AMCAN, DAYIN; HATTA DEDEN VARSA İŞİN İŞ…

Yayınlama: 27.03.2021 11:30
A+
A-

Bu söz böyle bilinir böyle söylenir ama ilaveler de yapmak lazım; “ Kıdemli bir deden varsa” da işin iş, dersek yanlış olmaz…

 

Çok eski bir tanıdığıma rastladım Lise Caddesinde. Kısıtlı saatlerde dışarıya çıktığı için çoktandır uğrayamıyordu atölyeme. Ayaküstü sohbetler tatlı olur; bilirsiniz… Seksen yaşını görmüş tanıdığımın genetik yapısı oldukça sağlam. Onun babası da sağlıklı ve uzun ömür sürmüştü.

 

Oradan buradan anlatırken sözü torunlarına getirdik. İyi eğitim almış torunlarına. Kız torunu iyi bir üniversiteden mezun olduktan sonra kendi imkânlarıyla iş aramış bulamamış. Sonunda dedesi; yani benim de tanıdığım Mustafa Bey’in işe el atması gerekmiş. Çerkezköy Bölgesi’nde önemli özel kuruluşlarımızdan birisindeki tanıdığı devreye sokup torununa gerekli işi bulmuş; seksen yaşındaki tanıdığım olan Mustafa Bey.

 

Mustafa Bey, ilkokul mezunu olmasına rağmen, yarım yüzyıllık siyasi mücadele sayesinde epey çevreye sahip olması, torunları için bir çare üretmesi için değerli bir fırsata dönüşmüş…

 

Mustafa Bey ilkokul mezunu… Torunu ise en iyi üniversitelerimizden birini bitirmiş; bitirmekle kalmamış yüksek lisansını da yapmış. Dil bilmekle yetinmeyip, ikinci dili de öğrenmiş. Gel gelelim; kendine iş bulması gerekirken bulamamış, pes etme noktasında dedesi devreye girmiş ve bu işi çözmüş…

 

Bir insan niçin okur? Yıllarca derslerde, sınıflarda, kitaplarda ne arar? Elbette saygın ve huzurlu bir gelecek arar! Bu geleceği kendi elleriyle inşa etmeyen bir genç insanın; dedesi, dayısı, amcası tarafından kollanarak bir işe yerleştirilmesi ne anlama geliyor?

 

Varsa: DAYIN, AMCAN ve DEDEN, işin iş arkadaş… Nerede saygınlık? Nerede adalet? Nerede özgüven?

 

Bu böyle gelmiş böyle mi gidecek? Gerçek reformlar ne zaman gerçekleşecek? En sıradan, maaşı en az geçici olan işlerde bile TANIDIK arayan insanımızın vay haline; vay ki vay…

 

Özgüven, huzur dediğimiz şey çok pahalıdır. Kişinin, yaşam süreçlerini kendi mücadelesiyle geçmesiyle hazırlanacak altyapılar sayesinde erişilir bu bilgeliğin üst basamağına. Çaresiz toplumlarda kişi geçim derdine düşmüşse; ne özgüven, ne bilgelik konuşulur…

 

Canlı olmanın doğasındadır; barınma, açlık, güvenlik ihtiyaçlarının bir an önce sahiplenilmesi… Ya; dayısı, amcası ve dedesi yeterince kıdemli olmayanlar ne yapsın? Yaşamlarının en taze zamanlarında büyük bir bıkkınlık, çaresizlik, içe kapanıklık mı yaşasınlar? ( …)

 

Bir tarihte Gelibolu Anzak Kutlamalarında Şafak Ayini’ne katılmıştım. Uzun bir yürüyüş yaptım Yeni Zelandalı gençlerle gecenin Gelibolu yamaçlarında, bülbül seslerinin yön gösterdiği yerde…

 

O yürüyüşte ve sonrasında şuna şahit oldum; gür ve özgür seslerinde sandım ki, konuşmaları özel ses sistemlerinden çıkıyor! Özgüven, ekolu, güçlü sesler; yaşam kaygılarından uzak, gelişmiş bedenleri, bilgi sahibi olmanın verdiği huzur ve güvenle hoparlörden çıkıyormuş gibi konuşmalar; gecenin içine yayılan bülbül sesleri kadar değerli, güven verici ve şaşırtıcıydı…

 

Ya bizim gençlerimiz? İmkânları olan ülkeden göç ediyor; üstelik gönüllü ve kurtuluşa gider gibi gidiyor; yeterince imkânı olmayan gençlerimiz… İsterseniz sağlam bir akademik araştırma yapın; eğitimli ve eğitimsiz gençlerimiz adına; “ Yurtdışında yaşamak ister misiniz?”

 

Yapılan kısmı araştırmalarda bu gençlerin yarısı, yurtdışı yaşama hayali kuruyor ve fırsatı yakalayan uçup gidiyor…

 

Dayıya, amcaya, dedeye saygı duyalım duymasına ama GENÇLERE, GELECEĞİMİZE çok daha büyük saygıyı duymak ve her türlü imkânları onlar için kullanmak zorundayız; bilimsel, edebi, felsefi ve ahlaksal değerleri olan umutları olan olanaklar…

Marka Flower Çiçekçi