BELEDİYELERİMİZ İNSAN ZENGİNLİĞİMİZİN FARKINDA MI?

Yayınlama: 26.04.2021 16:00
A+
A-

Esnafımız Her Gün Bayram Eder

 

Bu konu üzerine halkımızın içinden onlarca, yüzlerce insanla kafa yordum ve yormaya devam ediyorum. Sadece Tekirdağ Süleymanpaşa nüfusu bile 200 Bini geçti. Sahil kesimini neredeyse kırk yıldır bilir, gider ve oradaki dinlence, eğlence mekânlarında vakit geçiririm. Sahile, çarşıya kırk yıl önce daha çok insan inerdi. Oysa nüfus bugünün dörtte biriydi! Bu tespitler sadece benim tarafından değil, konuştuğum arkadaşlar tarafından da yapılmaktadır…

 

Konuştuğum Süleymanpaşa insanları inanılmaz bir şekilde her daim seslendirilen ortak noktaya-SORUNA değiniyorlar;

 

  • 2,5–3 TL’ye çay verirseniz, halkın büyük çoğunluğu ne sahile, ne merkez yerlere inebilir! Tuvaletleri ücretli yaparsanız; halkın büyük çoğunluğu evinden dışarı çıkamaz. Hadi ücretli yaptınız; çoğu tuvaletler daha 17–18.00,saatlerinde kapanıyorken, dışarı çıkmış insanlar dışarıda nasıl kalsınlar?

 

Umumi tuvalet sorununu çözememiş, görmezden gelen BELEDİYECİLİK anlayışını nasıl değerlendirilmeli? Kendi ayağına kurşun sıkmak gibi bir şey değil! Halkının büyük çoğunluğunu sahile, merkez yerlere indiremeyen BELEDİYECİLİK felsefesi, hiçbir zaman tam anlamıyla başarılı olamaz!

 

Niçin mi? Çünkü bu şehrin; Süleymanpaşa’nın nüfusu çoktan 200 Bini aştı. İnsanlarımızın % 30’u çarşılara, meydanlara ve sahile inse kaç kişi eder biliyor musunuz? 60 Bin insan eder…

 

60 Bin insan ne demektir SAYIN belediye politikası üreten yöneticiler? 60 Bin insan, huzurlu, mutlu kılınırsa, tuvaletleri ücretsiz ve yirmi dört saat açık olursa, içeceği çay ve su her insanın alabileceği ücrette olursa; çarşıya çıkmışken, pastaneye uğrar. Çarşıya çıkmışken çorbacıya uğrar. Çarşıya inmişken, taksiye biner. Küçük esnaflara uğrar. Velhasıl her gün 60 Bin insanımız çarşılara, meydanlara çıkarılsa ESNAFIMIZ, her gün BAYRAM eder…

 

Alın sise HALK memnuniyeti… Nasıl derler; “ Kazan Kazan” politikası… Bu halkı evlere hapisetmenin, çayı, suyu, tuvaleti parayla yapıp, insanımızın kazançlarından yukarı tutmanın bedelidir, halkın evlere kapanması…

 

Bu sebeple, akşam vakti neredeyse kör bir şehre dönüşüyor şehrimiz. İnsanlar hiçbir yere kıpırdamıyorlar. Daha dışarı çıksalar; su, tuvalet para ile… Çay içseler birkaç arkadaş, evin ekmek parasını verecekler. Korku ve pahalı anlayış, halkı merkeze çıkartamayan politikalar, halkımızı şehrinden, meydanlarından, çay bahçelerinden kopardı gitti…

 

Bu yazılara katılmayan yöneticilere, memurlara matematik bilimiyle bir araştırma yapmalarını öğütlerim. İnsanımızın kaçı ve ne zaman ve ne kadar çıkıyor dışarıya? Gönüllü dışarı çıkan insanlar tıpkı TURİZM hareketi gibi hareket oluşturur. Huzur yerine gelince, gerekirse borçlanarak harcama yapar. Bu harcamalar da neredeyse durma noktasına gelen, her tarafta boş dükkân olan şehir ticaretimize, esnafımıza yepyeni bir kan-CAN olur…

 

Ezbere görev yapa yöneticilere hiçbir şey diyemem! Makyajla yapılanı fotoğraflayıp, kendileri çalıp kendileri oynayan yöneticiler bu şehirdeki o muhteşem büyük dolaşım hareketini-kültürünü ortaya çıkartamazlar…

 

Bizim halkımız kadar kadirşinas (Değerbilir) başka bir halk yoktur. Yeter ki onun gönlünü kazan. Gerisini onlara bırak; en olmadık, en kıtlık zamanlarında bile parmağındaki yüzüğü bozdurur da ülke savunmasına harcar…

 

21.yüzyıl, yaşadığımız şehir ise deniz kenarında 135 km sahili olan bir şehir… Dış turizmden haberi bile yok… Bırakın dış turizmi, kendi insanının % 30’nu dışarı çıkartmış olsa; esnafımız yanında halkımız bile bayram yapıp şenlik olacak…

 

Bu kadar zor mudur; şehrin belirli merkezlerinde en azından 12 saat açık olacak ve parasız TUVALETLERİN işletilmesi! Bu kadar zor mudur, çayın suyun en alt limitten, karsız verilmesi ve bazı yerlerin araç trafiğinden arındırılması…

 

Bütün bunların katma değeri yeter de artar işletmeler için! Çıkartın insanımızı meydanlarına, çay bahçelerine, sahiline; çıkartın ki, şehir şehir gibi olsun; yirmi dört saat canlı, huzurlu ve eğlenceli; YAŞAYAN bir şehrimiz olsun…

Marka Flower Çiçekçi