Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Türkiye’de sık sık anayasa değişikliği yapılıyor.
İş başına gelen iktidarlar, kafalarına göre anayasayı değiştiriyor.
Siyasi düşüncelerine göre düzenlemeye gidiliyor.
Oysa kendi partilerine baktığımızda tüm liderler, adeta imparator.
Dedikleri dedik.
Ne derlerse o oluyor.
İstediklerini milletvekili, istediklerini bakan, istediklerini de partinin en üst düzeyine getiriyorlar.
Oysa 12 Eylül öncesi partilerde ön seçim yapılır ve milletvekilleri alın teri dökerek ve en köşedeki üyeye dahi giderek, seçilebiliyordu.
Milletvekili adayları önce üyelerden delege yaptırıp, sonra liste savaşı veriyordu.
Kısacası emek sarf etmeden, milletvekilliğinin rüyasını bile göremiyordu.
Şimdi öyle mi?
Liderler liste yapıyor, sıralama 1,2,3,4,5,6,7….
İstenilen liste yapılıyor ve vatandaşlar bu seçilip önüne konan listeye oy atıyor.
Sonra deniyor ki; “Şu milletvekili oldu, bu milletvekili oldu”
Aslında milletvekili olan bize seçtirilen isimler.
Tepeden gelen isimleri istesek de istemesek de meclise yolluyoruz.
Peki milletvekili nasıl olunmalı?
Önce bir ildeki veya bölgedeki milletvekili sayısının iki katı kadar milletvekili adayının sıralamasını üye seçimiyle yapmalı.
Üyelerin seçtiği bu aday adayları, seçimlerde listelere konmalı.
Sonra önümüze gelen seçilecek milletvekili sayısının iki katı adaydan, bazılarını işaretleyerek seçilmelerini sağlamalı.
Yani kısaca açıklamak gerekirse; üyelere seçilecek milletvekili sayısının iki katını seçtirip, bunları seçmen listelerine yazdırıp, tercihli oy kullanarak istediğimiz aday adaylarını işaretleyerek meclise göndermeliyiz.
Bunu yapan parti var mı?
Hayır.
Neden yok?
Çünkü bütün partiler liderlerin iki dudağı arasında yönetiliyor.
Ondan sonra da “demokrasi var” deniyor.
Tepeden gelen adaylar, milletvekili yapılıyor.
Yeni kurulan partiler de isyan ediyor.
Partilerini beğenmiyor.
Partilerinden ayrılıp parti kuran adayların genel başkanı partilerinde bu tür mücadele vermiyor.
Peki ne yapıyorlar?