Birkaç yıl önceydi. Eşimle birlikte tuttuk Kadıköy’ün yolunu. Ne yapacağız orada? Yarım gazete boyutlarında ama gazete olmayan, fakat gazeteye benzeyen, sekiz sayfalık, bir bildiriler ve açık mektuplar bütünü. Onları dağıtacağız ücretsiz olarak. Orada ebeveynlere, gençlere ve devlete sesleniyorum.
Çıktık vardık, Eminönü İskelesinin girişine. Bir yanda ben duruyorum, bir yanda eşim. Ve ben “Bu gazeteyi çocuklar için çıkardık. Ücretsiz dağıtıyoruz. Buyurun, vapurda giderken okursunuz” diye bağırıyorum ama “Bu adam ne diyor?” diye düşünüp dönüp bakmadan bile geçenler oluyor. Dönüp bakanlardan ise sadece yüzde biri, bilemediniz, ellide biri kabul alıyor. Hem ücretsiz, hem çocuklar için, hem de vapurda boş durmaktansa okuyabilecek olmalarına rağmen ancak bu kadarı alarak geçiyor.
Düşünün ki siyasi veya ideolojik ya da hükümet karşıtı bir şey de değil almalarını istediğimiz şey. Yani korkmalarını, çekinmelerini gerektirecek hiçbir sebep yok. Buna rağmen almıyorlar.
Şimdi bunu nasıl açıklamak gerekir, çocuğa duyulan sevgisizlik ve ilgisizlikten başka?
Toplumumuz çocuklarını işte ancak bu kadar seviyor, onlarla ancak bu kadar ilgileniyor. Ondan sonra da eğitim sisteminden şikâyet, okuldan şikâyet, öğretmenden şikâyet, akrandan şikâyet, falan filan. Tamam, bunların hepsinde de haklı olabilirler ama ya kendilerinin durumu, kendi sorumlulukları?
Onları varlığına kuvvetli inandığım Allah’ın öfkesinehavale ediyorum. Çünkü emanetine hıyanet ediyorlar.
Ya Buna Ne Dersiniz?
Yine birkaç yıl önceydi. 5 bine yakın arkadaşlı Facebook hesabımdan hem ücretsiz, hem de canlı olarak eğitici ve eğlenceli bir çocuk programı yapacağımı duyurdum. Tabii iki gün önceden Pazar günü yapacağımı ve saatini de vererek. Hem günlerden Pazar, hem de saat çok uygun olmasına rağmen katılan çocuk sayısı 2‘de kaldı. Yanlış okumadınız; yazıyla iki. Üstelik de hesabım herkese açık olmasına rağmen.
Demek ki ebeveynler çocuklarıyla 50 dakika meşgul olmak yerine, ellerine birer tablet veya telefon verip başlarından savmayı tercih ettiler. Ondan sonra da “Ah çocuklarımız, vah çocuklarımız!”
Onları da Allah’ın öfkesinehavale ediyorum.Çünkü emanetine hıyanet etmiş oldular.
Ve Bir de Buna?
Ne yazık ki ikiyüzlü bir toplumuz. Çünkü kime sorsan hemen hepsi de çocukları sevdiğini söyler. Ama benim tanıklıklarım bunun sadece lâfta kaldığını, kendi çocuklarını bile yeterince sevmediklerini gösteriyor.
İşte size bunu kanıtlayan bir örnek daha:
Youtube kanalımda çocuklar ve onlara yaklaşımımızın nasıl olmasıyla ilgili kısa videolar paylaşıyorum.
Son iki haftada paylaştığım 36 videomu gözden geçirdim. 70 bin kişi izlemiş. Peki, bu 70 bin kişiden kaçı “Bu kanal çocuklarımızın yetiştirilmesiyle ilgili videolar paylaşıyor, öyleyse destek olayım” deyip abone oldu? Sadece 4’ü! Yazıyla dört. İşte bizim çocuk sevgimizin göstergesi!
Toplum olarak çocukları çok sevdiğimizin koca bir yalandan ibaret olduğunu kanıtlamıyor mu bu sonuç size? Bunun gerçek olduğunu görmek için kanalımdaki videolara bakabilirsiniz. Kanalın adı Güneş Çocuktan Doğar.
Herkes sadece kendi çocuğunu seviyor diyeceğim ama onu bile diyemiyorum. Çünkü onun derecesinden bile şüphem var. Zira çocuğu çığlık çığlığa ağlarken bile elindeki telefonu bırakmayan anne babalarla dolu değil mi ortalık?