ANITLARIMIZA, PARK ve BAHÇELERİMİZE SAHİP ÇIKAMIYORUZ

Yayınlama: 25.10.2021 11:48
A+
A-

( Yarbay Ali Anıtı İçimizi Dağlıyor )

Şehirleri şehir yapan, şehir yaşamlarında insanları birbirine yaklaştıran ve o insanların dinlenmeleri, sosyal ve kültürel yaşama dokunmaları adına çok önemli yerdir; Parklarımız, bahçelerimiz ve anıtlarımız…

Antik şehir gezmeyen var mıdır bilmem… Gezenler ve görenler ilk önce neyi fark eder? Bütün antik şehirlerde, tiyatroları, kütüphaneleri, sağlık merkezlerini ve en önemlisi insanların gezinti, dinlenme ve spor alanlarını görürsünüz.

İnsanı insan yapan, hatta ona dem veren şeydir; diğer insanlar ile konuşmaları, dertleşip yaşadığı yerle ilgili ortak öykülere dokunmaları. Anıtlar da öyledir. Geçmişi, güne ve yarına taşıyacak ve çok önemli bir sanat eseriyle birlikte anıtın neyi anlattığını bilip, öğrenip ona göre şehir bilinci ve saygısı, görgüsü sağlanır.

Yarbay Ali Anıtı, günümüzden çok öteye, Osmanlı zamanına ve Japonya açıklarında yaşanan deniz faciasına kadar uzanır. Biliyor musunuz, bizim denizcilerimizin öldüğü, şehit olduğu Japon Denizi’nde Japonlar yıllarca balık tutmadılar. Niçin mi? O denizcilerin, askerlerin hatırasın, saygısı, derin hüznü hafiflemesi ve onların ruhlarının rahata kavuşması için…

Belediye Başkanı Ahmet Aygün zamanında tam da yerine; Ertuğrul Mahallesi merkezine küçük bir park yapıldı. Ertuğrul Firkateyn faciasını ve Dedecik doğumlu ve Japonya açıklarında batan Ertuğrul gemisinin süvarisi-kaptanını anlatan bir anıt; güya…

Yapıldığı günden bugüne, hiçbir zaman gereken önem verilmemiş bir park, bir anıt… Hatta buraya park ve anıt demek; Japonya açıklarında batan, yüzlerce insanımızın şehitliğine bir hakarette sayılması gerekir…

Neden mi? Antik uygarlıkların kendi kahramanları, destanları için yaptıkları anıtlar var; bizim arkeoloji müzemizde de, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde de onlarca, yüzlerce anıt var.

Hepsi, o kahramanın ve o destanın şanına, onuruna yakışır derece önemli, güçlü ve insanımızın anlatmak istediği ama anlatamadığı sanatsal, kültürel değerleri de kendisinde taşıyan, o anıtı ziyarete gelen herkese o değerli enerjiyi aktaran bir çalışma, eser ortaya çıkartılmamıştır…

Yarbay Ali Anıtını azcık sanattan anlayan değerli bir çobana göstersek; inanılmaz derece içi acır… Böyle bir anıt, korkunç bir tasarım, çalışma olur mu? Diye kendini dağlara verir… Çünkü orada doğanın, yaratıcının meydana getirdiği anıtlar çok daha gösterişli ve sadedir…

Bu garipliğin daha da önemli bir yanı var. Şehrimizin temsilinde, haklarının savunulmasında, geliştirip ileri medeniyetlerin düzeyine çıkarılmasına çok önemli yere, güce, sıfata sahip değerli insanlar burada törenler düzenliyorlar. Bu törene katılıp bir sürü laf, söz ve saygı duruşunda bulunuyorlar…

Peki, ama bu anıta iyice ve yakından bakabildiler mi? Baktıysalar, bir şey görmeyin mutlu, huzurlu ve görevlerini yapmış olmanın hazzı içinde ayrılmışlarsa; daha da acayip bir durum, gariplik, korkunç bur sessizlik çıkmaz mı ortaya?

Yarbay Ali ve şehrimizin, mahallemizin saygınlığı bir parça önemseniyorsa, o aziz şehitlere bir parça borcumuz varsa; derhal bu korkunç-kötü, sanattan, maneviyattan uzak ANITI kaldırılmalı ve yerine en görkemlisi konulmalıdır…

Sahilde bulunan Özgürlük ve Barış Parkımız var. Rahmetli Osman Tabak zamanında yapıldı. Küçük bir koruluk, kendine özgü bir eko sistem dahi yaratılan bu yer, neredeyse o günden bugüne gerçek, samimi bakıcılarını, koruyucularını bulamadı.

Bu parklarımız, anıtlarımız gibi bir sürü kayıp, iç acıtan yerlerimiz var; istikralı bakımdan, onarımdan, halktan, haktan uzak; sanki bu şehrin sahibi yokmuşçasına öylesine bekliyorlar; garipliğin uçsuz bucaksız evreninde yol alıyorlarmışçasına…

Marka Flower Çiçekçi