Reklam

TRAKYA’DA ÇİFTÇİ ÜRETİYOR, KAZANAMIYOR

Yayınlama: 18.08.2026
A+
A-

 

 

Toprak var, emek var, üretim var… Peki ya kazanç nerede?

 

Trakya’nın bereketli toprakları yıllardır Türkiye’nin tarımsal üretiminde önemli bir yük taşıyor. Edirne’den Kırklareli’ne, Tekirdağ’dan Saros’a kadar uzanan geniş coğrafyada çiftçi tarlasını ekiyor, biçiyor, ürününü sofraya gönderiyor.

 

Ama bugün Trakya çiftçisinin önündeki en büyük soru artık “Ne kadar üreteceğim?” değil.

 

“Ürettiğimden geriye ne kalacak?”

 

İşte asıl mesele burada başlıyor.

 

Çünkü çiftçi üretiyor ama kazancı her geçen yıl biraz daha eriyor.

 

Mazot pahalı…Gübre pahalı…Tohum pahalı…İlaç pahalı…İşçilik pahalı…Sulama yapan için elektrik ayrı bir yük.

 

Tarlaya girmenin maliyeti yükselirken, hasat zamanı ürünün fiyatı aynı hızda yükselmiyor. Çiftçinin hesabı daha ürün tarladayken bozuluyor.

 

Bir başka büyük sorun ise artık Trakya’nın kapısını daha sert çalan kuraklık.

 

Eskiden Trakya denildiğinde akla bereketli topraklar, buğday tarlaları ve ayçiçeğiyle sarıya boyanan ovalar gelirdi.

 

Şimdi ise çiftçi gökyüzüne bakıyor.

 

“Yağmur yağacak mı?”

 

Bu soru, artık çiftçinin kaderini belirleyen en önemli sorulardan biri.

 

Özellikle son yıllarda yağış rejiminin değişmesi, sıcaklıkların artması ve kuraklık, verim üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Tarlaya atılan tohumun karşılığını almak her geçen yıl daha zor hale geliyor.

 

BUĞDAY VAR, AYÇİÇEĞİ VAR AMA HUZUR YOK

 

Trakya’nın tarımsal kimliğinde buğday ve ayçiçeğinin ayrı bir yeri var.

 

Buğday başta olmak üzere ayçiçeği, arpa, kanola, çeltik ve dane mısır bölge ekonomisinin temel üretim kalemlerini oluşturuyor.

 

Ancak üretimin çokluğu, çiftçinin kazancının da çok olduğu anlamına gelmiyor.

 

Çünkü bugün çiftçi yalnızca tarladaki verimle mücadele etmiyor.

 

Bir yandan iklimle mücadele ediyor, bir yandan maliyetle, bir yandan da piyasa fiyatlarıyla…

 

Tarlasından aldığı ürünün kilosu üzerinden yaptığı hesap, çoğu zaman market rafındaki fiyatla örtüşmüyor.

 

Aradaki fark büyüyor.

 

Fakat o farkın karşılığını çiftçi alamıyor.

 

AYÇİÇEĞİNDE SORU BÜYÜK

 

Trakya denildiğinde akla gelen en önemli ürünlerden biri ayçiçeği.

 

Fakat ayçiçeği üreticisinin yüzü de son yıllarda eskisi kadar gülmüyor.

 

Kuraklık nedeniyle verim düşüyor.

 

Verim düşünce birim maliyet yükseliyor.

 

Maliyet yükselince açıklanan fiyat çiftçinin beklentisini karşılamıyor.

 

Ve çiftçi bir kez daha aynı hesabı yapıyor:

 

“Ben bu tarlayı neden ekiyorum?”

 

Bu soru tehlikeli bir sorudur.

 

Çünkü çiftçi üretimden koparsa yalnızca çiftçi kaybetmez.

 

Türkiye kaybeder.Trakya kaybeder.Soframız kaybeder.Gıda güvenliğimiz kaybeder.

 

ÇİFTÇİ SADAKA DEĞİL, EMEĞİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR

 

Çiftçinin talebi aslında çok açık.

 

Kimse çiftçiye lütuf istemiyor.

 

Kimse emeğinin karşılığını almadan üretmeye devam etmek istemiyor.

 

Üretici; maliyetlerini karşılayabileceği, gelecek yılın hesabını yapabileceği, çocuklarına ve ailesine güvenle bakabileceği bir üretim düzeni istiyor.

 

Kuraklık yaşayan üretici destek bekliyor.

 

Sulama yatırımlarının hızlanmasını istiyor.

 

Girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesini istiyor.

 

Ürün fiyatlarının maliyetler dikkate alınarak belirlenmesini istiyor.

 

En önemlisi de planlı bir tarım politikası istiyor.

 

Çünkü çiftçi bugün ne ekeceğini bilmeden, yarın kaça satacağını bilmeden üretim yapıyor.

 

Bu sistem sürdürülebilir değil.

 

TRAKYA’NIN TOPRAĞI VAR, AMA ÇİFTÇİSİ KÜSTÜRÜLMEMELİ

 

Trakya’nın toprağı hâlâ bereketli.

 

Çiftçisi hâlâ çalışkan.

 

Üretme isteği hâlâ var.

 

Fakat çiftçinin sabrını da sonsuz zannetmemek gerekiyor.

 

Çiftçi bugün zarar ederek üretirse yarın tarlasını küçültür.

 

Öbür gün başka ürün eker.

 

Bir sonraki yıl ekimden vazgeçer.

 

Sonra o boş kalan tarlaların hesabını hep birlikte öderiz.

 

Çünkü tarım, fabrikası kapandığında yeniden açılabilecek bir sektör değildir.

 

Toprağın terk edilmesi, üretimin azalması ve çiftçinin üretimden kopması ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendirir.

 

Bugün Trakya çiftçisinin söylediği cümle aslında her şeyi anlatıyor:

 

“Üretmek istiyoruz ama emeğimizin karşılığını almak istiyoruz.”

 

Bundan daha makul bir talep olabilir mi?

 

Çiftçiye yalnızca hasat zamanı değil, ekimden hasada kadar sahip çıkmak gerekiyor.

 

Kuraklık varsa destek verilecek.

 

Maliyet artıyorsa müdahale edilecek.

 

Ürün fiyatı belirlenirken çiftçinin maliyeti dikkate alınacak.

 

Sulama yatırımları hızlandırılacak.

 

Planlı üretim güçlendirilecek.

 

Çünkü tarım günü kurtarma işi değildir.

 

Tarım, ülkenin geleceğini kurtarma işidir.

 

Trakya’nın tarlalarında hâlâ buğday başakları yükseliyor, ayçiçekleri güneşe dönüyor.

 

Fakat o tarlaların başında bekleyen çiftçinin yüzü gülmüyorsa, orada ciddi bir sorun var demektir.

 

Toprak susarsa susuzluğu giderilir.

 

Ama çiftçinin umudu kurursa, onu yeniden yeşertmek çok daha zor olur.

 

Trakya üretiyor.

 

Şimdi sıra, Trakya çiftçisinin de kazanmasını sağlayacak düzeni kurmakta.

Marka Flower Çiçekçi