Reklam

SCHOPENHAUER’DEN ALINTILAR

Yayınlama: 13.01.2026
Düzenleme: 13.01.2026 11:44
A+
A-

 

 

YouTube’da, birtakım algoritmaların sonucunda, ilgilerinize göre bazı videolar öne çıkıyor.

Geçenlerde ilginç bir siteye rastladım: https://www.youtube.com/@ThoughtArchitectt/videos.

Sitenin tanıtım yazısı şöyle: “Düşünce Mimarı, insan ruhunun görünmeyen katmanlarına dalıyor; gerçeği ortaya çıkarıyor, içsel yaraları iyileştiriyor ve zamanın ötesinde  bilgelik ve derin düşünceler yoluyla sizi daha bilinçli bir hayata doğru yönlendiriyor.”

Aşağıda. bu siteden seçtiğim bir videodan bahsedeceğim: https://www.youtube.com/watch?v=PTvwJpjJEHk

Videodaki konuşmacı, Alman Filozof Schopenhauer’in çeşitli eserlerinde bahsettiği bazı fikirlerini açıklıyor.

Bu alıntılar için  Türkçe kaynak: “Schopenhauer, Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine” Çeviren Ahmet Aydoğan. Say Yayınları.

 

VİDEONUN İLK 7 DAKİKASININ TERCÜMESİ (*)

Birisiyle konuşuyorsunuz ve o kişi söylediklerinizi anlayamıyor; bunun nedeni açıklamanızın belirsiz olması değil, temelde anlama kapasitesinin olmaması.

Basitleştiriyorsunuz.

Benzetmeler kullanıyorsunuz.

Farklı yaklaşımlar deniyorsunuz.

Başlarını sallıyorlar.

Onaylıyorlar.

İlgili görünüyorlar.

Ama birkaç dakika sonra, konuyu tamamen kaçırmış oluyorlar.

Ya da belki de birinin aynı bariz hatayı tekrar tekrar yaptığını izlediniz.

Açık kanıtları görmezden geliyorlar, sağlam mantığı reddediyorlar, her seferinde mantık yerine duyguları seçiyorlar ve “Bu nasıl mümkün olabilir?” diye düşünüyorsunuz.

Arthur Schopenhauer’e göre çoğu insan, size öğretilen beklenti seviyesinin çok altında bir seviyede çalışır.

Bunun nedeni kötü niyetli olmaları değil, bilişsel kapasitelerinin temelde sınırlı olmasıdır.

Bu gerçeği kabul ettiğiniz anda, beklentileriniz ile karşınızdakinin sınırları arasındaki farktan kaynaklanan acıdan kurtulursunuz.

Schopenhauer, on yıllarca insan aptallığını her biçimde gözlemledi.

Ve bulduklarını acımasız bir dürüstlükle, rahatlatıcı klişeler olmadan, kibar yumuşatmalar olmadan, herkesin daha çok çabalarsa eleştirel düşünebileceğini iddia etmeden belgeledi.

Sadece zeka ve nadirliği hakkındaki rahatsız edici gerçeği ifade etti.

Bugün, Schopenhauer’in sizin seviyenizde düşünemeyen insanlarla başa çıkma felsefesini paylaşacağım.

Bunu, sizi kibirli yapmak için değil, gerçek zekanın size inandırıldığından çok daha nadir olduğu bir dünyada yolunuzu bulmanız için size bir harita vermek için paylaşıyorum.

Çünkü bu içgörüleri içselleştirdiğinizde her şey değişir.

Hayal kırıklığına uğramayı, üzülmeyi, asla işe yaramayacak etkileşimlere enerji harcamayı bırakıyorsunuz ve yanılsamadan gerçeği görmenin getirdiği netlikle hareket etmeye başlıyorsunuz.

Schopenhauer, insanların çoğunun düşünme yeteneğine sahip olmadığını, sadece inanma yeteneğine sahip olduğunu ve onlara akılla değil, sadece otorite ile erişmenin mümkün olduğunu gözlemlemiş.

Her şey burada başlıyor.

Çoğu insan aslında düşünmüyor.

Ezberliyorlar.

Tekrarlıyorlar.

