ÖĞRENCİ MUTSUZ ÖĞRETMEN MUTSUZ

ÖĞRENCİ MUTSUZ  ÖĞRETMEN MUTSUZ
Yayınlama: 08.09.2025
Düzenleme: 08.09.2025 17:18
14
A+
A-

Eğitim Sen Tekirdağ İl temsilcisi Oktay Özçelik, 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı başlarken Öğretmenlerin mutsuz, öğrencilerin mutsuz,velilerin mutsuz,okullarda görev yapan tüm görevlilerin mutsuz olduklarına dikkat çekerek,” 2025/26 eğitim-öğretim yılına girerken öğrenciler ve veliler, artan okul ve kırtasiye masraflarıyla karşı karşıyadır. Son yıllarda derinleşen ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı eğitim giderlerini de katlamıştır.”dedi.

 Öğretmenlerin, yüksek enflasyona rağmen sadece yüzde 11’lik bir zam aldıklarının altını çizen Özçelik,” Norm kadro uygulamaları ve norm kadro fazlası öğretmen atamalarındaki eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı uygulamalara derhal son verilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığını kendi eliyle yarattığı öğretmenini mutsuz eden, öğretmenlerin aile bütünlüklerini hırpalayan bu kaotik ortama son verecek çözümler üretmeye davet ediyoruz. Bakanlığın asli ve ertelenemez görevlerinden birisi de budur.”değerlendirmesinde bulundu

 OKUL MASRAFLARI RESMİ ENFLASYONU KATLADI

2025/26 eğitim-öğretim yılına girerken öğrenciler ve veliler, artan okul ve kırtasiye masraflarıyla karşı karşıyadır. Son yıllarda derinleşen ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı eğitim giderlerini de katlamıştır. Kayıt ücretleri, zorunlu bağış uygulamaları, okul kıyafetleri, servis ücretleri ve kırtasiye ürünlerine gelen zamlar, dar ve orta gelirli ailelerin bütçesinde büyük yükler getirmektedir. Okul ve kırtasiye masrafları velilerin sırtına yıkılmamalıdır!

Veliler, bir öğrencinin okul ihtiyaçlarını karşılamak için kırtasiyeden okul kıyafetine, spor ayakkabısından beslenme masraflarına kadar geniş bir alanda harcama yapmak zorundadır. Eğitim masraflarının her yıl resmi enflasyon oranlarının çok üzerinde artıyor olması dikkat çekicidir.

2025-26 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINDA OKUL ÇANTASI AĞIRLAŞTI

Okul çantasının gelen zamlardan dolayı oldukça ağırlaştığını ve öğrenci ile velisinin çantaları kaldırmakta zorluk çektiklerini ifade eden Özçelik,”2025-26 eğitim-öğretim yılında velilerin en büyük kaygılarından biri, çocuklarının okul çantalarını kaç TL’ye doldurabilecekleri sorusudur. Geçtiğimiz yıl zaten yüksek olan kırtasiye fiyatları, bu yıl da yüzde 60’ları aşan artışlarla daha da ağırlaşmıştır. Defterden kaleme, boyadan çantaya kadar her kalem ürün aile bütçesini zorlarken, ilkokul seviyesindeki bir öğrencinin çantası ortalama 2.800–3.800 liraya, ortaokul ve lise seviyesindeki bir öğrencinin çantası ise 4.000–5.800 liraya dolmaktadır. Bu rakamlar, dar gelirli ailelerin çocukları açısından eğitimdeki eşitsizlikleri derinleştirirken, kamusal destek olmadan nitelikli ve eşit eğitim hakkının her geçen gün daha da zorlaştığını göstermektedir. “değerlendirmesinde bulundu

İLKOKUL 1-4. SINIF KIRTASİYE SEPETİ                   ORTAOKUL / LİSE KIRTASİYE SEPETİ    

 

 

ÜRÜN / KALEM

 

Fiyat (TL)

 

              ÜRÜN / KALEM

 

Fiyat (TL)

