Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Tekirdağ bölgemiz sınırları içerisinde yıllardır arıcılık yapan tanıdıklarım var. Aynı günlerde üç arıcı arkadaş, farklı saat ve günlerde aynı mesele için aradılar;
“ Arılarımızın büyük çoğunluğunu kaybettik kardeşim! Buna bir türlü çare bulamadık! Bir haber yapsan, en azından sesimizi duyururuz!”
Telefonda söylenen bu sözler oldukça dokunaklıydı. Bir tanıdığım, arılarının yarısını kaybetmiş. Diğeri ise 110 KOVAN arısını kaybetmiş. Yani, bilinmeyen ölümler… Kara kış yaşamasak da ilk aklıma gelen, arıların yeterince beslenmemiş olmasından dolayı mı yaşandı bu kayıplar, sorusuna cevap aradım…
Tanıdığım arıcılarla Kumbağ’da buluştuk. Bazılarını ise telefonla aradım. Verilen cevap hep aynıydı; niçin öldüler bilmiyoruz! Anlayamadık. Dikkatinizi çekmek isterim; bu insanların büyük çoğunluğu 25–30 yıllık arıcılıkla uğraşıyorlar.110 kovan arı zayiatı veren arıcı arkadaş geçen yıl sadece 10 kovan arı kaybetmişti. Bunun normal olduğunu söyledikten sonra bu yıl; 110 kovan kaybetmesi neredeyse iflas noktasına getirmişti kendisini.
Birkaç saatlik görüşmeler sonucunda konuştuğum Tekirdağ arıcılarının kayıpları; % 40 ile % 70 arasındaydı… Ne yazık ki bu kayıplardan herkesin haberi olduğu halde, ilgili memurlar ve yöneticiler çözüm üretmek yerine, çok basit teslimiyet ve kadercilik hissiyatları içerisinde birbirini suçluyorlar.
Bu şekilde ARICILIK gelişir mi? Bu insanların yan gelirleri olmasalardı, genç olup hayata yeni atılmış olsalardı hepsinin işi bitmişti…
En büyük kaybı olan arıcı arkadaşın ilgili yerleri aramasını yakınında olduğu için bende dinledim. Aradığı bütün görevli kişiler ilk önce hoş-beş ile karşıladılar. Konu, arı ölümlerine, bu işi haber yapmaya gelince hiçbirinin fikri yoktu…
Kimisi, Üniversitemizde arı işine bakan iki hocanın olduğunu söyleme cömertliğinde bulundu. Kimisi, ölen arıların çoğunda ANAARI yoktur tahmininde bulundu. Kimisi, aç kalmışlardır dedi. Oysa onları arayan arıcı arkadaşım, onlara şu cevabı verdi;
“ Bu işi yıllardır yapıyorum. Hiç bu kadar kayıp vermemiştim. Filanca arkadaş, yetmiş kovan, filanca kırk kovan, filanca elli kovan, ben 110 kovan kayıp verdim. Geçen yıl ise 10 kovan verdim. Üstelik arılarım, içinde bal dolu olan kovanlarda ölü bulundu.”
Arılarının büyük çoğunluğunu kaybeden arıcının bu cevabına hiçbir cevap üretemedi ilgili görevliler. Bilimsel bir çalışma yerine arı ölümlerini tahminle yürütmeye çalışan ve bu işten sorumlu olan insanların, sessiz kalmasını anlamak mümkün değil…
Şehrimizde onlarca, yüzlerce arıcı var; tonlarca bal üretimi yapılıyor, ama bazen, doğa veya başka sebepler arıcılığa hiç beklenmedik büyük zararlar veriyorlar. Bu işi yapan insanların yan gelirleri olması, büyük çoğunluğunun emekli durumda olması, onların dayanma gücünü arttırıyor olsa bile bu ziyanın ortada kalması, araştırılmaması MİLLİ kayıp değil de nedir?
İnsanımız fazlasıyla duygusal ve bir arada yaşayıp, gerektiği zaman devleti, milleti için hiç çekinmeden ölüme gitmiştir. İnsanımız, Kurtuluş Savaşında, özellikle kadınlarımız parmağındaki yüzüğü dahi ordusuna, devletine hiç çekinmeden vermiştir.
Bu durumda arıcılarımız bu kayıpları karşısında onların sırtına, omzuna dokunacak bir DEVLET eli arıyor. Arıcılar Birliğinin da elini arıyor! Ama nerede? Bu eller, zamanında niçin uzanmaz? Neden yorgunlar ve sürekli mazeret üretiyorlar?
Ankara her şeyden haberi olması mümkün mü? Burada kurulan dernekler, birlikler ve müdürlükler Ankara’yı; tüm Milleti ve Devleti temsil etmiyor mu? Zamanında gelmeyen, yetişmeyen adalet gibidir, gerektiği zaman uzanmayan eller, paylaşılmayan üzüntüler…
Son sözüm; Tekirdağ arıcıları, birçoğu büyük yara aldı. Samimiyetle, gayretle ve mazeretsiz bir araştırma, inceleme ile bu insanların moralleri düzeltilebilinir ve aniden ortaya çıkan geçtiği yeri kavuran bu arı hastalığının da sebebi anlaşılmış olur…