TEKİRDAĞ TARİHİ ARAŞTIRMALARI ( HİKMET ÇEVİK )

Yayınlama: 10.01.2023 18:16
A+
A-

Akılda kalmaz, satırda kalır, demiş atalarımız. Yazı sanatının ilk yolculuğu, yeni bilgiler, bulgular olmadığı sürece Sümerler ile başladığını biliyoruz. Sümerlerin çivi yazıları ve pişmiş kil tabletlere aktardıkları olmasaydı, belki de Sümerler hakkında çok az şey bilecekti.

 

Ya şimdi? Sümerler ismi geçince uygar bütün ülkelerin aydın insanları ayağı kalkıyor. Yazı sanatının buluşundan 5000 yıl sonra Tekirdağ Türklerin, atalarımızın eline geçti. Şehzade I.Murat tarafından fethedildi. Atalarımız buralara ayak basmasının üzerinden neredeyse 700 yıl geçti.

 

Geldiğimiz noktada Tekirdağ tarihi ile meşgul olmuş çok az insan çıkıyor ortaya. Yani, yazı sanatının, tarihe, sosyolojiye, kültürel hayata verilen önemlerin karşılığı olan 700 yıllık anlı şanlı birikimlerimiz, bugünün gençliğine önayak olacak değerli eserlerimiz çok az…

 

1912 Üsküdar doğumlu Hikmet Çevik aslen Tekirdağlıdır. Eğitimci, araştırmacı yazar kimliği ile yazı sanatına dönüştürmüş olduğu eserinin ismi: Tekirdağ Tarihi Araştırmaları,2022 yılında tekrar gün yüzüne çıktı. Belki de çok az insanın elinde bulunan eski baskılar, onların ölümlerinden sonra bu eserin iyice kaybolup gitmesine neden olacaktı.

 

Hikmet Çevik,1936 yılından emekli olacağı 1970 yılına kadar Tekirdağ’da öğretmenlik yaptı.

 

Atamızın: Atatürk’ün öğretmenlere ne kadar güvendiğini biliyoruz. Diğer devletlerle sona eren Kurtuluş Savaşı’ndan sonra en büyük savaşın başladığını da Mustafa Kemal Atatürk bildiği için, eğitime, bilime, üretime, kalkınmaya öncelik verdi.

 

Aydınlığa ulaşmamış, ulaşamamış hiçbir zenginlik keyif, huzur ve istikrar içinde korunamaz. Saygı ve minnetle andığımız, hatırladığımız Hikmet Çevik, tam da Atatürk’ün öğretmenlerden istediği felsefeyi anlamış görünüyor;

 

“ Cumhuriyet sizden,’fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller ister” felsefesini hayata geçirir. Yaşadığı şehre ölmeden önce ayrı hizmet (Öğretmenlik) öldükten sonra da ölümsüzlük dokunuşuyla (Kitaplar, Araştırmalar, Düz Yazılar ) bırakır.

 

Tekirdağ Tarihi Araştırmaları kitabının ilk baskısının üzerinden onlarca yıl geçmiş. Elinde olanlar da kaybolacak, unutulacak bu eserin yok olmaması için harekete geçmişler. Bu öncü insanlardan birisi de Av.Bener Gençay’dır.

 

Gençay’ın düşüncesi şudur.”Bu eserin kaybolmaması, tekrar basılarak yeni nesillere aktarılması lazımdır!” Fikrinin düşüncede kalmaması için arkadaşı Ahmet Soyuer’e bu konuyu ve korkularını anlatır.

 

İki insan, iki fikir: Av.Bener Gençay ve Ahmet Soyuer bir araya gelirler ve hiç zaman kaybetmeden 1949 yılı baskısına hiç dokunulmadan tekrar yayınlarlar.

 

Hikmet Çevik, eseri hakkındaki önsözde Tekirdağ sevgisini, yaptığı araştırmanın kısıtlı imkânlar yüzünden yeterli olmadığını nazik, bir parça mahcup bir dille anlatması;

 “ Tekirdağ’ın her bakımdan mükemmel, modern tarih metoduna uygun, bütün çağlarını, çeşitli yönlerden bölüm bölüm, aralıksız ve kesin olarak aydınlatan bir tarihini yazabilmeyi isterdim. Fakat bu gerçekten imkânsız bir istektir…”

 

Çok istediği halde Tekirdağ’ın tarihinin bütün dönemlerini yazamamanın buruk hüznü Hikmet Çevik’in Tekirdağ sevgisi içinde kalmıştır. Fakat bir şeyler yapmak, eldeki imkânları en iyi bir şekilde değerlendirmek için, hiçbir emekten, zahmetten kaçınmayarak, mümkün olanın, yani bugüne kadar ulaşmış eserini Tekirdağ tarihine sunmayı başarmıştır.

 

Eserinin gün yüzüne çıkması için belli kurumların kapısını çalmıştı.300 liralık yardımı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi,250 liralık yardımı Tekirdağ Özel İdaresi ve kitabın 500 tane siparişini veren Tekirdağ Belediyesi’ne teşekkür ediyor. Aynı teşekkürü, yaşadıkları şehirleri OTEL olarak görmeyen, yapabilecekleri en küçük şey neyse, onu bu şehirden esirgemeyen bütün; onurlu, vicdanlı, cesur, aydın insanlara yapıyorum.

 

Bakın, bu eserin yazarı olarak; “ Bahtiyarım” diyen Hikmet Çevik, öyle alçakgönüllüdür ki,”En küçük bir yardımım olduysa: Bahtiyarım “diyecek kadar erdem sahibi, onur, vicdan sahibidir.

 

Uygar dünyalar-ülkeler geçmişleriyle kopuk parçalar, bulanık zihinler bırakmamak için, yazı sanatına, tarihe, edebiyata, felsefeye bu yüzden önem veriyorlar. Yeryüzünde en değerli bahtiyarlık da bu değil midir; geçmiş, gelecek ile barışık, kararlı bir düşüncenin bu ana-şimdiki zamana coşmuş bir nehir gibi süzülmesi değil midir?

 

 

Marka Flower Çiçekçi