Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Tekirdağ Süleymanpaşa ilçemizde yaşayan Roman vatandaşlarımızın renkleri, sesleri ve zanaatları her geçen gün azalıyor.
Zenginliklerimizi öldürmeye üstümüze yok… Tamam, bazı meslekler teknoloji ve değişen meslekler gereği tamamıyla yok oldu. Olmasını da kimse yadırgamadı; nalbantlık, demircilik gibi…
Romanlar kendilerine özgü kültürlerinin en önemli olanlarından birisidir sepet örgücülüğü; zanaattan öte küçük el sanatıdır. Müzisyenlik, dans, panayırcılık, kalaycılık Roman vatandaşlarımızın geçimini sağladıkları mesleklerdendi.
Zaman denen değişim ve dönüşüm sayesinde bu meslekler neredeyse unutuldu, yok olmanın eşiğine geldiler. Eğer, kuşaktan kuşağa aktarılmasa ölmeye de mahkûmdurlar…
Dikkat ediyor musunuz; şehrimizde yaşayan Roman vatandaşlarımız bu zanaat ve sanatlardan hızla uzaklaştılar; çünkü kazanamıyor ve geçinemiyorlar.
Sadece müzisyenlik bile tüm dünyanın ilgisini, beğenisini çekecek düzeyde. Maalesef şehrimizin gece ve müzik kültürü adaletli ve istikrarlı bir şekilde gelişmediği için bu işi yapan yüzlerce, binlerce Roman vatandaşımız işsiz kaldı ve başka günlük işlere yöneldiler…
Ya sepetçilik? Mesleklerin en güzel olanlardan birisi olmanın yanında bir sanattır. Bitkilerin, ağaçların odunlaşmamış dallarından yapılan sepetler, geçmiş zamanlarda insanlarımızın bin bir ihtiyaçlarını karşıladı.
Sepet olmayan ev olmadığı gibi, sepetsiz yaşamlar düşünülemezdi…
Farklı sepetlerle düzenlenen bir dükkâna veya eve girdiğiniz vakit ilk önce sepetlerin sıcaklığından, sanatsal duruşlarından etkilenirsiniz. Doğa ile insan zekâsının marifetli siyah, nasırlı eller bir araya gelince; insanların ruhlarına kadar süzülecek eserler çıkar ortaya…
Bugünün dünyasında eski sepet alışkanlıkları, ihtiyaçları olmuyor gibi görünse bile dekoratif sepetçilik tüm dünyada gelişmeye devam ediyor.
Dekoratif sepetçiliği öncelik alırsak, her türlü evin ihtiyaçlarına göre çeşitli ebat ve biçimlerde yapılacak, teşvik edilecek sepetçilik; küllerinden tekrar bir mesleğin, bir zanaatın ve sanatın kazanılması demek değil midir?
Roman vatandaşlarımızı yakında izlerseniz ne kadar zorlandıklarını göreceksiniz. Onlar, eğlenmeye, üretmeye duyarlı ve yazgılı insanlardır. Müziği yok saymadıkları gibi el zanaatlarını ve sanatlarını da yanı başlarında isterler…
Bunca kurumumuz niçin var? Sadece; Halk Eğitim Müdürlüğümüz, Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzün çabaları yetmez…
Yetmiyor da… Bu işin içine turizm acentelerinden tutun da Milletvekillerimize, Kaymakamımıza, ilgili ilgisiz bütün birimlerimize ihtiyaç vardır…
Romanlarımızın el sanatları bizlerin ve şehrimizin MİLLİ meselesidir. Henüz tam olarak ölmeden bu işe sahip çıkalım. Nasıl, kendi çabalarıyla seyyar balık satıcılığı, evlere temizliğe giden, günlük kazançlarına, rızklarına sahip çıkıp evlerine mutlu dönüyorlarsa, sepet örgücülüğü, müzisyenlikle uğraşanlar da aynı huzuru, sahiplenmeyi ve onuru yaşayacaklardır…
İnsanlara ne kadar yardım yaparsanız yapın; kendilerinin ürettiklerinden kazanmaları, mutlu olmaları gibi değerli bir şey yoktur. Üstelik Tekirdağ denen bu güzel diyar; milli hale gelmiş, şehrimizin sembolü olmuş ürünlerini kaybetti…
Şarap Fabrikamızın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Köftemizin hali ise perişan… Fabrikamızın yetmiş yılda oluşturduğu markalarımız nerede?
Henüz vakit geçmemişken, Romanlarımızın el zanaat ve sanatlarına sahip çıkalım. Müziklerine, danslarına, en çok ihtiyaç duyulan eğlencelerine, panayırlarına sahip çıkalım; bütün bunlar bu şehrin saygınlığına, milli değerlerine de sahip çıkması anlamını taşıyor…
Üzgünüm; yüzlerce, binlerce yılda oluşan Roman kültürü, renk ve sesleri, desenleri bir bir yok oluyor…