 Çanta800 – 1.200Çanta900 – 1.500
Kalem kutusu150 – 250Kalem kutusu200 – 300
Kurşun kalem (10’lu)80 – 120Kurşun + tükenmez kalem seti150 – 250
Renkli boya kalem seti200 – 300Renkli/ fosforlu kalem seti 200 – 300
Pastel boya180 – 250Defterler (12–15 adet)700 – 1.000
Sulu boya + fırça200 – 300Silgi + kalemtıraş80 – 120
Defterler (10 adet)400 – 600Cetvel, gönye, açıölçer, pergel200 – 300
Silgi + kalemtıraş50 – 100Dosya + klasörler250 – 350
Cetvel takımı80 – 120Yapıştırıcı + bant120 – 180
Kaplama kâğıdı + etiket120 – 180Hesap makinesi (lise düzeyi)500 – 700
Makas + yapıştırıcı100 – 150Resim defteri (gerekliyse)120 – 180
Resim defteri120 – 180TOPLAM (ortalama)4.000 – 5.800 TL
TOPLAM (ortalama)2.800 – 3.800 TL

2024/’25 ve 2025/’26 eğitim-öğretim yıllarına ait kırtasiye sepeti karşılaştırması, aileler üzerindeki yükün her geçen yıl nasıl ağırlaştığını gösterdiğini örneklerle açıklayan Özçelik,” Detaylara bakıldığında, özellikle ortaokul ve lise seviyesindeki öğrencilerin ihtiyaçları maliyeti daha da yukarı çekmektedir. Çanta, defter ve kalem gibi temel malzemeler her iki düzeyde de bulunurken; lise öğrencileri için dosya-klasör, daha fazla defter ve farklı kalem türleri gibi ek gereksinimler bütçeyi katlamaktadır. İlkokul sepetinde 2.800–3.800 TL arasında seyreden maliyet, lisede 4.000 TL’yi aşmakta ve 5.800 TL’ye kadar çıkabilmektedir. Bu tablo, çocuk büyüdükçe ve eğitim kademesi yükseldikçe ailelerin maruz kaldığı maddi yükün de katlanarak arttığını göstermektedir.”diye konuştu.

EĞİTİM MASRAFLARI YÜZDE 60’IN ÜZERİNDE

TÜİK’e göre resmi enflasyonun Ağustos 2024’te yüzde 51,97 iken Ağustos 2025’te yüzde 33’e gerilediğine de dikkat çeken Özçelik,ŞÖYLE KONUŞTU:” Ancak eğitim masraflarındaki ortalama artış %60’ın üzerindedir. Özellikle birden fazla çocuğu olan aileler için yük katlanarak büyüyor. Birçok veli en temel ihtiyaçları bile karşılayamaz hale gelmiş durumdadır. Büyükşehirlerde masraflar çok daha da yüksektir. Veliler her geçen yıl ağırlaşan eğitim masraflarını karşılayabilmek için ya borçlanmakta ya da başka temel ihtiyaçlarından feragat etmektedir.

VELİ CİDDİ BİR EKONOMİK PLANLAMA YAPMASI  GEREKLİ

Eğitim masraflarında yaşanan artışların ekonomik boyutu son derece çarpıcıdır. Asgari ücretli bir aile için sadece bir öğrencinin kırtasiye masrafı, aylık gelirinin yüzde 15-20’sine denk gelmektedir. Üstelik bu hesaplamalara okul servisi, yemek, kıyafet gibi ek giderler dahil değildir. Dolayısıyla, kamusal ve eşitlikçi bir eğitim hakkı, en temel düzeyde bile ailelerin omuzlarına ağır bir maliyet yüklenerek fiilen ortadan kaldırılmaktadır. Çocukların defter ve kalem gibi en basit ihtiyaçlarını karşılamak dahi ciddi bir ekonomik planlama gerektirir hale gelmiştir.

