VATANDAŞLIK GÖREVİ

Yayınlama: 31.12.2019 10:23
A+
A-

[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]

 

Kanal İstanbul tartışmaları tüm ülkeyi sarmış durumda. Her zaman olduğu gibi bilgi KARGAŞASI büyük bir ustalıkla yapılıyor; yönetiliyor. Okullarımızın, eğitimimizin, sanatımızın diz çöktüğü yerde, muhteşem bilgi ve bilgilendirme beklemek doğru olur mu; ayrıca düşündürücü…

 

İstanbul’un duyarlı halkı yapılacak ÇILGIN PROJE için sağduyuları ile İTİRAZ haklarını kullanmak için kuyruklara girdiler. Soğuk, yağmur ve rüzgâra aldırmadan, yaşlı, genç; on binlerce İstanbullu bir başka insancıl başkaldırının anlatımını yapıyorlar; “Bizleri; vatandaşı da önemseyin! Bizim için yapacağınız şeyleri bize de danışın!” anlatımları ancak böyle yapılır…

 

Eğer bir yerde demokrasi varsa, halktan aldığın oyların ne demek olduğunu, muhalif olanların da önemli olduğunu düşünüyor, biliyor ve anlıyorsanız; demokrasi yüreğinizde yer etmiş, kültürel bir yolculuğa başlamış demektir.

 

Ne hazindir ki hükümetimizin en başında bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, halkın içinden; sıklıkla Valilerine, il ve ilçe başkanlarına yapmış olduğu uyarıları; “ Sahaya inin; sahalara inin!” söylemlerini artık bürokratları yapmıyor veya yapamıyor…

 

“Ben yaptım bi güzel oldu!” söylemlerinin karşılığı yoktur… Çünkü “ İstanbul’a İhanet Ettik!” itirafı Sayın Cumhurbaşkanı’na aittir. Öyleyse, niçin tartışmıyoruz? Halka niçin sormuyoruz? Bu yaşadığımız şehrimizde de geçerli. Büyük projeler, halkımız için önemli yatırımlar halkımızdan kaç kişiye danışılıyor?

 

Gelelim İstanbul halkına! Soğuk ve yağmur var; ama binlerce insan VATANDAŞLIK kuyruğuna girmiş. Yani, Çılgın Proje; Kanal İstanbul’a İTİRAZ dilekçe kuyruğu…

 

Ulusal basından bir muhabir bir vatandaşımıza yaklaşın soruyor; “ Çok soğuk, çok kuyruk var!”

 

Vatandaşımız hiç düşünmeden, ruhuna ve hücrelerine işlemiş bir inanç içinde cevap veriyor; “ Olsun beklerim! Vatan görevi!”

 

Bu tür cevabı veren binlerce var ama bu vatandaşın ses tonundan öfke, kin, nefret yok. Tıpkı, sessiz sedasız yoksulluğu içinde zengin ve onurlu bir inanç içinde, Nazım Hikmet’in sesi ve soluğuyla;

 

“ Ayın altında kağnılar gidiyordu

Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon’a doğru.

Toprak öyle bitip tükenmez,

Dağlar öyle uzakta,

Sanki gidenler hiçbir zaman,

Hiçbir menzile erişemeyeceklerdi.”

 

İnanmak böyle bir şey; ruhunuz, sesiniz,soluğunuz,bedeniniz yek vücut olur;endişenin yerini hareket alır;inançlı,ağır aksak bile olsa,yol almak için can atarsınız;insanın,iyinin,doğrunun,saygının,sevginin kokusu esen rüzgar,yağan yağmurun içinden gelir ciğerlerinize,en derinlerinize kadar…

 

“Niçin buradasınız? Vatan görevi! Ama çok soğuk ve yağmur var! Olsun; beklerim…”

Marka Flower Çiçekçi