Reklam

DENİZ KİMİN? ŞEZLONGUN MU, VATANDAŞIN MI?

Yayınlama: 24.07.2026
A+
A-

Yaz geldi… Mevsim icabı havalar sıcak ve herkes denize koşuyor.

Ama sahilde, önce denizi değil, tabelaları görüyorsunuz.

“Özel İşletme”

“Sadece Müşteriler Kullanabilir”

“Şezlong Kiralamadan Giremezsiniz”

İnsan ister istemez soruyor…

Biz denize mi geldik, yoksa açık hava alışveriş merkezine mi?

Anlaşılan bazı işletmeler, kıyıları tapulu malları sanmaya başlamış.

Önce birkaç şezlong…Sonra birkaç masa…Ardından platform…Şemsiyeler ve de…Sonrasında bazı yerlerde de  iskele…

Derken vatandaşın denize ulaşacağı yer kalmıyor.

Havlunuzu serecek ,iki metrekare kum arıyorsunuz.

Onu da bulursanız şanslısınız.

Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 43. maddesi çok açık…”Kıyılar, kamu yararı gözetilerek kullanılacaktır.”

3621 sayılı Kıyı Kanunu da aynı şeyi söylüyor.”Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.Herkesin eşit ve serbest kullanımına açıktır.”

Peki uygulamada ne görüyoruz?

İskele yapılmış…Üzerine masalar,sandalyeler konulmuş…

Pastane olmuş…Lokanta olmuş…Kafe olmuş…Garsonlar,” sipariş “alıyor.

Kasa çalışıyor.Adisyon kesiliyor.Vatandaş ise aynı iskeleye adım atamıyor.

“Neden?”,”Müşteri değilsiniz.”

İşte asıl soru burada başlıyor.

Eğer iskele ticari işletmenin uzantısı olacaksa, bunun hukuki dayanağı nedir?Bu iskele hangi izinle yapıldı?Rekreatif amaçlı mı?Turizm amaçlı mı?Yoksa bugün projede olmayan bambaşka bir kullanıma mı dönüştü?

Bir başka soru…

Kıyı Kanunu’na göre kamuya açık olması gereken alanlarda vatandaşın geçişi fiilen engelleniyorsa, bunu kim denetliyor?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü kaç denetim yaptı?Valilik son kaç yılda kaç işletmeye işlem uyguladı?Kaç iskele incelendi?Kaç işletmeye “izin şartlarını ihlal ediyorsun” denildi? Kaçının izni iptal edildi?Yoksa herkes birbirine mi bakıyor?

Şimdiye kadar bu soruların cevabını alamadık.

Danıştay’ın yıllardır değişmeyen yaklaşımı ortada…Kıyılarda öncelik kamu yararıdır.Kıyılar,” özel mülk “gibi kullanılamaz.

Anayasa Mahkemesi de aynı noktaya işaret ediyor.”Kıyılar herkesindir.”

Peki o zaman vatandaş neden kendi kıyısında yabancı muamelesi görüyor?

Kimse işletmenin şezlongunu ,şemsiyesini,bedava istemiyor.

Kimse ücretsiz kahve de beklemiyor.Kimsenin gözü restoranın masasında değil.

Deniz ve kumsal,”menüde satılan bir ürün” değildir.

Bir de şu soruyu sormak gerekiyor.

Bugün iskele…Yarın kumsal…Öbür gün denizin yarısı…Sınır nerede başlayacak, nerede bitecek?

Kamu alanı yavaş yavaş özel işletme alanına dönüşüyorsa, buna kim “dur” diyecek?

Bu yazı işletmelere karşı değildir. Kurallara uygun çalışan, yatırım yapan, istihdam sağlayan, vergisini ödeyen işletmeler başımızın tacıdır.Ancak kamuya ait kıyılar üzerinde hiç kimsenin ayrıcalığı olamaz.

Çünkü deniz, zenginin de denizidir…Fakirin de…Şezlong kiralayanın da…Sadece havlusunu alıp gelenin de…Denizin sahibi işletmeler değil, millettir.Ve devletin görevi; kıyıları işletmelere teslim etmek değil, millet adına korumaktır.

Bugün cevap bekleyen soru şudur:

Tekirdağ’da kıyılar, gerçekten halkın mı, yoksa sessiz sedasız işletmelerin kullanımına mı

Bırakılıyor?

Marka Flower Çiçekçi