Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kafamızı göğe kaldırdığımızda fark ediyoruz havada uçuşan kuşları. Hepsi kendi türleriyle, akrabalarıyla birlikte; her anın ayrı sorumluluğu, coşkusu içinde yaşam sesleriyle dolduruyorlar Tekirdağ’ın meydanlarını, caddelerini, park ve bahçelerini.
Ne kargaların, ne martıların, ne de kumruların bir çekincesi var günü yaşama adına. Hiçbir gayretten kaçınmıyorlar. Gece bile kendi aralarındaki sosyallik devam ediyor. Yıllar önce ABD’de sadece kargaları inceleyen Enstitü kurulduğunu duymuştum.
Kısacası, ileri memleketlerde doğaya uyum sağlamış, geçmişleri milyonlarca yıl öteye uzanan bütün canlılar önemli ve inceleme konusu oluyor. Ve şunu keşfetmişti karga bilimcileri;
“ Kargalar bütün gece kendi aralarında konuşuyorlar. Hatta başkanları bile var.”
Karıncıları inceleyen bilim insanları, arıları inceleyenler kadar merak ve saygı içinde kalıyor. Karıncaların yaptıkları işbirliği karşısında, kendi aralarındaki paylaşımlarının adaleti 21.yüzyılın insanını ve insancıklarını şaşırtıyor…
Amerika Birleşik Devletleri’nde köşe yazarlığı yapan bir gazetecinin yazısını okumuştum. İnsanlık adına bir haykırış bütünlüğü taşıyordu;
“ Bizler,21.yüzyıl insanları, uzaya gittik, uzaya açıldık ama karşıdaki komşumuza gidemez olduk!”
Ne çaresiz bir haykırış değil mi dostlar?
Biz yine şehrimizde yaşayan kuşlara dönelim. Martılara, kargalara, kumrulara, serçelere, iskete ve sakalara… Şaşmaz bir telaş, sorumluluk, istikrar içerisinde yaşamın onlara sunduklarının peşinde koşuyorlar.
Yorulmak bilmeyen, şikâyet denen sözcüğü hiçbir şekilde kullanmayan yolun yolcuları olarak; güneşin, rüzgârın, yağmurun dans ve şölenlerini farklı farklı karşılayıp bu şenliğe katılarak yapıyorlar bütün bu işleri-eğlenceyi…
Tekirdağ’ın kuşlarının bile bizden daha sosyal olması ne demek? Şehrin yönetimine talip olmuş yöneticilerin ve kendine “ Aydın” gözüyle bakan herkesin önüne bakıp düşüneceği garip bir şey-KAYIP değil midir?
Daha gece başlamadan şehrin merkezi, şehrin KALBİ durur mu? Hastalanmış mıdır şehrimiz? Tedavisi uzun yıllar süreceği bellidir. Yapılan her hizmetin teşekkür edeni olacağız olmasına ama istikrarlı olmasını, en azından şehrimizin kuşları kadar sosyal olmamızı, kültürel ve sanat yaşamlarının içinde güne ve geceye katılmadığımız sürece; her şey anlamsız ve yitik, yitirilmiş kalacaktır…
İmreniyorum şehrimizin kuşlarına. Birbirleriyle yaptıkları konuşmalara, şamatalara, şarkılar söyleyip şölensi, karnaval coşkusu içinde kanat çırparak alkışlamalarına ve imreniyor ve saygı duyuyorum…
Kuşlarımız kadar sosyal olmamak, şehrimizin her köşesine ve mevsimlerin her anına, her haline sahip çıkıp karşılayıp eğlenememek; sanki bu şehir insanına ilahi bir ceza gibi sunulmasını ise anlamadığım gibi kınıyorum…
Bu durumda bir yönetici olsam, bu durumda kendime AYDIN insanım desem; utanır, varsa birkaç damla gözyaşı dökerdim; niçin kuşlarımız kadar dahi sosyal ve neşeli değiliz diye…