Yağmacıları Kim Durduracak?

Yayınlama: 06.07.2021 14:56
A+
A-

 

   Çiftçinin aylardır uğraşıp umutlarını bağladığı ürünlerinin toplanma, biçilme; kısacası hasat zamanlarındayız. Hasat zamanı çiftçilere mutluluk, huzur ve bereket getirmesi beklenirken, bazı çiftçilerimiz bu bereketi, huzuru bir türlü bulamıyor…

 

Neden mi? Çünkü çiftçilerimizin malları yağmalanıyor… Ayıbı, haramı, utanmayı unutan şehirlere sıkışmış insanlar; “ göz hakkı “ felsefesine sığınıp en az çiftçi kadar hizmet etmiş gibi kendine ait olmayan bahçelere girip çiftçilerimizin göz nuru olan ürünlerini yağmalıyorlar. Kim sorarsa; “ Göz hakkı; geçiyorken bir uğradık!”

 

Bu yağmacılar o kadar pişkin hale geldi ki, çuvallarla geziyorlar. Araçlarının bagajlarını aldığı kadar doldurmayı; “ Göz hakkı “ inancıyla birleştirip kendi ayıplı ve kirli felsefelerini öyle aklamaya çalışıyorlar.

 

Şehrimizin güzel ilçesi Süleymanpaşa’nın Çiftçi Mallarını Koruma Başkanlığı var. Koruma başkanlığı ne kadar-kaç kişi KORUMA-GÖREVLİ çalıştırıyor? Şehrimizin arazileri bereketli… Şehrimizin bereketli arazileri büyük alanlara yayılmış durumda. Bu arazilerin en değerli anları bu anlar; meyve bahçeleri, sebzelikler ürünlerini vermiş durumda. Aylarca harcanan emeğin karşılığı olan bu ürünlerin sahipleri tarafından toplanması gerekirken, yağmacılara kurban gitmesi ciddi bir sorundur…

 

Büyük bahçelerde, küçük bir sorun gibi görünen bu yağmacılık artık meslek haline geldi dersek yanlış söylemeyiz. Hasat zamanı çiftçiden, bahçenin, arazinin sahibinden önce işe koyulan bu yağmacıların büyük çoğunluğu şehirlerde yaşıyor. Büyük evlerde, büyük arabalarla geziyor, dolaşıyor ve yağmaya katılıyorlar.

 

Yağmacıların yağmalama esnasında yakalandıklarında ortaya çıkan garip manzaralar ise insanı şaşırtacak kadar ilginç. Eşiyle, çocuklarıyla yağma işine girişen insanlar, yakalandıkları vakit;

 

“ Ne olacak canım! Özendik, biraz toplayalım dedik! Parası ne kadarsa veririz!” Özendik, diyen yağmacıların ellerindeki poşetlerde onlarca kilo meyve sebze yakalanıyor. Üstelik pahalı araçlarıyla ayrı bir pişkinlik ve utanmazlık indeler…

 

Tarlalarımız, topraklarımız bu kadar bereketli olduğu halde, ekim-dikim yapan çiftçilerimizin nesli neredeyse kurumak, kaybolmak üzere; birde bu yağmacıların özellikle hasat zamanları ortaya çıkmaları; çiftçilerimizi iyice canlarından bezdirdi. İmkânı olanlar, bu bezginlikler yüzünden yaptıkları işleri bir bir bırakıyorlar…

 

Sadece, Kurum ve Kuruluşları açmak, onlara başkan-müdür atamak, seçmek yetmiyor. Yetemiyor… Böyle değerli ve gerekli kurumların; Çiftçilerin Mallarını Koruma Başkanlığı, her yönüyle güçlü olmalarının yanında yeterli çalışana sahip olmaları gereklidir.

 

Bu yeterlilik sağlanamadığı için hasat şenliğimiz, yağmacılara yarıyor. Bu sorunları içine atan, ektiklerini, diktiklerini, hizmet ettiklerini yeterince toplayıp kar edemeyen çiftçilerimiz ise; buruk ve sessiz, aynı zamanda çaresiz bir şekilde olanları kabullenmek zorunda kalıyorlar…

 

Tekirdağ Valiliğimize, bu konudaki yetkililere tekrar hatırlatmak isterim; emek değerlidir. Emek kutsaldır. Meşhur atasözün hiçbir zaman boşu boşuna doğmamıştır;

 

“ Mal canın yongasıdır!” Gelin, buradaki bu sorunu, yağmacıların emeğe, çiftçilere verdiği-vereceği zararı en aza indirelim. Hatta tam anlamıyla çözüme kavuşturup, yağmacılara İZİN vermeyelim. Bu iş bu kadar zor mudur?

 

Üretim yapmak, o ürünü tarladan, bahçeden sofraya taşımak bu kadar zor, büyük uğraş oluyorsa, onları korumak, kollamak da hepimizin görevi, onuru değil midir?

 

Üstelik kanunlar da üretenlerin, çiftçilerin yanında görünürken, bizler bunu uygulayamaz, yeterli “Görevli” çalıştıramazsak; bir zenginliğimiz daha yok olup giderken; utanmazlara, yağmacılara da üstü kapalı ödül vermiş olacağız; ta ki, tarlalar, bahçeler bir bir ekilmeyene, çöl olana kadar…

Marka Flower Çiçekçi