Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Akademik konularda haberler yapan The Conversation ( https://theconversation.com/ ) sitesinde, 15 Ağustos 2025’te müzik hakkında ilginç bir yazı çıktı.
“Bazı insanlar müzikten hoşlanmaz; bu, beyinlerindeki bağlantılardan kaynaklanıyor olabilir” başlıklı yazı, İngiltere Westminster Üniversitesinden Nörofizyoloji profesörü Catherine Loveday tarafından yazılmış.
İnsanların bir kısmı müzikle hiç ilgilenmiyor, müzik dinlediklerinde hiçbir şey hissetmiyorlar.
Bilim insanları, “müzik anhedonisi” denen bu davranışın nedenini anlamaya çalışıyor.
Sorunun beynin işitme bölümleri ile ödül merkezi arasındaki iletişim bozukluğundan kaynaklandığı düşünülüyor.
Bazı müzik türlerini sevmemek, melodileri tanıyamamak gibi bir durum değil, bu kişiler müziği diğerleri gibi algılayamıyor.
PROF: LOVEDAY’İN YAZISININ ÖZETİ
Bir amfi dolusu öğrenciye, bir daha asla bir müzik parçası dinleyemeyecek olsalardı ne hissederlerdi diye sorduğumda, çoğu dehşete düşüyor.
Ama bir veya iki kişi, müzik olmasaydı hayatlarının hiç değişmeyeceğini utangaçça itiraf ediyor.
Çoğumuz için müziğe karşı ilgisizlik akıl almaz bir şey.
Ancak nüfusun %5-10’u için bu normal bir durum.
Hafıza kaybı yaşayan kişilerle yaptığım araştırmalarda bunu sıklıkla görüyorum.
Önemli anılara ulaşmak için insanlardan en sevdikleri şarkıları seçmelerini istiyorum.
Bazı insanlar bana boş boş bakıp “Müzikle hiç ilgilenmemiştim” diyor.
İnsanların müziğe verdikleri duygusal tepkilerin derinliğinde önemli farklılıklar bulunuyor.
Nüfusun yaklaşık %25’i “hiperhedonik”, yani müzikle etkileşime girme konusunda neredeyse takıntılı bir dürtüye sahip.
Bu alandaki araştırmalar genellikle, insanlara müziğin günlük yaşamdaki önemini soran Barselona Müzik Anketi’ni (https://www.brainvitge.org/bmrq_eng.html ) kullanır.
Ankette, ne sıklıkla müzik dinledikleri, mırıldanıp mırıldanmadıkları, omurgalarında ürperti uyandıran şarkılar olup olmadığı gibi sorular sorulur.
Düşük puan alanlar müzik anhedonisi olarak sınıflandırılır.
Duygusal şarkılar dinlerken, çoğumuzun kalp atış hızı, terlemesi ve nefes alışı etkilenir.
Bu tepkiler laboratuvar ölçümlerinde görülür.
Ancak müzik anhedonisi olanlarda genellikle hiçbir fizyolojik etki görülmez.
Bir teoriye göre, müzikten alınan zevkin azalması, daha genel bir anhedoniyi, yani herhangi bir şeyden zevk almama durumunu yansıtabilir.
Bu durum genellikle, beynin ödül yollarındaki, nükleus akumbens, orbitofrontal korteks ve insula gibi bölgelerdeki bozulmalarla bağlantılıdır.
Bu durum, diğer duygudurum bozukluklarıyla birlikte, müziğe tepki eksikliğiyle ilişkilendirilebilen depresyonun yaygın bir özelliğidir.
Ancak bu, insanların yemek, sosyalleşme ve film seyretme gibi diğer ödüllerden keyif alırken müziğe karşı kayıtsız kaldığı belirli bir müzik anhedonisini açıklamaz.
Alternatif bir olasılık, müziğe ilgisi azalmış kişilerin, belki de melodi ve armoniyi işlemede yaşadıkları zorluklar nedeniyle müziği anlamamasıdır.
Bunu test etmek için, melodileri tanıma veya yanlış notaları tespit etme yeteneğini etkileyen bir müzik algısı bozukluğu olan “amuzi” hastalarına bakabiliriz.
Bu durum, beyindeki frontotemporal korteksin, yani melodinin işlenmesinden sorumlu kilit bölgelerinin aktivitesinin azalmasıyla ortaya çıkar.
Ancak, bu rahatsızlığa sahip bazı kişilerde müziğe karşı aşırı bir sevgi vardır.
Müzik anhedonisi olan kişiler ise, şarkıları tanımak gibi normal bir müzik algısına genellikle sahip olmalarına rağmen, müzikten zevk almazlar.
Araştırmacılar, müzik anhedonisi olan kişilerde müzik algısı ve haz hissi yaratan beyin bölgelerinin sağlam olduğunu, ancak aralarındaki iletişimin ciddi şekilde bozulduğunu gösteriyor.
Beynin işitme bölümleri ile ödül merkezi arasında çok az veya hiç trafik yok.
Müziğe tipik tepkiler veren kişilerde, bu yollarda önemli bir aktivite var ve bu aktivite, hoş müzikte nötr seslere göre daha yüksek.
2018’de yapılan bir çalışmada bu iletişim yollarını magnetik olarak uyarmanın müzik kaynaklı zevki artırabileceğini gösterilmiş.
Bu araştırmalar, insanların günlük yaşamdaki yeme bozuklukları, seks bağımlılıkları ve kumar sorunları gibi beynin ödül mekanizmaları ile ilgili klinik durumları hakkında fikir verebilir.
Bu bulgular aynı zamanda herkesin müziği sevdiği yönündeki yaygın varsayımı da çürütüyor.
Çoğu insan sever, ama hepsi değil ve bu çeşitlilik beynin bağlantılarındaki farklılıklardan kaynaklanıyor.
Bazen beyin hasarı sonucu ortaya çıksa da, çoğu zaman insanlar bu şekilde doğuyor.
Mart 2025’te yapılan bir çalışma, genetik bir bağlantıya dair kanıtlar buldu.
Müzik her yerde -mağazalarda, spor salonlarında, restoranlarda, sağlık kuruluşlarında- inanılmaz derecede güçlü olabilir.
Ancak belki de onu her derde deva bir ilaç olarak görme dürtüsüne direnmeli ve bazıları için sessizliğin altın değerinde olduğu gerçeğine saygı duymalıyız.