Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Her yıl olduğu gibi, bir rutin kontrol için yine yoldaydık.”Rutin” diyoruz ama aslında bu sözcüğün içinde saklı bir bilinç var. Gidebiliyorsan, yürüyerek bir hastanenin, bir kliniğin kapısından içeriye girebiliyorsanız, kalbin hâla seninle demektir.
Kardiyoloji kliniğinde her zamanki sükûnet yine oradaydı. Masaya oturduk, önümüzde tahliller. Uzm. Dr.Gökmen Gemici Bey sonuçlara bakarken sohbet eder gibi görünür ama dikkati milimetriktir. En küçük değişimi görür.”Bu değer neden oynamış?” der.”Ne oldu da böyle oldu?”
Soru sormak onun mesleğidir. Ama merak etmek ise karakteridir. Bilgiyi sorumlulukla yoğurmuş bir hekim tavrı… Rakamların arkasında ihtimal arıyor. Çünkü bilir; kalp sadece bir organ değil, bir ömrün de ritmidir.
Kontrole geçtik. Kalp elektrosu çekilirken o tanıdık ses dışarıya taştı: Tak… Tak… Tak…
Göğsümün içinde çalışan o küçük mucize. Bir an durup dinledim. Kanı taşıyan, hayatı dağıtan, hiçbir zaman izin almadan çalışan bir sadakat örneği…
Her o sesi (kalp atışını ) duyduğumda yıllardır aynı hatıraya konuk oluyorum. İlk uçak yolculuğuma…
Yer: Atatürk Havalimanı… Sabahın erken saatleri. Varış yeri: Şanlıurfa GAP Havalimanıydı. Uçağın motorları çalıştığında hissettiğim o güç yüklenmesi… Yerçekimine saygı duyarak göğe yükselme hazırlığı… O an bütün duyarlı hücrelerimle uçak mühendisliğine teşekkür etmiştim. İşte o an, uçağın her bir parçasını birbirine sımsıkı bir şekilde bağlayan perçinler gibi o anı zihnime perçinlendi.
Her vida, her perçin, her hesap… Fizik, kimya ve matematik olmadan bu mucizeyi anlayamayız ve anlatamayız…
Bu bilimler bir araya gelmiş, yüzlerce insanı güvenle göğe emanet edecek bir düzen kurmuş. Uçak mühendisliği romantik bir hayalin çok ötesine geçmiş. Uçak mühendisliği, milim belki mikron hassasiyetinde bir akıl disiplinidir. Hata kaldırmaz. Tıpkı kalp doktorluğu gibi.
Bir uçak mühendisti insanları birbirine kavuşturur. Bir kalp doktoru insanı hayata kavuşturur. Biri mesafeleri kısaltır. Biri ömrü uzatır. Biri gökleri emanet alır. Biri göğsümüzün içindeki emaneti korur.
Hiçbir uçak bakımsız havalanmaz. Her uçuş öncesi kontrol listesi tek tek gözden geçirilir. En küçük ihtimal ciddiye alınır. Çünkü gökte telafi yoktur.
Kalpte de yoktur. Biz çoğu zaman hastalanınca gideriz doktora. Ama asıl mesele hastalanmadan gitmektir. Yılda bir kez; sadece bir kez… Bu korkunun değil, bilincin işaretidir. Kendine duyduğun saygının göstergesidir.
Gökmen Bey’in kliniğinde beklerken, yazdığı kitabın ilk veya ikinci sayfasında yer alan bir hekim duası gözüme ilişti. Şiir gibi bir kıta:
“Ellerime şifa ver,
Kalbime merhamet.
Bilgimi kibirden koru,
İnsanlığa hizmeti nasip et.”
İşte asıl mesele burada. Bilgi tek başına yetmez. Merhametle birleşirse mucize olur. Uçak mühendisliği bilimi göğe taşır; kardiyoloji bilimi kalbe indirir. İkisi de insanlık için vardır. İkisi de emanettir.
Bugün göğe güvenerek biniyoruz, çıkıyoruz ve yükseliyoruz. Yarın sabaha kalbimize güvenerek uyanıyoruz.
İhmal etmeyelim! Ne göklere taşıyan bilimi, ne göğsümüzde atan mucizeyi! Yılda bir kez kalbimizin sesini dinleyelim!
Çünkü kalp sustuğunda, hiçbir yolculuk başlamaz…