Reklam

DÜZ YAZI MANTIK DEMEKTİR

Yayınlama: 01.03.2026
A+
A-

                    

Cumhuriyetimizin ana felsefesine bakarsanız, başköşeye VATAN aşkı ile MANTIK oturur. İnancın en saf hali söz konusudur; koşulları rafa kaldırmış, yok olmanın kıyıcığına gelmiş çok eski, oldukça deneyimli bir milletin, yeniden var olma biçimi; sadece savaş meydanlarında kazanılmadı. Derhal, o büyük cehalet, suskunluk ile başa etmek için okullar açılıp, öğretmenler ön saflarda karanlığı yara yara ilerledik…

 

Geçmişi anlatan Azerbaycanlı bir yazarın bizi anlatan, ruhumuzu titreten ve aklımda kaldığı kadarıyla sözü;

 

“ Bizler savaşlarımızı kılıçla kazandık. Fakat düşmanlarımız kalemle geri aldı.”

 

Buradan ne çıkarmalıyız? Tarih bilincimizin eksikliği olabilir mi? Felsefeden uzak kalışımız? Edebiyatı sadece birkaç güzel söz zannetmemiz? O kadar büyük yüreklerimiz var ki, öyle onurlu bir geçmişin içinden süzülmüşüz ki, unutmanın geriye dönüp fikri, kitapları hafife almanın cezası gibi, Mankurt benzetmesini üzülerek hatırlatmak isterim…

 

Mehpare Çelik, çok önemli aydınlarımızdan Melih Cevdet Anday’a soruyor:

 

—Türk Edebiyatı düz yazı-düşünce yazısı açısından yeterince zenginliğe ve derinliğe sahip mi? Değilse bunu neye bağlıyorsunuz?

 

Melih Cevdet Anday, iç çekerek uzunca bir cevap veriyor:

 

—Şimdi efendim, düz yazı demek uygarlık demektir. Düz yazı kurar uygarlığı. Geçmiş tarihimizin şanssız, talihsiz bir yanı düz yazıyı kuramamış olmasıdır. Bizim edebiyatımızda düz yazı yoktur. Düz yazı Tanzimatla başlar aşağı yukarı. Çok gecikerek. Düz yazı mantık demektir. Anlaşma aracı demektir. Konuşurken de mantığa uyarız. Yazarken de uyarız. Tabii tümce demek, mantıklı ögeleri olan bir bütün demektir.

 

Nokta koyunca belli bir anlam ve bir ileti çıkar ortaya. Bu olmadan uygarlık olabilir mi? Olmaz. Bizde, belki size şaşırtıcı gelecek ama uygarlığımız olduğunu sanmıyorum. Anlaşamayan insanlar, dille anlaşamayan insanlar nasıl bir uygarlık kursunlar. Ne büyüktür bizde? Bizde şiir büyüktür. Bütün doğuda, geri kalmış ülkelerde şiir büyüktür. Ama uygarlık düz yazı ile kurulur. Ama çok hızla geliştiğini sanıyorum düz yazımızın. Bu da dil devrimimiz ile gerçekleşti. Atatürk’ün ön-ayak olduğu devrimimizle gerçekleşti. Hızla gelişti düz yazımız, buna ne kadar sevinsek azdır.

 

Düz yazının önemi, bir uygarlığın kalıcı ve öncü olması için ne kadar önemli olduğu daha başka nasıl anlatılır ki?

 

Ya günümüzde; 21.yüzyılın birinci çeyreği bitmek üzereyken, düz yazımız yeterince derinlik kazandı mı? Sanmıyorum… Kazansaydı, bugünün basit anlaşmazlıkları ölümle, canilikle bitmezdi…

 

Bir arkadaşım birkaç uygar ülkeye gidip gezmiş. Parklarını, bahçelerini, kütüphanelerini dolaşmış, gözlem yapmış. Ne görmüş? Temiz caddeler, tertemiz parklar ve bahçeler görmüş. Parklarda, otobüslerde insanların ellerinde kitaplar görmüş…

 

Okumayan insanın düz yazı kültürü, derinliği gelişebilir mi? Mümkün yok… En iyi iradeye, zihin yapısına sahip olsa bile, ezber konuşmanın yüce erdemiyle; çabuk sever, çok çabuk küser ve korkar…

 

Hâlbuki düz yazı kültürü öyle mi? Esnekliğin erdemini, bir filozof gibi çareler üretmenin başkarakteri olmanızı sağlamaz mı? Kısacık dünya yaşamını büyük yük, korkunç girdaplar yerine, harika bir eğlence alanına çevirmez mi bu eşsiz gezegeni…

 

 

Marka Flower Çiçekçi