Öğrendiklerini ezberleyip tekrarlıyorlar.

Siz mantık sunuyorsunuz.

Onlar sloganlarla karşılık veriyorlar.

Siz kanıt sunuyorsunuz.

Onlar duygularla karşılık veriyorlar.

Siz akıl kullanıyorsunuz.

Herkesin bildiği şeylere başvuruyorlar.

Sizin argümanınızla ilgilenmiyorlar.

Hiç sorgulamadıkları önceden yerleştirilmiş inançları savunuyorlar.

Schopenhauer, düşünemeyen insanlarla uğraşırken entelektüel bir alışveriş yapamadığınızı anlamıştı.

Onların seçmedikleri ve inceleyemedikleri bir programlamayı savunduklarını izliyorsunuz.

Bu durumda zeki bir  insanın ilk hamlesi, düşünce beklemeyi bırakmak olur.

Gerçek mantığınızı, sizinle  etkileşime girebilen nadir bireylere saklayın.

Schopenhauer şöyle yazmıştı: “Sıradan insan düşünme yeteneğine sahip değildir, sadece inanma yeteneğine sahiptir.”

Zekanın yaygın olduğuna, çoğu insanın makul derecede zeki olduğuna inanmaya şartlandırıldınız.

Bu rahatlatıcı bir kurgudur.

Schopenhauer’ın gözlemlediği gerçeklik, çoğu insanın içgüdünün biraz üzerinde bir bilişsel seviyede işlev gördüğüdür.

Tetikleyicilere tepki verirler, kalabalıkları takip ederler, nedenini anlamadan kalıpları tekrarlarlar.

Gerçek zekâ, soyut düşünme, mantıksal analiz, entelektüel dürüstlük kapasitesi son derece nadirdir.

Belki nüfusun %5’i, belki daha azı.

İnsanların nasıl karar verdiklerini izleyin, analiz yoluyla değil, duygu ve sosyal baskı yoluyla olduğunu görürsünüz.

İnançlarını nasıl oluşturduklarını izleyin, araştırma yoluyla değil, kabile kimliği yoluyla olduğunu görürsünüz.

Tartışmayı nasıl yaptıklarını izleyin, gerçeği keşfetmek için değil, kendi taraflarını savunmak için yaptıklarını görürsünüz.

Bu normaldir.

Zeka anormalliktir.

Schopenhauer  beklentilerinizi bu gerçekliğe göre ayarlamanızı öneriyor.

Etrafınızda uyuyan zeki insanlar, uyanmayı bekleyen entelektüeller yok.

Belli  programlarla çalışan biyolojik sistemlerle çevrilisiniz.

Zeki insan bu duruma  uyum sağlar.

Schopenhauer şöyle demişti: “İnsan elbette istediğini yapabilir, ama ne istediğini belirleyemez.”

İşte size yıllarca sürecek hayal kırıklığından kurtaracak şey: Bazı insanlar sizi anlayamaz.

Anlamak istemezler değil, anlayamazlar.

Onların bilişsel mimarileri, kullandığınız soyutlama seviyesini desteklemez.

Temel aritmetikle bile zorlanan birine kalkülüs anlatıyorsunuz.

Düşüncesi asla yüzeysel tepkilerden daha derine inmeyen biriyle felsefe tartışıyorsunuz.

Sadece ikili opsiyonları işleyen birine incelikli görüşler sunuyorsunuz.

Bu boşluk daha iyi bir açıklama ile kapatılamaz.

Basitçe, kapasite  mevcut değil.

Schopenhauer’in buradaki içgörüsü özgürleştirici.

Birisi sizi anlamadığında başarısız olmuyorsunuz.

Sadece kafa yapılarının sınırlarıyla karşılaşıyorsunuz.

Zeki insan, aşılmaz boşluklar arasında köprüler kurmaya çalışmayı bırakır.

İnsanlara gerçekten alabilecekleri şeyi verir, sonra yoluna devam eder.

 

(*) Türkçe alt yazı bulunmayan videoları tercüme ederek yabancı dil öğrenmek isteyenlere de bir yardımım olacağını düşünüyorum.

 

Yazarın Son Yazıları
Marka Flower Çiçekçi