Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir tarafı Kolordu, diğer tarafı Hafız Numan Sokağa bakan ve Tekirdağ’ın sosyal, kültürel açıdan ilk beş önemli yerlerinden birisi olma özelliği taşıyan otoparkın yıkım çalışmaları haftalardır devam ediyor.
Yıkılan otoparkın Kolordu tarafındaki girişinin hemen kıyıcığında VİRAN görünüşlü bir kalıntı yıllardır direniyor. Hatta tarih, şehir ve ülke bilinci olan insanlara-YÖNETİCİLERE şöyle sesleniyor;

“ Beni kurtarın! Beni kurtarın! Artık dayanacak gücüm kalmadı; beni kurtarın!”
Hangi viran bina? Diyecekler o kadar çoğunluk ki onlara hak vermemek elde değil. Yüksekçe bir tümseğin üzerinde bulunan, hiçbir şeye benzemez görünen küçük bir kalıntı kimin dikkatini çeker ki?
Bu şehri sevmiş, özümsemiş insanların dikkatini çeker elbet. Tarihe bir küçük not düşerler sevmiş olmanın yüce hatırına…
Tekirdağ’ın çok önemli sanayicisi, yazarı ve şairi olmanın yanında değerli bir öğretmen olan Öksel Demir’in Tekirdağ Mavi Gözlü Kent kitabının 24 ve 25.sayfalarında tam da bu hiçbir şeye benzemez kalıntıdan söz eder.
Bu kalıntı dediğimiz viran yerin tarihsel önemi, mimari açıdan ayrı değere sahipken, manevi açıdan ise bu viran yerin öyküsünde Osmanlı İmparatorluğunun 30.Padişahı II. Mahmut’un Tekirdağ’a gelip kaldığı yeri buluruz… Kolordu Caddesi üzerinde bulunan ve “Beni kurtarın! Beni yaşatın” diye inleyen, çağrılar yapan binanın son kalıntıları ve çığlıkları…
Kambur Ahmet Ağa’nın yeri, yani Tekirdağ Milletvekili Fethi Mahramlı’nın büyük dedesi Kambur Ahmet Ağa’nın evi ve hamam tam da bu kalıntıların olduğu yerdir.
Mahmut gezmeyi, görmeyi bilen yenilikçi Padişahı, İstanbul’un,İngiltere’den satın alınan ilk buharlı, Sürat isimli gemisiyle sıklıkla Prens Adaları olarak bilen yerleri ziyarete gittiği gibi bir günde iyi tanıdığı, güvendiği Tekirdağlı Kambur Ahmet Ağa’ya misafirliğe, Tekirdağ’a gelir.
Bir gün ve bir gecesi Tekirdağ’da geçen, Kambur Ahmet Ağa’nın misafiri olan II. Mahmut, ertesi gün İstanbul’a yola çıktığında, buharlı Sürat isimli gemisi Karaevli açıklarında fırtınaya tutulur. Deneyimli kaptan, rüzgârın kuvvetini, şiddetini iyi idare etmesi sayesinde zar zor Marmara Ereğlisi’nin limanına sığınırlar. Bir gün de Marmara Ereğlisi’nde kalan II. Mahmut ve yanındakiler ertesi gün İstanbul’a yola çıkarlar…
Şehirleri ileri taşıyan en önemli etmenlerden birisidir; tarihsel kişiliklerin şehirler ile olan öyküleri. Maneviyatın yanında, tarihsel, kültürel katkıları iyi işlenir, kollanır, sahiplenir ve sürekli yenilenirse, yeni kuşakların kuşaklararası bağları kuvvetlendiği gibi, şehir insanın ruhsal aydınlanması da sağlanır.
Ruhsal aydınlanma, huzur ve kalkınma anlamını taşır. Bir de turizmi; ister iç, ister dış turizm olsun, her kültür bağı, kendi zenginliğini, turizmini yaratır ve kendine çeker.
Tekirdağ’ın sıkışıklığı, kendi sessiz köşesine çekilmişliği nasıl aşılacak? Bir yandan tarihi konakları, evleri onarıp onları şehrin sosyal, kültürel hayatına katmaya çalışırken bir yandan da neredeyse iki yüzyıllık bir geçmişe sahip Kambur Ahmet Ağa’nın II. Mahmut’u ağırladığı evin dibinde büyük yıkım çalışmaları yapıyorken, onun kurtarılması, kazandırılması ve bizden sonraki kuşaklara da öykülerini anlatması için bir çaba göstermiyoruz…
Özellikle Valiliğimizin ve Büyükşehir Belediyemizin dikkatini çekmek isterim. Ne hazindir ki İstanbul 1.Bölge Vâkıfılar Bölge Müdürlüğü istenen canlılığı, şehrimize ait mekânların günlük yaşama katılımları için büyük çabaları gösteremiyorlar…
Ama inanıyorum ki bu şehrin Valisi Aziz Yıldırım, bu şehrin Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, tam da burada yıkım ve yeniden imar çalışmaları başlamışken, neredeyse 190 yıldır sessizliğini koruyan ve artık dayanma gücü kalmayan bu tarihi yere SAHİP çıkacaklardır…