Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İslâm ülkeleri Gazze’de olup bitenler karşısındaseslerini çıkar(a)mazlarken, bakın, İngiliz düşünür BertrandRussell, hem de ta 55 yıl önce, 31 Ocak 1970’te ne diyordu (Yaşantım adlı otobiyografisi, S. 342):
“Ortadoğu’da ilân edilmemiş savaşın son evresi derin yanlış hesaplamalar üzerine bina edilmiştir. Mısır sınırına yağdırılan bombalar sivil halkı, haklarından feragat ettirmeye yetmez, bilakis direniş azimlerini daha bir güçlendirir. Bu bütün hava bombardımanları için bir derstir. Vietnamlılar yıllarca Amerikan hava bombardımanları karşısında şartlı teslim olarak değil, aksine birçok düşman uçağını düşürerek yanıt vermişlerdir. 1940’da bizim vatandaşlarımız Hitler’in hava bombardımanlarına emsalsiz bir birlik ve azim ile karşı koymuştu. Bu sebepten dolayı şimdiki İsrail saldırıları kendi temel amaçları içinde başarısızlığa uğrayacaktır. Bütün dünya bu saldırıları güçlü bir şekilde kınamalıdır.
“Ortadoğu’da gelişen kriz hem tehlikeli, hem de öğreticidir. 20 yıldır İsrail, askeri gücü ile büyüyor. İsrail, büyümenin her evresinde ya sebeplere başvuruyor ya da görüşmeler öneriyor. Bu emperyalist güçlerin tarih boyunca uygulayageldikleri bir gelenektir. Çünkü emperyalistler güçle elde ettiklerini en azami zorluklar ile pekiştirmek isterler. Her yeni fethin verdiği güç, onlar için yeni bir görüşme önerisinin temelini oluşturur ve böylece önceki adil olmayan saldırılarını meşrulaştırmış olurlar. İsrail tarafından işlenmiş her saldırı kınanmalıdır ve bu kınama sadece bir ülkenin diğerinin sınırlarını gasp etme hakkının olmayışından dolayı değil, her büyümenin dünyanın saldırılara ne kadar müsamaha edeceğinin bir deneyi oluşundan dolayı da kınanmalıdır.
“Filistin’i kuşatmış yüzbinlerce mültecinin durumu Washington gazetecisi I.F Stone tarafından şöyle tasvir edilir; “Yahudi dünyasının boynu çevresindeki kilometre taşları”. Mültecilerin çoğunun tehlikeli konumları geçici yerleşim birimlerinde şimdilik iyi. Filistin halkının trajedisi şudur: “Ülkelerinin süper güçler tarafından başka halklara yeni bir devlet inşa etmeleri için verilmesi.” Sonuç, yüzbinlerce masum Filistinli’nin sürekli olarak evsiz konuma getirilmesidir. Her yeni çatışmada evsizlerin sayısı artıyor. Dünya bu kontrolsüz katliam oyununa ne zamana kadar tahammül edecek? Şu çok açık ki mülteciler sürüldükleri yere dönmek için her hakka sahiptir, çatışmalar boyunca hakları yok sayılsa bile. Dünyanın heryerinde hiçbir insan ülkesinden dışarı çıkarılmasını kabul edemez ve hiç kimsenin kabul etmeyeceği bu zulmü, kimse Filistin halkından isteyemez. Mültecilerin ülkelerinde sürekli olarak yerleşimci konumunda olmaları, Ortadoğu’da asıl hakiki göçü doğurmuştur.
“İsrail affedilemez
“Bize hep denilir ki İsrail’in duygularına katılmalıyız. Çünkü onlar Avrupa’da Nazilerin ellerinde büyük acılar çektiler. Ben bu öneride herhangi bir acının korunmasına dair bir sebep göremiyorum. İsrail’in bugün yaptıkları affedilemez. Geçmişin dehşeti için yakararak şimdiki yaptığı bağışlanamaz. İkiyüzlülüğü haklı gösterilemez. İsrail sadece çok sayıda mülteciyi yokluğa mahkûm etmekle kalmıyor -ki işgal altındaki topraklarda yaşayan pek çok Arap askeri yönetim altında yaşamaya mahkum olmamalıdır- aynı zamanda İsrail, sömürgecilikten yeni kurtulmuş Arap ülkelerini de askerîleşmeye zorlayarak ulusal gelişmeler açısından yoksullaştırıyor. Ortadoğu’da kanın durmasını isteyen herkes, gelecekteki çatışmaların yerleşimcileri içermemesi gerektiğini garanti etmelidir. Yerleşimciler için atılacak ilk adil adım İsrail’in 1967 Temmuzunda işgal ettiği bölgelerden geri çekilmesidir. Yeni dünyanın mücadelesi, Ortadoğu halkına uzun acılardan sonra adaleti getirmek için yardım etmek olmalıdır.”