Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
(562 Kelime, Okunma süresi 4 dakika)

Birçok ülkede demokrasi tehlike altında.
Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçiyor, başında bir yığın problem var.
Bu durumda, parti içi demokrasiden bahsetmeyi yersiz bulabilirsiniz.
Ama bilgeler, “Dünyayı değiştirmek istiyorsanız önce kendinizden başlayın” demişler.
Biz de bilgeleri dinleyelim, ve parti içi demokrasi üzerine, kaçıncısı olduğunu unuttuğum, bir yazıya daha başlayalım.
***
Bir siyasi partide, rasyonel bir şekilde tartışılabilen, ülke ve parti yararına argümanlara dayanan, çeşitli görüşler olabilir.
Örneğin, Fransa’da Parti Socialiste, PS, 1969 yılında çeşitli sol fraksiyonların birleşmesiyle kurulmuş.
PS içinde, Türkçe’ye “akım” olarak çevirebileceğim, “courant” denen düşünce grupları bulunuyor.
Bu akımların “motion” denen ayrı önergeleri oluyor ve kimse onları “Vay, bölücülük yapıyorlar!” diye suçlamıyor.
Seçimlerde, akımlar dikkate alınıyor, her yönetim seviyesinde temsil ediliyor.
İLÇE YÖNETİMİ SEÇİMLERİ
CHP’de, ne yazık ki, böyle bir demokratik anlayış ve kapsayıcılık henüz yerleşmedi.
En yakından şahit olduğumuz bir örnek: ilçe yönetimi seçimleri.
Süleymanpaşa CHP örgütünde, birkaç dönemde bir yönetime gelip giden, en fazla 100-150 kişiden oluşan iki ana grup bulunuyor.
Gruplar zamanla komşuların, akrabaların katılımıyla genişliyor.
Kazanan grup, karşı tarafı tamamen dışlıyor; kaybedenler, tekrar kazanana kadar, parti binasına bile uğramıyor.
Delege, yönetim kurulu, belediye meclisi aday listeleri, masa başında, “benim adamım olsun da, isterse hiç iş yapmasın” yaklaşımıyla hazırlanıyor.
Bu grupların dışında kalan üyeler hiç dikkate alınmıyor.
Partiye yararlı olacak kişilerin de bir yarışa girip, çarşaf liste veya orantılı oylarla, demokratik bir şekilde seçilmelerine imkan verilmeli.
Örneğin, belediye meclis adayları, gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, mahallelerinde ön seçimle belirlenmeli.
Tüzüğün 42. Maddesinin 3. Bendinde bahsedilen “bireysel adaylık” uygulaması teşvik edilmeli.
Bu konuda bir Facebook sayfası var: https://www.facebook.com/groups/509483221156353/
Biliyorsunuz, bir fikre dayanmayan, sadece arkadaşlık, hemşerilik, mezhep ve bazı duygusal nedenlerle, körü körüne belli kişilerin peşinde koşmaya indirgenmiş grup davranışına, CHP’de kullanılan olumsuz anlamıyla, “hizipçilik” deniyor.
Biz bu durumda olmamalıyız.
PARTİ İÇİ GİRİŞİMCİLİK
Son günlerde iş dünyasından alınmış bir kavram öne çıkıyor: “Political Intrapreneurship”.
Bu terim “Parti İçi girişimcilik” olarak tercüme edilebilir.
Gerçekten iyi niyetli girişimlerle partide değişim yapmayı hedefleyen gruplar kendilerini bu ifadeyle tanımlayabilir.
Bu kavramı ortaya atan Avusturyalı Siyaset Bilimci Josef Lentsch, “Siyasi partiler dönüştürülebilir mi?” başlıklı makalesinde, “Siyasi partiler dünyadaki en karmaşık toplumsal örgütlerdendir. Bunlar yapısal olarak muhafazakardırlar. Tüm bu nitelikler, siyasi partilerin dönüşmesini inanılmaz derecede zorlaştırır. Halen, siyasi partilerin nasıl dönüştürüleceğine ilişkin pratik bir kılavuz bulunmuyor. Bana göre girişimcilik, büyük düşünmek, küçük başlamak ve hızlı hareket etmekle ilgilidir. Ancak son yıllardaki gelişmeleri gözlemlediğimde, şu sonuca vardım: Demokrasilerimizi kurtarmak ve daha ileri taşımak için dönüştürücü ve yenilikçi siyasi girişimlere ve yerleşik partilerin dönüştürülmesine ihtiyacımız var.” diyor.
Yazar, dış sorunlarla boğuşmak, ve demokrasiyi kurtarmak için önce partinin iç yapısını düzenlemek gerektiğini söylüyor.
Josef Lentsch’in yazılarına şu linkten ulaşabilirsiniz: https://www.linkedin.com/newsletters/political-intrapreneurship-6963124382256791553/
DEMOKRASİ: “YÜREK ALIŞKANLIĞI”
Tekrar Parti Socialiste’e dönelim: PS’nin bütün merkezi ve yerel organ seçimlerinde, orantılı çoğulcu (pluralist) yöntem kullanılıyor.
Yalnız başkanların seçiminde, bazen iki turlu, çoğunluk (majoritarian) sistemi uygulanıyor.
Çoğulcu yöntem, demokrasinin işlemesi için şart olan bir ahlak anlayışının, Alexis de Tocqueville’in ifadesiyle, bir “yürek alışkanlığı”nın uzantısı.
de Tocqueville’in “yürek alışkanlıklarının” güncel yorumu şöyle (*):
1- Birbirimize bağlı ve bağımlıyız, birbirimizin deneyimlerine ve uzmanlıklarına ihtiyacımız var.
2- “Farklılığı” takdir etmeli ve farklı insanları kabul etmeliyiz.
3- Toplumdaki gerilimleri yaratıcı ve sakin bir şekilde, alevlendirmeden ele almalıyız.
4- Topluma aktif bir katkıda bulunarak kendi sesimizi ve etki alanımızı geliştirmeliyiz.
5- Topluluklar oluşturmalıyız.
CHP’de üyelerin bütün potansiyelini açığa çıkaracak şekilde parti içi demokrasiyi geliştirmek. partiyi çok daha güçlendirecektir.
(*) https://fernandogros.com/de-tocqueville-and-the-habits-of-the-heart/