AZİZ NESİN’DE ÇOCUĞA BAKIŞ
Bugünkü köşemi Aziz Nesin’e ayırıyorum. Çünkü çocuğa bakışta da tam bir devrimcidir o. Çocuğun özgürleştirilmesi, zincirlerinin kırılması gerektiğini haykıran adamdır.
Nitekim İstanbul-Çatalca’da kurduğu ve bütün malvarlığı ile kitaplarının telif hakkını bağışladığı Nesin Vakfındaki çocuklar için hazırladığı vasiyetinde şunları söylüyordu:
“Vakıf çocuklarımın dünyaya, insanlara, olaylara eleştirel gözle bakmalarını istiyorum. Vakıf çocuklarımla haftanın bir, kimileyin de iki günü toplanır, konuşuruz. Toplantılarımızda onlara sık sık yineleyerek söylediğim şudur:
“Benim söylediklerimi de, büyük diye tanıdığınız başkalarının sözlerini de illa benimsemek zorunda değilsiniz. Sözlerimin yanlış bulduğunuz, herhangi nedenle benimseyemediğiniz yerleri varsa, ya da tümüne karşıysanız açıkça söyleyin, tartışalım.
“Salt benim değil, hiç kimsenin sözünü olduğu gibi benimsemek zorunda değilsiniz.
“Salt insanları değil, gelenekleri, tabuları, yasaları, görenekleri, verilmiş yargıları, her şeyi eleştirmelisiniz. Eleştirmek, her zaman haklı olduğunuz anlamına gelmez. Ama bir şeyi eleştirdikten sonra benimserseniz, neyi, niçin kabul etmiş olduğunuzu bilirsiniz.
“Nesin Vakfı’nda çocuklara hiç bir şey yasak değildir. Çünkü yasaklama, bir eğitim yöntemi olamaz. Yasaklama, ancak yasağın sürdüğü, o yasak baskısını yapanın var olduğu sürece geçerlidir. Yasağı koyan gücün bulunmadığı ya da zayıfladığı zamanlarda yasak kalmaz. Eğitimde önemli olan, yasak koymadan, yasak konulacak şeyi çocuğun eğitilerek kendiliğinden yapması ya da yapmamasıdır. Çocuk, neyin, nasıl, ne zaman yapılıp yapılmayacağına kendiliğinden karar verebilecek biçimde eğitilmelidir. Konulan yasak, kime, kimin ölçütlerine, değer yargılarına göre yasaktır? Yasakları kimler, kimlerin çıkarları için koymuştur? Kimi koşullarda yasaklara uymak olumsuzluk, yasakları çiğnemek de olumluluk olabilir. Çocuk, yasak konusunda da eleştiri getirerek bunları düşünebilmelidir.”
Ve şöyle devam ediyor:
“Çocuk suç işlese de suçlu değildir. Çünkü onun suç işlemesinin nedeni, önceden iyi eğitilmemiş olmasıdır. Öyleyse suçlu olan çocuk değil, çocuğu eğitme görevi olup da eğitmemiş olanlardır. Çocuğu eğitmesi gereken insanın, suç işledi diye çocuğu cezalandırmak amacıyla dövmesi, çocuğun kişiliğinde asıl suçlu olan kendisini dövmesi demektir. Çocuğu eğitmek için dövmek, önceden çocuğu eğitmemiş olmanın cezasını çocuğa yüklemek oluyor.”
Çocuğu çok iyi çözümleyip anlamış o büyük çocuk dostunun manevî huzurunda saygıyla eğiliyorum.