 DÜŞÜK GELİRLİ AİLELERİN ÇOCUKLARI OKULA EKSİK MALZEMELERLE GİTMEK ZORUNDA KALACAK

Yukarıdaki tablolar kırtasiye masraflarındaki artışın sadece ekonomik bir mesele olmadığını, aynı zamanda çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanmadığını gösteren ve eğitimdeki eşitsizlikleri derinleştiren politik bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Eğer devlet kamusal bir sorumluluk üstlenmez, öğrencilere ücretsiz veya destekli kırtasiye sağlamazsa, düşük gelirli ailelerin çocukları okula eksik malzemelerle gitmek zorunda kalacak ve bu durum onların eğitim sürecinde geri kalmalarına neden olacaktır. Kamusal eğitim anlayışı gereği, her öğrencinin eşit koşullarda eğitim görmesi bir hak, bu hakkı garanti altına almak da devletin temel sorumluluğudur.”

HERKES EĞİTİM HAKKINDAN EŞİT KOŞULLARDA YARARLANMALIDIR

 Eğitimin, her çocuğun anayasal hakkı olduğunu  ve bu hakkın hiçbir koşulda velilerin ekonomik gücüne bağlı hale getirilemeyeceğine de vurgu yapan Özçelik,özetle şunları söyledi:” Ancak bugün gelinen noktada, en temel okul ihtiyaçlarının dahi fahiş fiyatlara ulaşması, çocukların eğitim hakkını fiilen tehdit eder hale gelmiştir. Devletin görevi, bu hakkı sadece kâğıt üzerinde tanımak değil, gerçek yaşamda da güvence altına almaktır. Bu nedenle kırtasiye, okul çantası ve diğer eğitim giderleri konusunda kamusal destek sağlanmalı; her öğrenciye eşit, ücretsiz ve nitelikli eğitim imkânı sunulmalıdır. Aksi halde eğitimde var olan eşitsizlikler daha da derinleşecek, çocuk ve gençlerin geleceği tamamen piyasaya teslim edilmiş olacaktır.

 OKUL VE KIRTASİYE MASRAFLARI DEVLET TARAFINDAN KARŞILANMALIDIR

Eğitim, anayasal bir hak olduğuna göre öğrencilerin temel ihtiyaçlarının karşılanması da devletin asli görevidir. Bugün veliler, okul kıyafetinden deftere, kalemden beslenme çantasına kadar en temel masrafları kendi imkanlarıyla karşılamak zorunda kalmaktadır. Artan enflasyon ve derinleşen yoksulluk koşullarında bu durum milyonlarca aile için büyük bir yük haline gelmiştir. Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklar için kırtasiye malzemeleri, okul çantası ve temel ihtiyaçların ücretsiz sağlanması devletin sorumluluğu olmalıdır. Bu adım hem velilerin ekonomik yükünü hafifletecek hem de her çocuğun eşit şartlarda eğitim alabilmesinin önünü açacaktır.

DEVLET ;EŞİT, ÜCRETSİZ VE NİTELİKLİ EĞİTİM SUNMA SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMELİDİR.

Eğitim, hiçbir biçimde piyasa kurallarına terk edilemeyecek kadar temel ve yaşamsal bir haktır. Ne yazık ki yıllardır uygulanan piyasacı eğitim politikaları, okulları ticarethane, velileri ise müşteri konumuna itmiştir. Oysa eğitim ticari bir faaliyet değil, toplumsal bir hizmettir. Bu nedenle eğitimin her kademesinde kamu hizmeti anlayışı esas alınmalı, devlet tüm yurttaşlara eşit, ücretsiz ve nitelikli eğitim sunma sorumluluğunu yerine getirmelidir. Ancak bu şekilde farklı toplumsal kesimlerden çocuklar eşit koşullarda eğitim görebilir ve fırsat eşitsizliği ortadan kaldırılabilir.”

