Reklam

DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ

Yayınlama: 23.09.2025
A+
A-

Demokrasi kültürünün en temel öğeleri, özgürlük, eşitlik, insan hak ve özgürlüklerine saygı, sosyal adalet düşüncesidir.

Özgür iradeli ve özgür ifadeli bireylerden oluşan toplumda demokrasi kültürü gelişir.

Çağdaş toplumun en belirgin göstergesi demokrasi kültürüdür.

Siyaset bilimcisi Muhittin Bilge, “Türkiye’de Demokrasi Kültürü” başlıklı yazısında, konuyu iki açıdan ele alıyor: İlki, baştan bu yana siyaset kurumu ve yönetici elitin demokrasi algısı ve pratiği; ikincisi ise, bu pratiğin etkilediği toplumun demokrasi anlayışı ve tutumu.

Yazara göre “İnsanımız, kendisini bu ülkenin sahibi zanneden seçkinlerden devşirdiği miras ve bunun üzerine inşa ettiği öncüllerden mülhem, eline geçen ilk fırsatta “öteki”nin üzerinde bir hegemonya kurmaya çalışan şartlanmışlık hali ve bu halden demokratik bir refleks çıkmasının zorluğu içinde.

Kısacası, kişi ya da grupların sadece kendi özgürlüklerine ve beklentilerine vurguda bulundukları demokrasi kültürü ve bunun örgütlü hale getirilmesi anlamındaki sivil toplum etkinlikleri, lokal anlamda bir sonuca

varsa da, aslında, makro anlamda bir çözümsüzlüğe hizmet edecektir ki, bugün ülkemizde baskın olan demokrasi kültür ve pratiği de maalesef budur.”

Avrupa Konseyinin 2016’da yayınlanan “Demokratik Kültür Yetkinlikleri Referans Çerçevesi” başlıklı 80 sayfalık kıtapçığında da benzer bir durum vurgulanıyor:

“Demokratik kanun ve kurumlar, ancak bir demokrasi kültürüne dayandıklarında etkili bir şekilde işleyebilirler. Bunun da anahtarı eğitimdir.

Esas olan, gençlerin modern, çeşitlilik içeren ve demokratik toplumlarda sorumluluk sahibi vatandaşlar olmalarını sağlayacak bilgileri, değerleri ve kapasiteyi edinmelerini sağlamaktır.

(…)

Ancak, her ne kadar demokratik kurum ve kanunlar olmadan demokrasi var olamasa da, vatandaşlar bir demokrasi kültürünü hayata geçirmedikleri ve demokratik değer ve tutumlara sahip olmadıkları sürece bu kurumlar da işleyemez.”

 

KONSEYİN SAPTADIĞI 20 YETKİNLİK

Konseyin çalışma ekibi, aşağıdaki yetkinlikleri önemli bulmuş.

Kitapçıkta her biri detaylı olarak anlatılıyor.

 

– İnsan onuruna ve insan haklarına değer verme

– Kültürel çeşitliliğe değer verme

– Demokrasi, adalet, hakkaniyet, eşitlik ve hukukun üstünlüğüne değer verme

– Kültürel farklılıklara ve farklı inançlara, dünya görüşlerine ve uygulamalara açık olma

– Saygı

– Toplum bilinci

– Sorumluluk

– Öz yeterlik

– Belirsizliğe karşı tolerans

– Bağımsız öğrenme becerileri

– Analitik ve eleştirel düşünme becerileri

– Dinleme ve gözlemleme becerileri

– Empati

– Esneklik ve uyum sağlayabilme becerileri

– Dil, iletişim ve çok dillilik becerileri

– İş birliği becerileri

– Çatışma çözme becerileri

– Kişinin kendisine ilişkin bilgisi ve eleştirel anlayışı

– Dil ve iletişime ilişkin bilgi ve eleştirel anlayış

– Dünyaya ilişkin bilgi ve eleştirel anlayış: Siyaset, hukuk, insan hakları, kültür, farklı kültürler, dinler, tarih, medya, ekonomiler, çevre,sürdürülebilirlik

 

SİYASET VE HUKUKA İLİŞKİN BİLGİ VE ELEŞTİREL ANLAYIŞ

Konseyin bu konudaki mesajını olduğu gibi alıyorum:

“1. Demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik, vatandaşlık, hak ve sorumluluklar, yasa ve yönetmeliklerin gerekliliği ve hukukun üstünlüğü dâhil olmak üzere, siyasi ve yasal kavramlarla ilgili bilgi ve anlayış,

  1. Siyasi partilerin görevleri, seçim süreçleri ve oy verme dâhil olmak üzere, demokratik süreçlere ve demokratik kurumların nasıl çalıştığına dair bilgi ve anlayış,
  2. Sivil toplumun ve sivil toplum kuruluşlarının oynayabileceği rol de dâhil olmak üzere, vatandaşların siyasi tartışmalara ve karar verme süreçlerine ne şekilde katılabilecekleri ve politikaları ve toplumu ne şekilde etkileyebilecekleri konusunda bilgi ve anlayış,
  3. Demokratik toplumlarda güç ve iktidar ilişkilerine, siyasi anlaşmazlıklara ve görüş ayrılıklarına dair ve bu anlaşmazlık ve çatışmaların barış yoluyla nasıl çözüme kavuşturulabileceğine dair bilgi ve anlayış,
  4. Güncel konulara, dönemin sosyal ve siyasi sorunlarına ve diğer insanların siyasi görüşlerine dair bilgi ve anlayış,
  5. Günümüzde demokrasiye yönelik var olan tehditlere ilişkin bilgi ve anlayış.”

