Reklam

BİR GECELİK ÇİÇEKLER DEĞİL, YÜZYILLIK SOĞANLAR İSTİYORUZ

Yayınlama: 29.01.2026
Düzenleme: 29.01.2026 15:34
A+
A-

Bir kış sabahı Tekirdağ sahilinde yürürken Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından birkaç hafta önce ekilmiş çiçeklerin bir gecelik ayazla nasıl boyunlarını büktüğünü, karardığını görmek, insanın içini acıtıyor.

Ne rüzgârın kabahati vardır bunda, ne karın, ne soğuğun… Suç, doğayı tanımadan ona hükmetmeye kalkan, mevsimi okumadan toprağa emir veren zihniyettedir.

Her yıl aynı döngü yaşanıyor: Ekilir, donar, sökülür ve atılır… Yeniden üretilir veya satın alınır, yeniden dikilir, yeniden kaybedilir…

Bu sadece çiçeklerin ölümü değildir; emek ölür, para ölür, estetik ölür, en çok da kamusal vicdan yara alır.

Oysa toprak ve geçmişimizdeki kültür bize bambaşka yol sunar. Sessiz, sabırlı ve kadim bir yol…

Soğanlı bitkilerin, çiçeklerin yolu…

Nerede o kış günü her evin bahçesini ve resmi törenlerde çelenklerimizi süsleyen renk renk açmış yürekli kasımpatıları; sormak istiyorum nerede ve niçin dikilmezler?

Kardelen, karın, soğuğun altından başını çıkartma cesaretiyle bizlere direnmeyi öğretmedi mi?
Sümbüller…
Zambaklar…
Nergisler…
Laleler…

Ve erguvanlar… Bizans’ta imparatorluğun, Osmanlı’da zarafetin, İstanbul’da ruhun rengidir. Tekirdağ’ımızda niçin şehrimizin, bölgemizin rengi, sembolü olmaz? Bir yasak mı var? Sürekli ekmeye, dikmeye harcanan zaman, para ortadayken ve hiç kimse için kalıcı bir kültür yaratılmazken; bunca ısrar niye?

Tekirdağ’ın rüzgârına, Tekirdağ’ın tarihine bu kadar yakışan bir ağaç ve bitkiler neden sokaklarımızda, parklarımızda bir imza gibi çoğalamaz?

Soğanlı bitkiler sadece dayanıklı değildir; onlar hafıza taşır, kültür taşır, hikâye taşır. Bir şehri çiçekle süslemek başka, o şehri çiçekle anlamlandırmak bambaşka bir iştir.

Burada iş artık sadece estetik mesele olmaktan çıkar, doğrudan kamu ahlakı meselesine dönüşür.

Her sökülüp atılan mevsimlik çiçek, halkın vergisiyle alınmış veya üretilmiştir. Her don gecesi çöpe giden çiçek tarhları, halkın cebinden kesilen parayla kurulmuştur. Bürokrasi sadece iş yapmakla değil, o işi doğru, kalıcı ve bilgece yapmakla sorumludur.

Park ve Bahçeler Müdürlükleri, sadece toprağı değil, kamunun vicdanı da emanet alırlar.

Geçici süslerle günü kurtarmak çok kolaydır. Zor olan, şehrin elli yıl sonrasını düşünmektir. Zor olan, bütçeyi bir mevsimlik alkışa değil, kuşaklar boyu sürecek bir estetiğe yatırmaktır.

Soğanlı bitkiler ve yöresel ağaçlar, bir defalık doğru planlamayla onlarca yıl şehri besler.
Her bahar yeniden doğar, yeniden kokar, her kuşak yeniden görür.

Bir çocuk, kardeleni tanıyarak büyürse, sümbülün kokusunu hafızasına alırsa, erguvanın altında gölge bulursa, o şehre sadece adres bağıyla değil, ruh bağıyla sımsıkı bağlanır.

İşte kamusal sorumluluk tam da budur: Vergiyi toprağa gömerken, onu çiçeğe değil, değere dönüştürmek. Görselliği kültüre, peyzajı hafızaya, bütçeyi de vicdanla buluşturmak…

Tekirdağ rüzgârı kadar asil, tarihi kadar derin, toprağı kadar sabırlı bir çiçek düzenini hak ediyor. Bir gecelik vitrin çiçekleri değil; kalıcı planlar, kalıcı vizyonlar…

Bir gecelik çiçekler değil efendiler; yüzyıllık soğanlar istiyoruz…

Marka Flower Çiçekçi