarında kaybettiği partili arkadaşlarını mahkeme yoluyla da olsa mağlûp etme hırsı.Oysa mağlûp sayılır bu yolda galip ama gelin görün ki bunun idraki içinde göremiyoruz kendisini.

İşte bu yaklaşım hiç yakışmadı Sayın Kılıçdaroğlu’ya. Zira bu yaptığı partisini kişisel hırsına kurban etmekten başka bir anlama gelemez.

Ah, şu kişisel hırslarımız! Keskin sirkenin küpüne zarar verdiği gibi bazı hırslarımız da kendimize zarar veriyor ama bir türlü kurtulamayız bu girdaptan.

Bence Sayın Kılıçdaroğlu’nun yaşamakta olduğu dram bu.

*

Bu vesileyle bugüne kadar hiç yazmadığım bir anımı paylaşmak istiyorum sizlerle. Anım 2014 yılına ait.Sayın Kılıçdaroğlu’ya yaptığım bir gazete çıkarma önerisiyle ilgili.

Ancak bugünlük yerim doldu. Onu yarına bırakmak zorundayım. Tekrar görüşmek üzere.

 

 

 

 

 

 

Marka Flower Çiçekçi