 

SONUÇ

Yukarıda Muhittin Bilge’nin yazısı ve Avrupa Konseyi’nin kitapçığından yaptığım alıntıların özü, demokrasi kültürünün yerleşmesi ve gelişmesi için  hem yöneticilerin hem de halkın bu konuda bilinçli ve istekli olması gerektiğidir.

Fakat ne yazık ki her iki grubun da demokrasi anlayışının tam yerleşmemiş olduğu, dünyadaki uygulamalardan habersiz oldukları görülüyor.

Birkaç örnek:

 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel 8 Mart 2024 akşamı HaberTürk kanalında  katıldığı bir yayının (*)

30. dakikasında belediye başkan adaylarına bazı tavsiyelerde bulunuyor:

“(…) Ben derim ki, iline bir bak, kimler var o ilde, kimler yaşıyor. Örneğin, işte, Sivaslılar yaşıyor, Tokatlılar yaşıyor falan. Derim ki mutlaka  listenin garanti seçilecek bir yerinde, bir de sınırında bir yerde mutlaka iki Sivasli belediye meclis üyesi al. Başkan ben nereden bulacağım onları deyince, derim ki, o kentte yaşayan Sivaslıların kanaat önderleri vardır. O kanaat önderleriyle konuşursan onların belirleyeceği isim genel kabul görür. Bu Tokatlı olduğunda da böyledir, Kürt seçmen olduğunda da böyledir, Karadenizli olduğunda da böyledir. Siyasette, Türkiye’de genelde böyle gidiyor. (…)”

 

Belediye meclis üyeleri böyle mi seçilir?

Sonra  “kent uzlaşısı” denen sorun çıkıyor.

Başkan adayının meclis listesi yapması ne demek?

Belediye meclis üyeleri mahallelerinde partililer ve halk tarafından seçilmeli, hatta, belediye başkanı mahallelerden gelen meclis üyeleri tarafından seçilmeli.

İdeal parti içi demokraside her şey tabandan başlar yukarı doğru seçilerek, elenerek gider.

Anlaşılan, Sayın Özel sistemdeki çarpıklığı kabullenmiş.

Tüzük Kurultayındaki tutumuna bakılırsa, bu durumu değiştirmek için bir adım atmayı da düşünmüyor.

 

Daha yeni bir örnek:

CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, 6 Eylül 2025 tarihinde Sözcü TV’de, Gülşah İnce’nin yönettiği “Türkiye’nin Sözü” programında, Özgür Özel’i övmek isterken “çarşaf listeyle yapılan seçimde anahtar listesi delinmemiş bir başkan” dedi !

Ali Gökçek, çarşaf listenin ruhunu zedeleyen anahtar listenin demokrasiye aykırı bir şey olduğunun farkında değil.

 

Bir örnek daha:

Ekrem İmamoğlu Beykoz Belediye Başkan Yardımcısı Özlem Gürzel’in AKP’ye geçmesine çok üzülmüş.

Çünkü Gürzel’i, Beykoz’a Beylikdüzü’nden kendisi göndermiş.

Her tarafta benim adamlarım olsun yaklaşımı da pek demokrasi ile bağdaşmıyor.

Beşiktaşlıların çok istediği Nasuh Mahruki Belediye başkan adayı neden yapılmadı?

Bir aday için “yapılmak” sözcüğünü kullanmak bir demokraside  utanılacak bir durumdur.

 

Son örnek:

Kadın kotası olayı  da  demokrasi anlayışına hiç uymayan bir şey.

Kota lafı, tepede bir kişinin bir liste yazdığını akla getiriyor.

Bu kişiye belli bir yüzde ile araya kadın isimleri  yazması söyleniyor.

Adil seçim sistemleri ve adil yarışma ortamı olsa böyle bir kotaya hiç gerek kalmaz.

 

Yöneticiler, “biz önseçim yapan tek partiyiz, kurultayda genel başkanı değiştirmeyi başarabilen bir partiyiz, parti içi demokrasimiz mükemmel” gibi beyanatlar veriyorlar.

Batı demokrasilerinde gayet olağan görülen şeyler burada çok büyük başarıymış gibi anlatılıyor.

Ön seçimlerin gerçekten üyelerin isteğini yansıtıp yansıtmadığı araştırılmıyor.

Farklı seçim yöntemleri tartışılmıyor.

Çünkü bu kavramları ne yöneticiler ne de üyeler tam olarak biliyor.

Biliyorlarsa bile uygulamaktan kaçınıyorlar.

 

Şimdi iktidarın enerjimizi tüketen  saldırıları karşısında bu yazdıklarımı yersiz bulabilirsiniz.

Ama, ne olursa olsun demokrasiden ve adaletten ayrılmamış olmak bizi her zaman daha güçlü yapar.

 

(*) https://youtu.be/qrreYzqnWIQ?si=0JoRWWWhn4QFAHo1

 

Yazarın Son Yazıları
Marka Flower Çiçekçi