HER ŞEHRİN SESSİZ KAHRAMANLARI VARDIR

Yayınlama: 12.08.2021 09:55
A+
A-

Kahraman deyince akla, eski savaşlar ve bu savaşlarda en öne çıkan, en büyük faydayı sağlayan kişiler gelir. Bana soracak olursanız yenidünyanın; 21.yüzyılın kahramanları akıldan, edebi, sanat dünyasından ve üretmekten beslenen insanlardır derim…

 

Şüphesiz en büyük kahramanlar yaşadıkları şehirlerin isimlerini yüzyıllar ötesine taşıyan, yüzyıllar yaşayacak ve yüzyıllar sonra da yapıtlarından yararlandığımız insanlardır.

 

Mimar Sinan kendi dönemi ve ondan sonra gelen devirlerin de kahramanıdır. Sadece onun eserlerini anlamaya çalışıp onları gezebilsek, görerek anlamayı denesek, onlarca yıla ihtiyacımız olur. Mevlana, Yunus, Nasrettin Hoca, uzak geçmişimizin başkahramanlarıdır. Çünkü en mutlu, ne hüzünlü zamanlarımızda bile onların eserlerinden faydalanıyoruz; muhtacız…

 

Yakın zamanın kahramanları da var; Haldun Taner, Haldun Dormen, Sait Faik, Barış Manço, Tevfik Fikret, nasırlı eller, toprak kokan bedenler gibi…

 

Moda İstanbul desem; akla gelir sözün, şarkıların ve felsefenin kahramanı Barış. Burgazada İstanbul desem; ilk hatırlanandır Sait Faik. Ya Aşiyan tepesi; Fikret’in diyarı değil midir? Keşanlı Ali Destanı desem; Homeros gibi bir adam; Haldun gelir hatıra…

 

Nasırlı eller, toprak kokan bedenler desem; analarımız, ninelerimiz, yengelerimiz, teyzelerimiz, halalarımız gelmez mi akıla?

 

Bu şehri; Tekirdağ’ı OTEL olarak görmeyen, doğduğu kentin, uzaklarına gitse bile her an içinde hissettiği insanların şehirleri daha aydınlık olurlar. Daha insan, sevgi, üretim kokarlar…

 

Tekirdağ bu yönden çok şanslı değilse bile, kendi sessiz kahramanları vardır, her şehrin olduğu gibi…

 

Cemil Yıldız bu kahramanların başında gelir. Bu şehrin Kaşıkçı Köyü’nde doğup, zamanın en değerli okulu; Tekirdağ Endüstri ve Teknik Meslek Lisesi öğrencisi olduğunu hiç unutmayan, yüzlerce insanı çalıştırıp, İstanbul ve ülkenin onuru olduğu kadar Tekirdağ’ın kahramanıdır…

 

Osman Bulut da bu kahramanların içindedir. Dedecik Köyü onun doğumuna tanıklık etmiştir; tıpkı Hasan Ali Yücel’in büyük dedesi Yarbay Ali’nin doğumuna şahit olduğu gibi. Önce kendi varlığını, zanaat ve sanatla pişirmiş, kutlu hale getirmiştir Osman Bulut…

 

 

 

Dedecikspor’a verdiği destekle hiç kimsenin ummadığı pratik doğruların, insan ile zanaat, sanat ile kent kavramlarını bir araya getirip, şimdi de Tekirdağspor için; “ Bende varım!” diye sorumluluk almış ve öne çıkmıştır.

 

Bu yıl içerisinde bir başka sosyal, sportif etkinliğe de imza atan, bu işin sorumluluğunu bir başka Dedecikli Bülent Yorulmaz ile üstlenen kişi, yine bu şehrin sessiz kahramanı Osman Bulut’tur.

 

Sözünü ettiğim sosyal ve sportif faaliyetler; Tekirdağ’da Bülent Yorulmaz’ın da büyük katkılarıyla doğan, büyüyen ve anlamlı bir etkinliğe; tavla turnuvasına dönüşmesidir. Üstelik bu turnuvanın esin kaynağı, dünyada en saygın organizasyonlardan birisi olan Grand Slam müsabakalarıdır.

 

Yılda dört kez düzenlenen Grand Slam Tenis Müsabakaları örnek alınıp, yılda dört kez düzenlenmeye başlayan, tamamen amatör bir ruh, uyum, istikrar, sportif ve sosyal amaç güden Tekirdağ Tenis Müsabakaları dört isim adı altında yapılmaya başlamıştır;

 

Hora, Ganoslar, Istranca ve Ergene isimleri taşıyacak olan bu müsabakaların sessiz iki kahramanı; Osman Bulut ve Bülent Yorulmaz’dır…

 

Her şehrin kahramanları vardır! Bu kahramanların kimisi yaşadıktan çok sonra, yüzlerce yıl anılacak, yararlanacak eserler bırakırlar. İnşa ettikleri yapıtlar; kimisi mimariden, kimisi sanat dallarından, kimisi ise edebi, felsefi bilimlerden beslenirler. Bazıları söz sanatına ruh ve derinlik katarken, kimisi ise estetiğe, ruhsal derinliğe erişilmezlik sağlarlar…

 

Osman Bulut Tekirdağ Dedecik diyarından İstanbul’a ayrı bir zenginlik katmış, zanaatını sanat, spor, felsefe ile yoğurmuş, yaşarken yaşadığı şehrin, köyün, teveccühü kazanmış insanlarımızdandır.

 

Şehirleri otel, motel sanmayan, bunu katiyen kabul etmeyen insanlara, her daim borcumuz vardır diye düşünürüm. Yaşamın tılsımı, neşesi onların ellerindedir dersem yalan değildir. Yaşama değer ve anlam katan-yükleyen; mimari, mühendislik, sanat, edebiyat, felsefe, sportif etkinlikler; kısacası insana katkı sağlayan bütün özgün değerler, içine sevgisini, saygısını katarak sunmak; ancak kahramanların işidir; görevidir…

 

Ne diyor şair Dranas; “ İşte akşam oldu, bizim artık her yer/Doldur kutlu ellerinle kadehimi”

 

Kutlu hissetmektir yaşamı; sessiz kahramanların zarif hissedişleri gibi; için için yaşam kokarak ve yaşamı besleyerek…

Marka Flower Çiçekçi