Mimarlar Odası’ndan Tekirdağ’daki rezerv alan planlarına sert itiraz: “Kentsel dönüşüm, emsal ve kat artışıyla nüfusu ikiye katlama projesine dönüşmemeli”
Tekirdağ’da kentsel dönüşüm ve rezerv alanlara ilişkin hazırlanan plan notları, Mimarlar Odası’nın sert uyarılarıyla yeniden gündemde. Tekirdağ Mimarlar Odası Başkanı Raşit Öztürk, kentsel dönüşüme karşı olmadıklarını ancak dönüşüm adı altında planlama sisteminin, kent kapasitesinin ve altyapının göz ardı edilmesine kesinlikle karşı olduklarını açıkladı.
Öztürk, dönüşümün kanun ve yönetmelikler çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirterek, meselenin yalnızca bina yenilemek olmadığını vurguladı.
“KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN ADI VAR, RANTIN YOLU OLMAMALI!”
Mimarlar Odası’nın temel itirazının kentsel dönüşümün kendisine değil, dönüşüm gerekçesiyle hazırlanan plan notlarına olduğunu belirten Öztürk, hukuka, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygunluk konusunda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Öztürk’e göre kentsel dönüşüm; “arsa satalım, hafriyat toplayalım” anlayışından uzak, gerçek afet risklerini dikkate alan ve güvenli yaşam alanları oluşturan bir anlayışla ele alınmalı.
GÖKHAN TANRIÖVER: “BİTMİŞ BİNAYA ÇÜRÜK RAPORU VERİLİYORSA ORTALIK AYAĞA KALKMALI!”
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Tanrıöver ise çok daha çarpıcı bir noktaya dikkat çekti.
Tanrıöver, 2018 yılındaki yapı yönetmeliğine göre yapılmış, hatta yeni tamamlanmış ve henüz iskânı alınmamış binalara dahi çürük raporu verildiği yönündeki iddiaların mutlaka araştırılması gerektiğini belirtti.
“Binaya çürük raporu veriyorsan, o binanın müteahhidini, projesini, ustasını, kalfasını, şantiye şefini ve yapı denetimini sorgulaman lazım.”
Tanrıöver, bu tür uygulamaların yalnızca bina üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Ortalığın ayağa kalkması lazım” ifadelerini kullandı.
ASILI MESELE: DÖNÜŞÜMÜN FİNANSMANI
Tanrıöver’in açıklamalarındaki en kritik başlıklardan biri ise kentsel dönüşümün finansmanı oldu.
Kentsel dönüşümün finansman sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Tanrıöver, bunun çözümünün doğrudan emsal ve kat artışı vermek olmadığını söyledi.
Mimarlar Odası’nın yaklaşımına göre dönüşüm finansmanı için kentin taşıma kapasitesini zorlayacak yeni yapılaşma yoğunlukları oluşturmak yerine farklı finansman modelleri tartışılmalı.
“7 METRELİK YOLA 4-5 KAT YÜKLENME OLMAZ!”
Tanrıöver, kentlerde nüfus yoğunluğunun artırılmasının altyapı ve ulaşım açısından ciddi sorunlar yaratabileceğine dikkat çekti.
Özellikle dar yolların bulunduğu bölgelerde kat ve emsal artışlarının kent üzerindeki baskıyı büyüteceğini belirten Tanrıöver, “7 metrelik yolların olduğu yerlere 4 kat, 5 kat veriyorsunuz. Bu yanlış.” diyerek tepki gösterdi.
1.95 EMSAL UYARISI: “YOĞUNLUK NEREDEYSE İKİYE ÇIKIYOR!”
Tanrıöver’in verdiği hesap ise tartışmanın boyutunu daha da çarpıcı hale getirdi.
Yeni mevzuatla gelen artışlarla birlikte bazı uygulamalarda 1.30 katsayısının 1.50 ile çarpılması sonucu 1.95 seviyesine ulaşan bir yoğunluk oluşabileceğini belirten Tanrıöver, bunun nüfus değil ancak yapı ve yoğunluk açısından ciddi bir artış anlamına geleceğine dikkat çekti.
Üstelik dönüşümle birlikte mevcut dairelerin küçülmesinin de aynı alan içerisinde daha fazla konut ve dolayısıyla daha fazla nüfus baskısı yaratabileceğini ifade etti.
“BU SAKSI BU ÇİÇEĞİ BAKAMAZ, PATLAR!”
Tanrıöver, Tekirdağ’ın mevcut altyapısının kaldırabileceğinden daha fazla yapı ve nüfus yüküyle karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini oldukça çarpıcı bir benzetmeyle anlattı:
“Bu kentte olduğu yerde bu saksı bu çiçeği bakamaz, patlar.”
Bu söz, tartışmanın özünü de ortaya koyuyor:
Kenti büyütmek başka, mevcut kentin içerisine daha fazla nüfus sıkıştırmak başka.
AFETTE EN BÜYÜK TEHLİKE: SIKIŞAN KENT
Mimarlar Odası’nın dikkat çektiği bir diğer başlık ise afet anında ulaşım.
Belirli bir alana, altyapı kapasitesi artırılmadan daha fazla nüfus ve yapı yüklenmesinin olası bir afette ulaşımı kilitleyebileceği uyarısında bulunan Tanrıöver, “Kenti belli bir nüfusun üzerine çıkarmadan, açmadan sıkıştırdığınız zaman herhangi bir afette ulaşımı imkânsız kılarsınız.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu nedenle kentsel dönüşümün yalnızca “bina yıkıldı, yenisi yapıldı” hesabıyla ele alınamayacağı vurgulandı.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM, KENTİ DÖNÜŞTÜRMEK DEĞİL; KENTİ YAŞANABİLİR HALE GETİRMEK OLMALI!”
Raşit Öztürk ise dönüşümün temel amacının kente yeni nüfus eklemek değil, güvenli ve yaşanabilir mekânlar üretmek olduğunu belirtti.
Öztürk’e göre dönüşüm sürecinde altyapı, sosyal donatı alanları, ulaşım, kent kapasitesi ve teknik altyapı birlikte değerlendirilmeden yalnızca emsal ve kat artışı üzerinden çözüm aranması doğru değil.
“HER YERİ DÖNÜŞTÜRMEK YERİNE İHTİYAÇ OLAN YERDE DÖNÜŞÜM”
Tanrıöver de kentsel dönüşümün bütün kentte aynı modelle uygulanmasına karşı olduklarını belirterek, ada bazlı ve lokal dönüşümün mümkün olduğunu ifade etti.
Mimarlar Odası’nın mesajı net:
Kentsel dönüşüm gerekli. Ancak dönüşüm adı altında kentin taşıma kapasitesi zorlanmamalı.
YARININ TEKİRDAĞ’I BUGÜNÜN HESABIYLA PLANLANMAMALI
Tekirdağ’ın geleceği açısından tartışmanın yalnızca bugünün binaları üzerinden değil, gelecek yıllarda ortaya çıkacak nüfus, ulaşım, altyapı ve afet riskleri üzerinden yürütülmesi gerektiği görülüyor.
Mimarlar Odası’nın açıklaması, Tekirdağ’daki kentsel dönüşüm tartışmasını bir başka noktaya taşıyor:
Güvenli bina yapmak yetmez. Güvenli kent yapmak gerekir.
Ve asıl soru şu:
KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜ YAPIYORUZ, YOKSA KENTİN KALDIRAMAYACAĞI YENİ BİR YÜK MÜ OLUŞTURUYORUZ? Habertrak/Nijat Ayvaz