Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Neredeyse her gün geçtiğim caddenin üzerindeydi küçük esnafın iki katlı dükkânı. Beyazdı ahşap boyası; alabildiğine hür ve barışçıl duyguların simgesi olan beyaz ahşap bina için için ağlıyordu…
Her gün temizlenen mermerleri temizlenmemiş, sıklıkla silinen camları silinmeyip gözyaşları gibi süzülmüş, kirlenmişlerdi. Her zaman insan soluğu olan bahçe ise soluksuz, insansız kalmış… Bir tuhaf oluyor insan yıllarca capcanlı olan dükkânların birden, zamansız insanlar gibi kapanıp ölüme teslim olmaları…
Köşemde sıklıkla dile getirdiğim küçük esnaf dramları hakkında öğrenmek istediğim halde öğrenemediğim, anlamak istediğim halde anlamadığım, cevaplarını bulamadığım sorularım oldu her daim…
Beyaz boyalı iki katlı ahşap binanın sahibi küçük esnaf kapanmadan önce derneğine, odasına aidat veriyordu. Muhasebeye, Maliyeye, Belediyeye, Elektrik şirketine, su idaresine, mal hizmeti veren firmalara hareket, yarar sağlıyordu. İyi kötü işi olmayan gençlere, iş imkânı sağlıyordu. Küçük esnaf sessiz sedasız dükkânını kapatınca hangi kurum ve kuruluşun amiri ve memuru; “ NİÇİN?” sorusunu sordu kendi yüce zihnine?
Küçük esnaf yıllarca direndiği halde bu yıl niçin kapatıyor? Bu sorunun cevabını ilk önce; dernekleri, odaları sormaz mı? Böyle bir analizi, istatistik, sosyolojik, kültürel bilgiyi toplayıp ilgili yerlere rapor etmez mi? Var mı Derneklerin, Odaların böyle bir çalışması?
Beyaz boyalı iki katlı küçük esnafın kapalı dükkânının yanında durdum. Sağa sola baktım dikkatlice. Dükkân kapanalı belki üç dört ay olmuş ama binanın durumu, hüznü, insansız hali sanki yıllar olmuş gibi dökülmeye başlamış.
Tanıdığım küçük esnafı; Kemal’i aradım. Telefonum üçüncüye çalarken Kemal açtı. İlk önce sesini duyunca sevindim. Öyle ya, sağlık nedeniyle dükkânını kapatmış olabilir. Zamansız ölen bir sürü insanımız oldu. Zamansız kapanan bir sürü dükkânımız oldu; insan bir tuhaf oluyor tanıdığı sesi duyup duymayacağını hissedince.
—Alo; Kemal nasılsın kardeşim?
—İyiyim ağabeycim; sen nasılsın?
Hal hatır sorduk sormasına ama tahmin ettiğim gibi dükkânını kapayalı aylar olmuş. Ben ise yeni fark ediyorum. Kafalarımız ne kadar dalgın, ne katar kırgın zihnimiz; coşkusunu kaybetmiş, neredeyse pes etmiş boşluğa teslim olmuş dükkânları ve insanları göre göre; yaşayan ölülere dönmüşüz…
Özene bezene baktığın, titiz davrandığın dükkânı niçin kapattın Kemal?
—Ağabeycim dayanacağım gücüm kalmadı ki! Ne elektrik faturalarıyla baş edebiliriz, ne de artan malların müşterimize yansıtabiliriz!
—Yıllarca dayandın ama?
—Çok uğraşım ama olmadı ağabey; olmadı…
Kırgındı sesi küçük esnafın. Birici idealiydi gözü gibi baktığı beyaz, ahşap mekânı. Gülümsemekten hiçbir zaman geri durmadı. Büyük kazanmak da hayali değildi. Kendi yağıyla kavrulsun da yaşasın; hissiyatı içinde yan gelirlerini bile beyaz düşleri olan dükkânını aktarmıştı yıllarca…
Baktığımızda gerçek dünyamızın giderlerine; korkamamak, kaçmamak, bir yerlere büzülmemek mümkün mü? Esnaf ölmüş de ağlayanı yok! Derneklerin, odaların bir aidat zamanı hatırladığı, Devletimizin elinden gelen desteklerle ayakta tutmaya çalıştığı küçük esnaf patır patır düşüyor; kayboluyor; belki de köylerimiz, çiftçilerimiz gibi bir daha yerine koyamayacağımız yerlere; çok uzaklara göç ediyorlar…