Barcelona Bir Dünya Şehri, Ya Tekirdağ?

Yayınlama: 08.07.2021 14:41
A+
A-

Dünya şehri nasıl olur derseniz; neredeyse seyahat etme özgürlüğü olup da herkesin görmek istediği “Şehir” dir derim… İstanbul’un gölgesine mahkum edilmiş ve kendi öz evlatları tarafından bir otel gibi algılanıp, gerektiğinde şehri terk ederek çareler arayan insanların gönlü buruk şehri…

Kim sorarsa bu şehrin kıyı uzunluğu 135 km… Kim sorarsa bu şehrin bir eli Ege, diğer bir eli ise Karadeniz’de. Gelin görün ki tarım toprakları sanayiye kurban edilirken, turizmi de sadece yazlıkçıların iki aylık inisiyatifine-öncelik bırakılmış…

Barcelona neyi başardı da bir dünya şehri oldu? Bilinen anlamıyla herkesin görmek istediği kentlerden birisidir Barcelona. Sanatın ve mimarinin, sanayinin, sporun kol kola, yürek yüreğe bir arada yoğrulduğu ve yöneten insanların dünya ölçeğini zorlayacak adımlar atma cesareti, kararlılığının şehridir Barcelona…

Şehirleri şehir yapan en önemli özelliklerinden birisidir sembol hale gelmiş tarihi binalar. Tekirdağ’ın sembol hale gelmiş binaları nerede? Kaç tane var? Kaç kişi ziyaret ediyor? Mimar Sinan’ın eseri olan camimizi, külliyeye ait olan hamamı, bedesteni, çarşısını bile yeterince öne çıkartıp tanıtamadık! Kendi insanımıza bile…

Şehrin en görkemli yerine Adliye Sarayı yapmayı akıl ettik de, buranın tarihsel dokusu korunarak gösterişli bir müzeye çevrilmesini, bu müzenin ülke ve dünya insanı için bir çekim merkezi olacağını hiç kimse YÜKSEK sesle haykıramadı…

Bu haykırışlar doğru, anlaşılır olmayınca hükümet de gereken otokontrolü yakalayamıyor; boş bulduğu her yere mimarisi bu şehre katkı yapar mı yapmaz mı düşünmeden binalar dikiyor. Yepyeni ama şehre gelir getirmeyecek temiz pak ve “güya” gösterişli binalar…

Barcelona’yı öne çıkaran bir başka kültür etkinliği; İnsan Kulesi Festivali. UNESCO tarafından, sözlü ve somut olmayan insanlık mirası olarak kabul edilen bu festival, her yıl Barcelona’ya yüz binlerce insanın gelmesine, harcama yapıp eğlenip huzur bulmasına katkı sağlıyor.

 

 

Ya bizim kiraz festivalimiz ne durumda? Ezberleri bozmayan, sanki belediyelere bir yük haline dönüşmüş, zoraki yapılan, birkaç sanatçı ve birkaç yüz tezgâh havasında panayır eğlencesine bile denk gelmeyen içi boşaltılmış bir etkinlik; dünyaya sesini duyurmayı bırakın da ülkemize sesini duyurmuş mu?

Barcelona plajları dünya çapında ün sahibi olmuşken, kendi plajlarımızın fakında bile olmadığımızın, hatta kendi insanımızın büyük çoğunluğunun yüzme bilmeyip denizden uzak kalışının sorumluluğunu hiç kimse üstlenmek istemez! Niçin? En güzel plaj olacak yerlere liman izni verilirken bu şehrin aydınlarının,öncülerinin,turizmcilerinin sesi niçin yeterince yüksek,net ve kararlı çıkmadı? Çıkamadı…

Barceolana için en çok öne çıkan tanıtımlardan birisi de şehir plancılığıdır. O fotoğrafları görmeyen yok gibidir. Şehir planlamacıları tarafından daha 1800’lü yılların sonunda oluşturulmuş sanki insan eliyle değil de doğanın en cesur, en yetenekli mimar ve mühendisleri tarafından inşa edilmiş bölge; göz kamaştırıcı bir şekilde Ortaçağ mimarisiyle yan yana boy ölçüşecek bir şekilde siteler, mekânlar bütünlüğü oluşturmuş vaziyettedir.

Bu mimari tasarımın ana hedefi neydi? Gün ışığından, hava akımlarından daha fazla faydalanılacağı gibi aynı zamanda trafikten daha uzak ve daha doğal çevreler, meydanlar yaratmak.

Şimdinin “Sakin Şehir” projeleri gibi, günümüzden yüzyıllar önce ortaya çıkmış ve yaşam bulmuş projelere bakarken ister istemez Tekirdağ’ın yetimliğini düşünüyorum. Gıdım gıdım ve bir parça zoraki ilerleyen açılım projelerinin merkezinde halen insan yok! İnsanımız yok!

İl nüfusu 1 Milyonu, merkez ile nüfusumuz 200 Bini aştığı halde, kendi insanını bile eğlendirip, sahile, çarşıya, caddelere çıkartamayan yönetim anlayışında eksik bir şeyler var; fazlasıyla büyük bir parça eksik; mimarinin, mühendisliğin, sanatın ve sanatçının olmaması bu parçaların hiçbir zaman tamamlanamayacağı anlamına mı geliyor? Bunu sormalı, sorgulamalı ve yeterince zaman kaybettiğimiz için gözyaşları dökmeliyiz…

Şehirleri şehir yapacak olan Belediye Meclisleri, Valiler dâhil; uluslar arası büyük etkinliklerdir. Mimaride de, mühendislikte de uluslar arası yarışmalarla belirlenecek projeler bizim şehrimizi dünya şehri yapması kaçınılmazdır. Bunca buruk bekleyiş, bu kadar güzel bir coğrafya; bizim kentimiz de bir dünya kenti olması fazladan bir istek midir? Lüks müdür bu yörenin, bu ülkenin güzel ve değerli insanlarına?

Barcelona’nın bir sürü öncüsü var. Barcelona futbol takımı, mimarisi, tarihi, plajları, müzeleri ve sadece Barcelona tarihine altın harflerle ismi kazınmayan bir sanatçısı-mimarı var; Antoni Gaudi…

Bizim mimarlarımızın ismini bilen var mı? Hatırlayan? Onları hatırlatacak eserler? Ya Belediye Meclislerimizi, başkanlarını elli yıl sonra hatırlayacak olan kuşaklar olacak mı? Z kuşağını bile ülkede tutmakta zorlanıyorken gelecek olan Alfa kuşağı, laf cambazlığı ile ömür süren yöneticilerini dinlemeye bile tenezzül edecek mi?

Marka Flower Çiçekçi