Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi; yüzlerce, binlerce insanımıza, hastaya hizmet vermeye çalışıyor. Hastanelerin biricik amacı sağlığa bozulan insanların bir an önce sağlıklarını kazanmaları, iyi olmaları üzerine…
Doktorluk yemini de iyi anlaşılır, özümsenirse evrensel yasaların yanında devletimizin yasalarıyla uyum sağlarsa, çekilen bütün yorgunluklar, alın terleri kendi saygınlığını, ruhsal bütünlüğünü yaratır. Bu yeminin her sözcüğü insan olan insanı ürpertici bir maneviyat ile buluşturur;
“ Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü, hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma, hastalarımı memnun edeceğime, insan hayatına MUTLAK surette saygı göstereceğime, mesleğim dolayısıyla küçük sırları saklayacağıma…” diye devam eden doktorluk yemini şu sözlerle sona eriyor;
“ Mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”
Ne hazindir ki sağlık çalışanlarını her aşamada takdir etmenin yanında onların çalışma şartlarının en iyi aşamaya gelmesini isterken daha bazı büyük yanlışları, hataları da görmemeyi insanın-gazete yazarının kendi evrensel yemini olarak yerine getirmek zorundayım…
Hastanelerdeki uzayan kuyruklar, onlarca, aylarca öteye verilen randevular neredeyse insanımızı kanıksar hale getirdi. Ya hasta acil olursa? Beklemezse?
Bakın ve görün size anlatacağım sonu hüzünlü biten öykünün nasıl geliştiğini bir de sizler değerlendirin. Eşi hastalanan A Bey ilk önce çözüm bulmak adına yeni açılan Şehir Hastanemize gidiyor. Daha sonra da bizim yapacağımız bu kadardır, deyip Tekirdağ NKÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesine yönlendiriliyor.
Buraya kadar her şey yolunda görünüyor. Hastaya biyopsi yapılmaya karar veriliyor. Yapılıyor da. Hastanen işe A Bey; “ Sonuçları ne zaman alırız hocam? Dediği vakit, doktorumuz;
“ Birkaç ay sürer” cevabını veriyor. Hastanın eşinin canını sıkıldığını gören doktorumuz; “ Paran varsa, git ücretini öde, daha çabuk olur” uyarısını da yapmayı borç görüyor kendisinde.
Hasta yakını A Bey, hastanın yorgunluğunu, acilliğini, çektiği zorlukları, acıları bildiği için söylenen ücreti yatırıyor. Ve tekrar soruyor; “ Biyopsi sonucu ne zaman çıkar?” Bu sefer aldığı cevap; “ On gün sonra…”
Yazarken bile insanın içi acıyor… Çok önemli bir hastalık ve sonucu hüzünle bitiyor, ama hastanın parası olmasa bir iki ay bekleyecek! Niçin? Biyopsi sonucunun çıkması için… Ya hasta o vakte kadar ölürse? Cevabını böyle uygulamaya imkân veren hastane yönetimi verir mi acaba?
Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın sıklıkla tekrarladığım bir sözü tekrarlayacağım; “ Halkı, şamar oğlanı yerine koymayın!”
Sizler ne yapıyorsunuz sayın doktorum? Hastane yetkililerim? Böyle ilkel bir uygulamaya sahip çıkmak ve sürdürmek insanlığa, doktorluk yeminine uygun mu?
Hasta yakını ve hasta yaptırdıkları biyopsi sonucu bekledikleri cevabı alamıyorlar. NEDEN? Biyopsinin doğru ve hünerli bir şekilde yapılmadığı tekrar yapılması gerektiği söyleniyor.
Hastanın yakını A Bey’den tekrar ücret yatırması isteniyor. İşlemler böyle, sancılı ve tereddüt içerisinde gelişip kendi yönünü ve cevabını buluyor. Hastanın hastalığının tespiti yapılıyor. Bir süre sonra ameliyatı da gerçekleştiriliyor.
Hastanın solunup problemi devam ettiği için hastanın evinde kullanması için solunum cihazı alması öğütleniyor.
Hasta yakını nasıl yapacağım, bu cihazı nereden bulacağım dediğinde doktorumuz; “ Ben sana bir reçete yazacağım. Hemen medikal cihaz satan bir yerden al; temin et.” Diyor. Hasta yakını A Bey, en yakınındaki medikal cihaz satan yere gidiyor. Zannediyor ki diğer doktor reçeteleri gibi. Yani ücretsiz alacak. Cihazı alıp çıkarken sesleniyor esnaf; “ Nereye gidiyorsun? Cihazların ücreti?”
Tabiî ki hasta yakını A Bey, cihazları geri veriyor. Bir şok daha yaşıyor… İşin aslını ve astarını öğrenince bir başka gerçeği öğreniyor. Meğer her Cuma günü hastaneye oksijen tüpü ve cihazı geliyormuş. İhtiyacı olanlara zimmet karşılığında bedava veriliyormuş…
İşin garibi de şudur; Medikal cihaz satıcıları hastanede cirit atıyorlarmış; birçok hasta yankının söylemlerine göre… Yüksek fiyatlara ulaşan ürünleri nasıl daha fazla satar, kar ederiz diye, her türlü ticari hüneri gösteriyorlarmış…
Sayın Başhekimim ve Başmüdürüm; Başkan Erdoğanın söylediğini bir kez daha tekrarlıyorum; Acaba, bazı yorgun düşmüş, yemini unutmuş doktorlarımız, hastane çalışanlarımız yeminlerini unuttular mı? “ Halkı önemsemeyip şamar oğlanı mı sanıyorlar?”