Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Genelde muhalif yazılar yazıyoruz, kamunun sesi, nefesi olma adına. Bu tür övünç içeren yazılar da en az muhalif yazılarım kadar duygu yüklü oluyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bazı meslekler ister istemez yıpranıyor, halkın gözünde, kalbinde uzaklara düşüyor.
Geçmişe dönüp baktığımızda yüzyıllar ötesine ait tarihin sayfalarına girdiğimizde, polisin, jandarmanın, ordunun hemen halkının kıyısında olduğunu görürsünüz; bugünkü gibi. Onlarsız bir millet, milletsiz de ordu ve polis olamaz…
Her meslek insanlardan, her insanın da kendine özgü karakterleri, zaafları olma sebebiyle kısmı zararlar görebilir, yaralar alabilir. Bunları tamir etmek de, bakanlıkların, üniversitelerin, kendini bu ülkeye borçlu hisseden herkesin görevidir. Oto kontrolü olan milletlerin, kanunları, kuralları çok daha çabuk oturuşuyor. Yanlışa yanlış, doğruya doğru, gözüyle bakabilmek; apayrı bir erdem…
Bir Tekirdağ-Süleymanpaşa gününde, atölyemin uzağında, şehirlerarası yolun kıyısında ki banktan denizi izliyordum, yarın yazacağım konuları da gözden geçirerek. Tekirdağ istikametinden Keşan, Gelibolu istikametine gitmekte olan metalik renkli bir minibüs önümden geçmek üzereyken, arkadan yetişen motorlu trafik polisi tarafından sağa çekmesi ve durması için uyarıldı.
Minibüs oturduğum yerin on metre ötesinde durdu. Onunda önünde motosikletli trafik polisi durdu. Boylu poslu ve Türk polisine yakışır donanımlı, kaba-saba davranmadan gerekli evrakları sormadan önce maskesini takarak aracın içini kontrol etti.
Görünen o ki, Keşan istikametine giden metalik renkli minibüsün içinde bulunan (7-8 ) kişi tanıdık veya akrabalardı. Fakat bir kusurları olmalıydı ki inceleme ve kontrol epey sürdü. Araçta bulunanlar birer birer aşağı indi. Sanırım herkes, kendi nezaketiyle trafik polisin ceza yazmasını istemedi. Beden dilleri böyleydi…
Benim elimde telefonum, sanki bir yanlış olacakmış gibi kameranın tuşuna basma refleksimle birlikte yan yana duruyordu. Ne trafik polisimizin ne de araçtan inen dört erkek ve bir kadının beden dilleri, ses tonlarında nezaketi aşan bir şey yoktu. Her şey, kanunlar ve trafik polisimizin aldığı eğitim öncülüğünde gidiyordu;
“ Sürekli eğitim, suçu azaltma ve VATANDAŞ –PERSONEL memnuniyeti…”
Sanırım, minibüs şoförünün ve aracın sorunları büyüktü. İş uzadıkça uzadı. Daha fazla uzamaması adına motosikletli trafik polisimiz yaptığı işi gerekli yerlere bildirmiş. Bir süre sonra içinde üç kişilik bir başka trafik ekibi geldi. Gelenlerin de beden dilleri, ses tonları, motosikletli trafik polisi gibiydi; tam olarak, çağdaş, uygar bir görev içinde; Türk Polisini izleyenleri onurlandıracak ölçülerdeydiler.
Herkes görevini nezaket içinde yaptı. Hiçbir yanlış, hiçbir öfke ve kırgınlık oluşması mümkün değildi. Aracın şoförü alışık olduğumuz, hemen hepimizin sıkışınca yapacağı bir şeyi yaptığına şahit oldum. Kendince tanıdıklarını telefonla aradı. Birisi önemliydi ki, elindeki telefonu ilk önce motosikletle trafik polisine uzatmak istedi. Polisimiz yapması gerekeni yaptı; telefonu kabul etmeyip, aracın içine girip bir daha göz attı. Elinde telefonla, aradığı tanıdığın sesini, dileklerini diğer polislere duyurmak isteyen araç şoförü onlardan da aynı yanıtı aldılar; “ Biz görevimizi yapıyoruz, herhangi bir kişiyle görüşemeyiz!” görüntüleri tam manasıyla araç şoförü ve yanındakiler tarafından kabul gördü.
Bu tür görüntülere ne kadar çok aç olduğumuzu gördüm. Kurumları, çalışanları, akla gelebilecek her türlü mesleği yerden yere vururken veya överken, ne kadar gerçeğe dokunuyoruz; bu düşünceleri irdeledim. Sıkışınca hemen araya bir aracı, TANIDIK, DAYI, AMCA sokmak; bütün kurumlarımıza, hatta en fazla bizlere ZARAR vermedi mi?
O araçta bulunanlar veya aracın sahibi, şoförü, tanıdık ve rica peşinde koşmak, enerjisini harcamak yerine, üzerine düşenleri yapmış olsaydı, trafik polislerimiz tarafından durdurulmayacak, durdurulsa bile her şeyi tamam diye teşekkür alacaktı…
Sözün özü; gördüğüm manzara karşısında soğuk ve serin gün; oldukça anlamlı bir duyguya, onura dönüştü; serin bir Mart günü benim on metre uzağımda görevini yapan dört trafik polisimize, TEŞEKKÜR ediyorum; şehrimiz adına, gazetemiz adına…