Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bizim ülkemizde bir şeyi yok etmeden var etme diye bir şey olmayacak mı diye merak ediyorum! Kırk yıl içerisinde yüzlerce ahşap bina yerle bir oldu; bütün şehrin, yöneticilerin, saygın, onurlu insanların gözleri önünde…
Yakın zamanda ise Eski Hapishane binası, TARSAL hepimizin gözleri önünde yok edildi… Nasıl olsa buraların tarihsel, sosyal ve kültürel önemi yok! Nasıl olsa buralarda anıları olan insanların bir kıymeti olamaz…
Eski Belediye Binası yıkılması gerektiği için yıkıldı. Buradaki dönüşümün tamamlanması için yıkıldı. Sonucu ne oldu? Saksılarla donatılmış BETON bir meydan!200–300 araçlık bir otopark için onlarca kıymetli ağacın yanında bir de burada özellikle kadınların gün yapıp bir araya geldikleri bir park vardı; Zübeyde Hanım Parkı, o da bu düzenleme ile birlikte yok edilenler kervanına katıldı…
Burada anısı-hatırası olanları sıklıkla dile getiriyorlar karşı karşıya geldiğimizde;
“ Bizim parkımız ne olacak? Zübeyde Hanım Parkını geri istiyoruz.” Diye haklı davaları için neredeyse ricadan öte yalvarıyor evlere hapsolmuş insanımız… Peki, ama seslerini duyan yönetici var mı?
Sadece Süleymanpaşa’da 205 Bin insan yaşıyor. Yarısı sokağa, caddeye, meydanlara, park ve bahçelere çıkmış olsa; 50 Bin insan yapar. Alın size harika bir turizm hareketi. Peki, ama bırakın yarısını; 5 Bin kişi çıkıyor mu? Çıkarabiliyor muyuz?
Şehrimizin şehir olma yarası, acıları çok büyük! Tuvalet sorununu, park bahçe sorununu bir türlü çözememiş, sanki çok büyük bir lütuf gibi açılan yerleri halkın gözüne sokan yöneticilerin safdilliğini hiç anlayamayacağım.
Şehir denen yer; 24 saat canlı ve yaşayan bir yer olursa; esnafı ve halkı, sonra da YÖNETİCİLERİ huzurlu olur… Gerisi yalan…
Eski Belediye binamızın, kısacası saksılara teslim olmuş bu güzel meydan için, Başkanımız Kadir Albayrak; biraz daha bekleyin dedi. Sanırım eski tuz deposu olarak bilinen taş binayı ve yukarıda bankalar bölümünü, halkın özlediği, belki de birisinin Zübeyde Hanım Çay Bahçesi olabileceği mekânlar topluluğu haline getirecekler…
Halk, sokağa, caddeye zorunlu çıkmamalı. Halk, kendi şehrinde, sokağına, caddesine, park ve bahçelerine, sahiline gönüllü; koşu koşa çıkar ise bu halk, bu şehri benimsemiş, sevmiş ve yöneticiler de çok önemli sınavdan geçmiş, maddi mutluğun yanında manevi bir haz da sahip olmuşlar demektir.
Korkmayın bu halkın sokağa çıkmasından. Tuvaletlerini ücretsiz yapın, Merkez yerlerde 24 saat açık olacak ve her bütçeye sahip insanların oturacağı, bir çay içerek dahi birkaç saat geçireceği yerler yapılması ne anlama geliyor biliyor musunuz?
Daha az hastalanan insan demek! Daha az öfkelenen ve daha çok düş kuran insan; halk demek sayın kıymetli yöneticilerim…