Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Tekirdağ Süleymanpaşa yıllarca yok sayılmış bir şehrimiz durumundayken,15–20 yıldır verilen mücadelelerin meyveleri görünür olmaya başladı. Uçmakdere; Ganoslar-Işıklar bölgemizde kıpırdayan iç turizm, şehrimizde ortaya çıkan meydanlar ve onarılan ahşap evler…
Ahşap ev karnemiz oldukça zayıf.Hatta sınıfta kalmış durumda.20-30 yıl önce sahip çıkılsaydı; ahşap ev zengini olmanın yanında,iç ve dış turizm zenginliği,bereketi yaşardık.Ahşap evlerimizin görkemine diyecek yoktu.Köşkleriyle,özene bezene yapılmış mimarileriyle,oyma kapıları,cumbalı ve bahçeleri ahşap evlerimiz; bütün idarecilerin ve çok bilmişlerin gözleri önünde yıkıldı ve yandı yok oldu…
İtalyan Konağı da bu evlerimizden, köşklerimizden en görkemli olanlarındandır. Kurtarma projesiyle tekrar su yüzüne çıkan harika bir ada gibi; yıllarca Tekirdağ insanlarına, gençlerine, orta yaş ve yaşlılarına KÜTÜPHANE olarak hizmet verdi. Turizme dışarıdan destek verse bile, insanımızla, çocuklarımızla neredeyse her gün buluştu, mutlu oldu.
İtalyan Konağı gibi, Rakoczi Müzesi gibi, Namık Kemal Evi gibi yerler, yok olmuş geçmişimizle buluştuğumuz birer mucizelerdir. Küllerinden doğan, tarihe, atalarımıza ve şehrin anılarına hiç olmazsa kötünün iyisi misali bir var oluş doğumudur bu tür çalışmalar. Kaybolan eserlerimizin ve şehir hafızasının geri kazanılması projeleri içerisinde İTALYAN KONAĞI da var.

Namık Kemal İl Kütüphanesi yeni yerine; Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’ne taşındıktan sonra; İtalyan Konağı’ hüzne boğuldu. Hiçbir mekân yalnızlığa ait ve düşkün değildir. En acıklı halleri; insansız zamanları, insansız bırakılmalarıdır.
Aynı hüznü, köylerimizde kalan insanlarımız yaşıyor. Konu-komşu, hısım-akrabaya muhtaç durumda; bekliyorlar birileri kapılarını çalsınlar. Korkuyorlar; acaba bu bir kâbus mu diye oluşan durumu, insan ruhuna baskı yapan yalnız bırakılmayı bir türlü anlayamıyor; halen direnen yaşlı erkekler ve kadınlar…
Namık Kemal İl Kütüphanesi’nin yeni yerine taşınmasıyla birlikte yalnızlığa bürünen kütüphane, her mekânın yaptığın yapacak! Bir an önce kendi ölümünü çabuklaştıracak… Bahçesi otlara bürünmüş, boyaları çoktan kabarıp soyulmaya başlamış bir köşk…
İtalyan Konağı hemen Rakoczi yakınlarında, şehrimizde tarihe ve turizme yapılan katkıların öncü projeleri durumundalar. Sahilden bakınca insanları göreceği dört beş güzel binadan ikisi neredeyse yan yana.
İtalyan Konağı’nın Rakoczi Müzesi’nden tek farkı; kimsesizliğe teslim edilmesidir. Rakoczi Müzesi ise Macar Devleti’nin yardımlarının yanında müzeciliğe, tarihe verilen, duyulan SEVGİ ile ayakta duruyor.
Bizim, bizlerin sevgisine ne oldu? Önce köyleri terk ettik; arkamıza bile bakamadan şehirli olmaya geldik. Olabildik mi? Operası, tiyatrosu, geniş caddeleri, park ve bahçeleri olmayan, gecesiyle, gündüzüyle şehri kucaklamayan, neredeyse büyük zamanını evinde, kahvehanesinde geçiren insanlar; hüzünlü canlılara dönüştük.
Kaybetmek ve yok etmek çok kolay. Var etmek ise oldukça değerli ve kıt olan bir şey. İtalyan Konağı nasıl olduysa bilemiyorum; Sayın Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanımız Prof.Dr. Mustafa Şentop’a verilmiş. Prof.Dr. Sayın Şentop’un hüzne boğulmuş bu değerli mekânı bir an önce olması gereken mutlu bir hale; şehrin turizmine, sosyal, kültürel yaşamına katkı verecek bir hale gelmesi için yardımcı olması; bu şehre yapılacak değerli bir katkı olacaktır.
Bu düşünceye sahip birçok insan, bu güzel, zarif konağın, yan tarafındaki Rakoczi Müzesi gibi pırıl pırıl yaşatılmasını; yaşamasını istiyor…