Reklam

                                MEYDANIN ORTASINDA DURAN ARAÇ

                                MEYDANIN ORTASINDA DURAN ARAÇ
Yayınlama: 20.04.2026
Düzenleme: 20.04.2026 11:46
A+
A-

                                MEYDANIN ORTASINDA DURAN ARAÇ

                                           ( Trafik Zabıta Nerede? )

 

 

Hükümet Caddesi yönünde gelen beyaz minibüs, önce Muratlı Caddesi’ne girdi ve her zaman yaptığı işi yaptı: Minibüs önce kaldırıma oradan da Cengiz Topel Meydanı’na geçti. Tam ortasında durdu.

 

Karşı kaldırımın kenarındayım. İnsanlar banklarda oturuyor. Bir çocuk annesinin elini bırakıp birkaç metre öteye koştu. Anne de rahat; çünkü meydanın araçsız, tehlikesiz olduğunu düşünüyor. Yaşlı bir amca ağır ağır yürüyordu, bastonuna iyice yaslanarak.

 

O araç, TekEkmek için ekmek getiren geldi. Şehrimizin halkı için hizmete gelmiş olmasına hiçbir lafımız yok. Soru şudur: Bir meydan bu şekilde araçlara açılabilir mi? Araç şoförü meydana o kadar tanıdık bir şekilde girdi ki, sanki hiçbir yanlış iş yapmıyormuş özgüveni oldukça yerindeydi.

 

Karşı kaldırımda yanı başımda otobüs bekleyen yaşlı adam da sordu benim içimden sorduğum soruyu: Yahu bu nasıl şey? Yoksa ben mi abartıyorum, burası araç trafiğinden arındırılmış bir meydan değil mi? Biraz ötemizdeki esnaf, bu olayın her gün tekrarlandığını,ekmek bırakmak için beş on dakikalığına buraya girip çıktığını söylerken,araç şoförü ekmek kasalarını indirip geldiği gibi kendi yoluna gitti.

 

Birileri için bu manzara; “ Her gün oluyor zaten!” çoktan kendi alışkanlığını yapmıştı bile. Her gün oluyorsa, yaşanıyorsa sorun etmeye ne gerek var? Bu yaşanan şey, belki diğerlerine göre en masum olanı da olabilir. Yaya geçitleri üzerine parkedenler, engelli yolunu kapatanlar, kaldırıma park edenler ve daha bir sürü kuralsızlık salgını…

 

Kurallar önce esnetilmeye başlıyor. Usul usul gevşetilen kuralları en masum haliyle kabul edip sonunda alışıyoruz. Kuralları çiğneyenler için de alışkanlık haline geliyor. Sanki olması gereken buymuş gibi; nasıl olsa satış yeri belediyeye ait ve belediye de ekmek satış büfesini halk için yaptıysa, herkes bir fedakârlık yapsın gibi bir gülünç görüntü çıkıyor ortaya.

 

Meydanlar kimin için yapılır? Elbette insanlar için. O taşların, o trafiksiz alanın içinde çocuklar koşsun, insanlar huzur içinde yürüsün diye yapıldığını sanıyorum. Banklarda, yorgun insanların, yaşlıların soluklanması için yapıldığını sanıyorum.

 

O meydana; Cengiz Topel’e bir araç giriyorsa, sadece bir araç girmiş olmuyor, aynı zamanda huzur sınırı da siliniyor. Yarın daha fazla araç olabilirliği gün yüzüne çıkıyor. Oraya gelecek olanların, özellikle çocuklarıyla veya yorgun halleriyle, adımlarının ve niyetlerinin azalması anlamına da gelmiyor mu?

 

Hep öyle olmuyor mu? Bir kez o kural silinirse, görmezden gelinirse, yarın da bir başkası; “ çok az işim var, beş dakika sonra çıkacağım” derse ne yapacağız? Böyle giderse ne meydanlar, ne kaldırımlar kalacak; insanların huzur içinde dolaşıp dinleneceği alanlar araçlarla dolup taşacak.

 

Şehrimize her gün yeni araçlar girdiği gibi yeni insanlar taşınıyor. Araç otopark planlaması nerede? Dünya bunu nasıl çözmüş?

 

TekEkmek için ekmek getiren minibüsün ve diğer araç şoförlerini de çok iyi anlıyorum. Sıkışık caddeler, sokaklar geçici de olsa araca park yeri bulma sorunu yüzünden çare üretiyorlar; kendilerince… Herkesin düşüncesi; bir an önce işimi haledeyim ve çıkayım…

 

Bütün bu kuralsızlıkları yıllardır kabulleniyoruz. Çözüm üretecek kurumlar nerede? Madem belediyeler hizmet sunuyor, madem TekEkmek gibi bir sistem kurulmuş, o zaman bu hizmetin bir usulü, bir nezaketi olmalı.

 

Araç meydana girmesin. Gerekirse daha uzak bir yere çekilsin! Ya sonrası? İnsan gücü var. El arabaları var. Küçük taşıma araçları var. Bu konularda kurumlar örnek ve öncü olmayacaksa, özel söktür veya küçük esnaf olabilir mi?

 

Tekirdağ için belki de yeni bir kültür yaratmalıyız.”kolay olan” yerine “doğru olanı” seçen bir kültür… Bir aracın girmediği ama hizmetin aksamadığı bir istikrarlı düzen. Hem ekmeğin ulaştığı, hem de insanın güvende kaldığı bir şehir anlayışı.

 

Nice zamandır: Zabıta nerede? Trafik nerede? Denedim nerede? Soruyorum kendime. Yine fark ediyorum ki mesele sadece onların meselesi değil; bu mesele benim, bizim meselemiz. Hepimizin meselesi… Biz sustukça her zaman “beş dakika sonra çıkacağım” diyenler hiç bitmeyecek. Ve bir gün, evlerimize bile imkân olursa girip park edecek “bir şey olmaz” diyen, her zaman acelesi olan insanlar.

 

Tekirdağ için, Süyeymanpaşa için artık araç trafiği konusunda dünya çapında planlamalar yapmanın zamanı çoktan geldi de geçiyor bile. Çok katlı ve çok ucuz otoparklarla,bazı yerleri araç trafiğine kapatıp dışarıya çıkmaktan korkan insanlarımızı şehrin merkezine-kalbine çıkarmayı başarmalıyız.Hem harç sahipleri,hem de yayaların mutlu-huzurlu olacağı sistemler varken,birçok ülke bu reformları çoktan yapmışken; bizim kurumlarımız niçin bekliyor?

Marka Flower Çiçekçi