Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Süleymanpaşa Muratlı Caddesi üzerinde beş katlı eski, betonarme bir binanın yakımı yapıldı. Güvenlik olarak sadece naylon bir şeridin çekildiği, iş makinesi çalışırken, yolun diğer tarafından, gelip geçen araçlar için tehlikenin kol gezdiği yıkımın tozu-dumanı azdı. Niçin mi? Tekirdağ itfaiyesi makine ile birlikte çalışıp, toz olabilecek aşamada sürekli su sıkıyordu…
1970’li yıllarda yönetmenliğini Osman F.Seden’in yaptığı, Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın rol aldığı “Nereye Bakıyor Bu Adamlar” film sahnesi gibi bir yıkım, yıkımı izleme şöleni yaşandı.
İnanılır gibi değil; bizim milletimiz, insanımız kadar aksiyona, yıkım, patlama olaylarına meraklı bir başka millet var mıdır bilinmez.1990’lı yılların başı olmalıydı. Henüz TARSAL denen mekân yıkılmamıştı. Bu mekânın dış duvar dibinde ses bombası patlamıştı.
Bombanın patladığını duyan Tekirdağlılar sel olmuş aşağıya, TARSAL yakınlarına akıyordu. O günün merdivenleri merak içinde aşağıya inen insanları almıyor, adeta taşkın sular gibi insanlar aşağıya koşuyorlardı.
Muratlı Caddesi Akçeşme’ye geçerken gördüm cadde üzerindeki yıkımı. İş makinesinin sesi bir yana, karşı kaldırımda dizilmiş insanların görkemli merakları bir yanaydı. Büyük çoğunluğu ya yıkımın fotoğrafını, ya da videosunu çekiyordu. Sanırsınız, yıkımı izleyenlerin tamamım gazeteci. Yakaladıkları haberi bir an önce gazetelerine, televizyonlarına yetiştirecekmiş gibi ciddiyet içinde izliyorlardı.
İzleyicilerin büyük çoğunluğu erkeklerden oluşuyordu. Muratlı Caddesi kaldırımını öyle doldurmuşlar ki, soldan sağa veya sağdan sola saymaya kalksak 100–150 kişi rahat vardır. Gelip geçenler zorla geçtiğine, zorlandığına bozulmuyorlardı. Çünkü bunca insan yıkılan inşaatı izliyorsa, bir bildikleri vardır düşüncesi içinde insanlar geçerken başlarını derhal yıkım alanına çeviriyorlar.
Nereye Bakıyor Bu Adamlar? Beş katlı evin-apartmanın yıkılmasına bakıyorlar. Niçin? Muhtemelen her gün aynı hareketleri tekrarladıkları için; yaşamlarına ses, gürültü, parçalanma, adrenalin girmişti.
Adrenalin nedir? Heyecan ve korku duyguları sayesinde vücudumuzun salgıladığı bir hormondur. İş makinesinin çıkmış olduğu moloz yığını üzerinde çalışması ayrı bir seyirlik; korku ve heyecan yaratıyordu. Çünkü, moloz yığını üzerinde bulunan iş makinesi yarım metre geri gelse ana caddeye ve yoldan geçen araçlara ölümcül bir zarar verme tehlikesi bütün izleyenlerin fark ettiği bir şeydi. Yarım metre ileri gitse, yanda bulunan sağlam binaya zarar vereceğini de görüyor, izliyorlardı.
İnsanın doğasında var olan izleme, merak, heyecan, korku hepsi bir arada yaşanıyordu. Muratlı Caddesi yıkım alanı tam manasıyla opera, tiyatro, futbol maçına girmiş seyirci meraklarıyla dolmuş, hatta ağzına kadar taşmıştı.
Ne diyelim? Toplumumuzun daha fazla spor ve sanat etkinliklerine ihtiyacı olduğu bellidir. Onlar kente göç ederken, sadece evlere, kahvehanelere hapsolmaya gelmediler.
İnsanımızı, dışarılara; meydanlara, çarşılara, sahile çıkarmalıyız. Bir sürü etkinlik yılın on iki ayı, günün ve gecenin her saati olsun ki, yıkılacak binanın molozları arasında heyecan ve korku aramasınlar…