Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Cumhuriyet Halk Partisinin 2025 Programı’nın Giriş Bölümünde şöyle bir ifade bulunuyor:
“CHP’nin kurucu köklerinden üçüncüsü Anadolu Aydınlanması’dır. Bu aydınlanma, yüzyıllar boyunca Anadolu ve Rumeli topraklarında filizlenmiş insan sevgisini, vicdanı ve hoşgörüyü temel alan bir düşünce mirasıdır. Yunus Emre’nin, Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ve daha nicelerinin insanı merkeze alan öğretileri, CHP’nin halkçı ve kapsayıcı anlayışında yaşamaya devam etmektedir.”
CHP’nin 2009 Programında ise, kurucu köklerin üçüncüsü, kısaca, “ … Anadolu ve Trakya’nın tarihsel ve felsefi birikimidir” şeklinde belirtilmiş.
2025 programında kullanılan “Anadolu Aydınlanması” kavramı, konuyu başka bir boyuta taşıyor.
Bu kavramın, Felsefe kitaplarında anlatılan “Aydınlanma” ile ilişkisini biraz araştırdım.
Araştırırken ilginç yazılar buldum ve “Anadolu Aydınlanma Vakfı” isimli bir kuruluş olduğunu öğrendim.
Önce tarihsel gelişime bakalım.
DÜŞÜNSEL GELİŞİMİN KISA KRONOLOJİSİ
1-Mitler Çağı: MÖ 800-200
Mantık temelli felsefeden önce, gerçek, mitler ve masallar aracılığıyla anlatılırdı. Bu çağda Yunanistan’da Sokrates öncesi filozoflar (Thales, Heraklit), Çin’de Konfüçyüs, Hindistan’da Buda ve Orta Doğuda İbrani Peygamberleri ortaya çıktı.
2-Antik Yunan: MÖ 500-MS 500
Sistematik mantık ve siyaset felsefesi, Platonculuk, Aristotelesçilik, Stoacılık gibi akımlar doğdu.
3-Orta Çağ: MS 476 – 1453 (İstanbul’un Fethi)
Felsefe, dini inancı haklı çıkarmak için kullanıldı.
Anadolu’da bu çağda yaşayan Rumi, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi düşünürler, zamanın katı dogmalarına karşı insanı öne alan söylemler geliştirdiler.
4-Rönesans: 1490-1520
Klasik bilginin “Yeniden Doğuşu”. “Hümanizm”, sanat ve “Tanrı merkezli”den “İnsan merkezli” düşünceye geçiş.
Ortaçağ kısıtlamalarının reddi; bireyin doğuşu.
5-Bilim Devrimi: 16.-17. Yüzyıllar
Bilim felsefe ve dinden ayrı bir alan olarak ortaya çıktı. Soyut akıl yürütme yerine gözlemlerle, deneylerle doğayı anlama yaklaşımı, neden yerine nasıl sorusu öne çıktı. Londra’da, Paris’te Bilim Akademileri kuruldu.
6-Aydınlanma: 17-18. Yüzyıllar
Bilim Devriminin etkisi ile “Akıl Çağı” olarak da bilinen bu dönemde, Kant, Voltaire, Locke, Rousseau gibi düşünürler, Jefferson gibi politikacıların öncülüğünde bireysel haklar, laiklik, demokrasi ve ilerleme kavramları öne çıktı. İngilizlerin “Şanlı” dediği devrim, Fransız Devrimi, Amerika Birleşik Devletlerinin kuruluşu bu çağda gerçekleşti.
7-İdealizm: 18-19. Yüzyıllar
Duygu, doğa, yücelik ve ulusal kimlik gibi kavramlar, Alman İdealizmi (Hegel), Transandantalizm gibi akımlar öne çıktı.
8-Modernizm: 20. Yüzyıl ilk yarısı
Sanayileşme ve dünya savaşlarının etkisiyle, gelenekten kopuş dönemi. Varoluşçuluk (Sartre, Camus), Marksizm, Psikanaliz (Freud) ve Nihilizm (Nietzsche) gibi akımlar.
9-Post-Modernizm 20. Yüzyıl ikinci yarısı
“Büyük Anlatılara” karşı şüphecilik, yıkımcılık, rölativizm gibi akımlar, “Tek bir gerçek yoktur, sadece “perspektifler” vardır” gibi düşünceler.
10- Dijital çağ 21. Yüzyıl, günümüz
Globalizm, Yapay Zeka, sürdürülebilirlik, çevre gibi kavramlar.
KANT’IN AYDINLANMA TANIMI
Prusyalı Filozof Immanuel Kant 1784 yılında “Beantwortung der Frage: Was ist Aufklärung? / Aydınlanma Nedir ? Sorusuna Cevap” başlıklı bir makale yayınladı. Kant, bu makalenin ilk paragrafında çok paylaşılan bir “Aydınlanma” tanımı yapıyor:
“Aydınlanma, insanın kendi hatası ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu gelişmemişlik durumu, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu duruma insan kendi hatası ile düşmüştür; bunun nedeni de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insandır. Sapere Aude! Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! Bu söz şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır.”
Anadolu Aydınlanmasının temellerini oluşturan Yunus Emre, Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli tarihsel olarak Aydınlanma çağında yaşamadılar.
Bir önceki Bilimsel Devrimden haberdar değillerdi.
Ama bir şekilde içinde bulundukları durumdan çıkış yolu aradılar.
Tasavvuf felsefesi yaklaşımıyla “aydınlanmayı” bireyin iç dünyasında bir uyanış olarak gördüler.
Batı “akıl yoluyla” özgürleşmeyi savunurken; onlar “sevgi ve vicdan yoluyla” bağnazlıktan kurtulmayı önerdiler.
Bu nedenle Kant’ın tanımına göre aydınlanmacı sayılabilirler.
Bir görüşe göre de, Anadolu, Batı medeniyetinin gerçek beşiğidir.
Aydınlanma sadece 13. yüzyıl sufileri ile değil, Thales, Herakleitos gibi antik dönem Anadolu filozoflarıyla başlar ve bu miras bir bütün olarak devam eder.
Türkiye’de bilime dayalı gerçek aydınlanmanın başlangıcı Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit bilimdir” sözüdür.
Ne kadar başarılı olduğumuz tartışılabilir.
CHP’nin buradaki sentezi, Cumhuriyet’in akılcı devrimlerini bu toprakların kadim değerleriyle barıştırma çabasıdır.
KAYNAKLAR
Immanuel Kant : https://www.rosalux.de/fileadmin/rls_uploads/pdfs/159_kant.pdf
Anadolu Aydınlanma Vakfı https://anadoluaydinlanma.org/
Felsefenin Evrimi. Macit Gökberk.Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1979