Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Son günlerde nereye baksam aynı tabloyla karşılaşıyorum. Hastane bahçeleri, park köşeleri, kafelerin önü… Genç kadınlar, genç erkekler ve en çok da dikkatimi çeken sağlık çalışanları. Koşar adım çıktıkları kısa molalarını, nefes almak için değil; sigara dumanının arasında tükenmek için harcıyorlar.
Düşünmeden edemiyorum: Öksüren, boğazı tahriş olmuş, nefes darlığı çeken bir insan bile nasıl olur da bu dumanlı zehirli krallığa sarılabilir? Belki de “Nasıl olsa öleceğiz” felsefesinin rahatlatıcı ama bir o kadar da yanıltıcı perdesine sığınıyor insan. Ölüm elbet kaçınılmaz. Ama hayatı, daha nefes alacak yılları, bile isteye hastalıkla takas etmek, değiştirmek ne garip bir tercih…
Sigara yalnızca bir alışkanlık değil, bilimsel anlamda güçlü bir bağımlılıktır. Nikotin, beynin ödül mekanizmasını ele geçirir; sahte bir huzur, kısa süreli gevşeme sunar. Bedeli ise ağırdır: Akciğer kanseri, kalp-damar hastalıkları, erken yaşlanma, kısalmış bir ömür… Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl milyonlarca insan, bu krallığın kurbanı oluyor.
İşin felsefi tarafı ise daha çarpıcıdır. Sigara, insanın kendi hayatına karşı işlediği küçük bir intihar ritüelidir-ayindir adeta. Her nefeste ömründen birkaç dakikayı eksiltmek, her dumanla hayatının en kıymetli zamanlarını ipotek altına almak… Ve yine de insanlar o dumanı bir “özgürlük” simgesi gibi görür. Oysa bağımlılık, özgürlüğün değil tutsaklığın adıdır.
En ironik sahne ise sağlık çalışanlarının sigara molalarıdır. İnsan hayatını kurtarmaya ant içmiş ellerin, dinlenmek için bir pakete sarılması… Bu tablo, sigaranın saltanatının ne kadar köklü ve güçlü olduğunu gösteriyor.
Zor olan sigarayı bırakmak değil, başlamamaktır. Başladıktan sonra ise insana düşen, kötü krallığın gölgesinden çıkıp gerçek özgürlüğe, yani sağlıklı nefese kavuşmaktır. Çünkü hayat, sadece nefes almak değil; derin, huzurlu ve anlamlı nefes alabilmektir.
Bugün hastane bahçelerinde gördüğüm gençlerin gözlerinde aynı soruyu okudum: “Hayatın tadı gerçekten dumanda mı saklı?”
Aslında cevap çok basit ve bunu en iyi sağlık çalışanları biliyor: Hayatın tadı dumanda değil, nefeste.
Bir tanıdığımın yıllar önce anlattığı bir olayı burada paylaşmak isterim. Girdiği bir otopside, ölen kişinin ciğerlerini görmüş. Simsiyah, adeta zift gibi kapkara doku… İçinden koyu bir sıvı akıyormuş. O anki ürpertiyle dışarı çıkar çıkmaz sigara paketini yırtıp atmış. Ve ömrü boyunca hep aynı sözü tekrarlamış:
“ O ciğerleri gördükten sonra sigaranın masum olduğuna kimse beni inandıramaz.”
“Duman tükenir, nefes kalır; seçim insana aittir.”