Reklam

MÜZE VAR, MÜZECİ YOK

Yayınlama: 10.03.2026
A+
A-

   ( Bir Şehrin Hafızayla İmtihanı )

   Bir şehir, bazen bir kaldırım taşıyla büyür; bazen bir ağaçla, bazen bir türküyle… Bazen de bir müzeyle…

Tekirdağ, Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat döneminde, sessiz ama tarihi bir eşiği aştı. Ertuğrul Mahallesi’in kalbine üç müze kazandırıldı. Bu, sadece bina yapmak değildi; kentin belleğine “artık seni önemsiyorum” demekti. Bir devrimdi bu.

Alkışladık…

Gururlandık…

Umutlandık…

Fakat önümüzde yıllardır duran koskocaman bir hakikat var, taş-nesneler tek başına konuşmaz. Duvar, kendi kendine hatıra anlatmaz. Vitrin, insan sesi olmadan suskundur.

  Müze dediğimiz şey; camekân değil, ruhtur. Ruh ise insanda yaşar.

Ne yazık ki bugün o müzelerin kapısından içeri girecek ziyaretçiyi karşılayan çoğu zaman bir müzeci değildir.Karşı binadan çağrılan,bu alanda eğitim almamış,bu hikayelere ömrünü vermemiş bir belediye çalışanıdır.

“Biz müzeyi gezmek istiyoruz, lütfen gezdirir misiniz?”

Bu cümle, bir şehrin kültür seviyesini ele veren acı bir itiraftır. O insana da yazıktır. Tarihi anlatmak, emanet taşımaktır. Her omuz bu yükü taşıyamaz. Her ses, geçmişi doğru titretemez.

Oysa bu ülkede müzecilik, sanat tarihi, arkeoloji okumuş; anlatmayı meslek, korumayı vicdan edinmiş ne çok genç var. Yıllarını bu işe vermiş, ama kapıların dışında bekleyen insanlar…

Altı kişi alınsaydı sadece…

Altı müzeci…

Altı hayat…

Altı ev…

Altı sofra…

Altı çocuk için umut…

Ve Tekirdağ için altı hafıza bekçisi…

Bir kent, müzesine personel almadığında sadece kadro açmaz; geleceğe de kapı kapatır. Bir şehrin kültür politikası, broşürle değil, insana verdiği değerle ölçülür.

Bugün müzeler var. Ama onları yaşatan ses yetersiz! Onları anlamlandıran bakış yetersiz! Asıl onları birer “hafıza mekan”na dönüştürecek bilinç eksik!

Kilitli bir vitrin yaşayan bir şehir değildir. Sessiz salonlar da kültür hayatı değildir.

Biz bunu yıllardır yazdık ve yazmaya devam ediyoruz. Ama sesimizi duyurmak şöyle dursun, çoğu zaman taş duvarlara çarpıp geri geldi.

Şimdi bir kez daha seslenelim:

Bir şehir, kendi geçmişini emanet edeceği evlatlarını ne zaman ciddiye alacak? Taşı onaran akıl, insanı da onarmayı ne zaman öğrenecek?

Ve Tekirdağ,”müze var ama müzeci yok”  utancından ne zaman kurtulacak?

Marka Flower Çiçekçi