Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Sabahın en taze saatleri; şafak gecenin içerisinden soyunup güne gelme vakti serçeler, geri dönmüş olmalarının çığlık şenlikleri içerisinde; inanılmaz şamata yapıyorlar. Bu, şakıma sesleri, kuş bilimcileri açısından üreme-buluşma heyecanı anlamına geliyor. Benim için ise öteden beri alışık olduğum sesleri, geçmişten gelen değerli anıların, güne süzülmesi anlamı taşıyor.
Arka bahçenin kuytuluğu, alçak gülfidanlarının ağaca benzer halleri, serçeler için bulunmaz bir buluşma yeridir. Üst çatıları çoktan kapmış olan kargalar, martılar, saksağanlar ve güvercinler; serçelere ancak sığınacakları küçük bir yer bırakmışlar. Serçe nüfusunun fazlalığı çiftçiler için ayrı bir dert-tasa anlamı taşıyorken, doğanın doğal dengesi, her daim çoğalanı, kendi içerisinde zamanı geldiğinde azaltır veya yok eder. Asıl sebep, insan olunca, insani acılarımız, sancılarımız da her daim fazla olacaktır.
Serçelerin şafak ayini kim bilir kaç milyon yıldan bu yana aynı tekrarı; şenliği-şöleni sergiliyor; yaradılışa olan büyük saygının içgüdüsel gösterisi; tıpkı, Sümer medeniyetinin binlerce yıl önce yazdığı aşk şiirleri gibi geri dönmüş serçeler buluşma ve birleşme anının tadını çıkartıp, kendilerince dualarını yapıyorlar;
“ Güvey, canımın için
Gönül açar güzelliğin, bal gibi tatlı,
Aslan, canımın içi,
Hoştur güzelliğin, bal gibi tatlı.
Beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,
Güvey, yatak odasına götür beni,
Beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,
Aslan, yatak odasına götür beni.”
HANIMELİ KOLONYALARI ÇAĞRISI
Arkadaşım Bülent verdi haberi; filanca markete (yerel marketlerimizden birisi) filanca markanın hanımeli kolonyası geldi. İki tane aldım. Fırsatı kaçırma! Dedikten sonra, eğer markette kolonya kalmadıysa birisini bana ayıracağını söyledi. Bir gün sonra sokağa çıkma yasağı vardı. İki günlük ihtiyaçları, dünden ve sabahtan almış, içim rahattı. Markete sadece hanımeli kolonyası almak, bir de bir parça daha fazla yürüyüş yaparım düşüncesiyle gittim.
On dakikalık yürüyüşten sonra yerel marketimizin bulunduğu yere geldim. Bir de ne göreyim; yarın sabah sokağa çıkma yasağı olması nedeniyle, alışverişi son an’a bırakan bir sürü insan, caddeye kadar taşmış sıra kuyruğu oluşturmuştu. Marketin kapısında bir görevli; beş-on dakika da bir, beş kişiyi içeriye alıyordu. Malum, covit–19 belası korkusu ve uyarıları nedeniyle.
Sırada bekleyenlerin telaşı kadar marketten çıkanların da telaşı büyüktü. Bir sürü malzeme, gıda almışlar; sanırsınız ki, birkaç aylık sokağa çıkılmayacak. Korku, dehşetin kıyılarında gezindiği vakit, büyük sorunlar-sancılar yaşamamış bizler için ne çok karanlık ve kâbus demek…
Hastanelere, hasta olmadan gitmeyi çok sevdiğim gibi, markette sadece kolonya kuyruğunda beklemenin heyecanı, zevki nasıldır bilemezsiniz! Nasıl ki insan sağlıklıysa, hastaneye sıradan bir kontrol veya bir hastayı ziyaret amaçlı, sağlıklı bir şekilde gidiyorsa, çok ötelerden beri kolonyaya olan düşkünlüğüm; ihtiyaçlığın muhtaçlığından değil, doğanın insan eliyle kolonyaya dönüşmüş hali; limon, yasemin, lavanta, hanımeli, zeytin çiçeği, tütün, yeşil çay ve daha nicelerinin kokularının doğal neşesi için kuyrukta da beklenir! Ele-avuca dökülünce, onun doğala yakın sefası da, doğaya değerli bir akış içerisinde hissedilir…