Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bıyık altından “kurnaz” gülümseme biçimini hiçbir uygar insan yüzünde görmedim. Aynı zamanda uygarlık yolunda yürüyen bir insanın mantık ve felsefeden de kaçtığına tanıklık etmedim.
Masalı masalcılar, öyküleri öykücüler, resmi ressamlar, şiiri şairler söylemeli, anlatmalı… Bir esnaf, bir değil on, belki de yüz kez yenilmiş, yani halk dilinde İFLAS etmişse, halen bu işin mantık tarafını anlatmayıp, bu işi başka etkenlere, güçlere bağlıyorsa, bu işe ne denir halk dilinde?
“ Bana masal anlatma!” veya “ Y ağabey yine masal anlatıyor”
Bizim şehrimizde yaşayan kendisinde şeytan tüyü olduğunu düşündüğüm Y ağabey etrafına toplanan konu komşuya bu biçim masallar anlatıyordu. İşim acele olmasa, onu dinleyenlerin boş neşelerine bende katılacak halde meraklandım ve boşluğun hoş saatlerine katılamadığım için yanlarından üzgün bir halde geçip gittim.
Oysa Y ağabey onlarca kez yenilgiyi uğratılmıştı. Esnaf olarak her daim yanlış at-a oynamış ve kaybetmişti. Onun kaybetmelerini bilmeseniz, yüzündeki pırıltı sizi aldata bilir, yeniden kurmak istediği, herhangi bir atılıma mali, manevi destek bile olabilirsiniz.
Y ağabey gibi kişilerin masumiyeti hep saklı kalacaktır bende. Kayıpları, kötü yaşamlarından, düşüncelerinden değildir. Yanlış zemin, yanlış kişilerle iş yapmalarından, yola çıkmalarından ötürüdür.
İşte tam da burada Y ağabeye bunu anlatamazsınız. Onun düşmanları, ona çalım atıp düşürenler öyle görkemli ve güçlüdür ki sanki bu dünyalı değillerdir. Başka dünyaların yenilmez donanmaları gibidirler…
Yaşam serüvenim içerisinde Y ağabey gibi çok tanıdığım insan oldu. Ellerinde zenginlik varken kimseyi kırmaz ve incitmezler. Hatta fazlasıyla paylaşırlar, ona buna dağıtırlar. Ellerinde bir şey kalmayınca sarıldıkları en büyük silah; masalımsı yalanlardır. Öyle bir başlar ki masalları;
“ Bir varmış, bir yokmuş “ filanca zaman ödeyecek, filanca zaman zengin olacak; “ Olacağım, yapacağım, vereceğim” kararlılığı o zaman gelince yine bir başka FİLANCA zamana ertelenir.
Masal bu ya; Y ağabeylerin düşmanları çok güçlüdür; ayakları yerde, başları gökte, elleri dağları söküp atacak kadar insanüstüdür. Fakat düşmanlarının bir kusuru vardır! Görünmezdirler…
Sözümün başında ifade ettiğim gibi, toplumu oluşturan bireylerin daha çocukluk zamanlarında mantık,felsefe,ekonomi,sanat dallarından uzak kalması; iki insan tipini doğurur.
Y ağabeyler gibi galibiyet yüzü bir türlü göremeyen, her daim yenilgiye uğratılan saflık abidesi olan değerler, bir taraftan da başarıyı; kurnaz bir gülümseme ile bütün dağları ben yarattım gösterisi içinde elinde tutan, karşı tarafı bakışlarıyla ezen tipler…
Oysa uygar ve adil bakışlara, gülüşlere, paylaşımlara ihtiyacı var milletimizin. Herhangi bir sıfat yakıştırılmadan gülebilmek,”şu ne der, bu ne der” korkularını bir kenara nazikçe iterek serüvenleri de yaşarken, yaşam denen düzen içerisinde batması, bitirilmesi, sürekli kaybetmesi engellenecek mutlu huzurlu yaşam iksirlerine ihtiyacı var milletimizin.
Nasıl olacak peki? Y ağabey gibi değil mi bizim asil yöneticilerimiz? Her daim aklı tarafta, siyasi düşünce içerisinde; “Bendensin” veya “ Ötekisin” diye diye kopmadık mı gülüşlerden, zenginliklerden ve uygar düşüncelerin düşlerinden…