 100 ÖĞRENCİDEN 20 Sİ YETERLİ HARÇLIĞI OLMADIĞI İÇİN HAFTANIN EN AZ BİR GÜNÜ AÇ KALIYOR

2024 OECD verilerine göre-bu verilerin PİSA sınavına katılan öğrencilere yapılan anket sonucuna dayandığı verilerden oluştuğunu da anlatan Özçelik,konuşmasını şu sözlerle noktaladı:” ülkemizde ,okul çağındaki her 100 öğrenciden 20 si yeterli harçlığı olmadığı için haftanın en az bir günü okulda öğle yemeği yiyememektedir.Bu verilerden yola çıkarak21-22 Eylül 2024 günlerinde Ankara Kent Konseyi toplantı salonunda bir çalıştay düzenlendi. Bu çalıştayın ardından “Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu” kuruldu ve Milli Eğitim Bakanlığına her öğrenciye bir öğün ücretsiz öğle yemeği ve temiz içme suyuna erişim sağlaması çağrısı yapıldı ve aşağıdaki konuların önemi vurgulandı.  Öğrencilerin fiziksel, bilişsel ve sosyal ve duygusal refahını destekleyen sağlıklı ve güvenlibir okul ortamı oluşturmak sosyal devlet olmanın temel bileşenlerinden birisidir. Okul beslenme programları oluşturmak bütünsel refah anlayışınınönemli bir parçasıdır. Okuldaki beslenme faaliyetleri sadece fiziksel sağlık açısından değil, aynızamanda öğrencilerin okula aidiyet hissetmeleri ve mutluluk düzeylerinin artması açısından da önemli görülüyor.Benzer şekilde, araştırmalar da sağlıklı beslenmenin akademik başarıyı artırdığını, okul devamsızlığını azalttığını ve çocukların genel refahını geliştirdiğini gösteriyor. Bu nedenle, okuldaki beslenme hizmetlerinin izlenmesi dekapsayıcı ve nitelikli eğitim ortamlarının oluşturulması için önemlidir.

EĞİTİM BÜTÇESİ EN AZ İKİ KAT ARTIRILMALIDIR

 Bugün eğitime ayrılan bütçe, öğrencilerin ve okulların ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır. Kaynak yetersizliği nedeniyle birçok okul, velilerden “bağış” adı altında para toplamaya zorlanmakta; bu da eğitimde eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Eğitim hakkı, velilerin maddi katkılarına değil, devletin bütçeden ayırdığı kaynağa dayanmalıdır. Bunun için eğitim bütçesi acilen en az iki kat artırılmalı, her okulun ihtiyacına uygun ödenek sağlanmalı ve bağış uygulamaları kesin biçimde yasaklanmalıdır. Ancak bu şekilde velilerin sırtına yıkılan ekonomik yük hafifletilebilir ve kamusal eğitim anlayışı güçlendirilebilir.

Kamusal eğitimin güçlendirilmesi, velilerin üzerindeki ekonomik yükün hafifletilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Eğitime yeterli kaynak ayırmak sadece bir eğitim politikası değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.

 BAKANLIK KENDİ ELİYLE YARATTIĞI SORUNDA ÖĞRETMENLERİN AİLE BÜTÜNLÜKLERİNİ HIRPALANIYOR

Norm kadro uygulamaları ve norm kadro fazlası öğretmen atamalarındaki eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı uygulamalara derhal son verilmelidir.Milli Eğitim Bakanlığının çıkardığı son yönetmeliklerden biri de İllerin “öğretim bölgeleri” ne bölünmesi uygulamasıdır. Bu yönetmelik ile öğretmenlerin bulundukları, ikamet ettikleri ilçeden bir başka ilçeye atamalarının yapılmasının önü açılmıştır. Bir öğretim bölgesinde-örneğin Süleymanpaşa- okulunda norm fazlası olan öğretmenlerin bir başka ilçeye-örneğin Çorlu- atamaları yapılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığını kendi eliyle yarattığı öğretmenini mutsuz eden, öğretmenlerin aile bütünlüklerini hırpalayan bu kaotik ortama son verecek çözümler üretmeye davet ediyoruz. Bakanlığın asli ve ertelenemez görevlerinden birisi de budur.”Habertrak/Salih Aydın

Marka Flower Çiçekçi