Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Amerikan filmlerinde, hatta çizgi filmlerinde bile insanların altına olan zaafı mizahi bir dille anlatılır, gösterilirdi. Bir film sahnesi hiç gitmiyor gözümden. Bir kasabada insanlar kendi halinde, işsiz-güçsüz bekleşirken birisi bağırır;
“ Altın… Altın… Altın bulunmuş! “
Altın bulundu sözünü duyan herkesi bir telaş alıyor, en miskinler, en çaresizler bile canlanıyordu. Hatta etrafta dolanan engelliler bile, birden düzeliyor ve altının bulunduğu bölgeye koşmaya başlıyorlardı.
21.yüzyılın birinci çeyreği bitmek üzereyken, yepyeni bir yıl yaklaşırken; pahalılık, işsizlik ve yoksulluk iç içe geçmiş durumda.
Durumu iye olanlar bile en az yoksul insan kadar korkuyor! Niçin? Ya elimdekileri kaybeder veya daha yukarılara çıkartamazsam…
Bu tartışmaların eşliğinde bir başka heyecan esiyor bugünlerde şehrimizin insan kalabalıkları içinde;
“ Duydun mu?”
Yayılan promosyon-özendirme haberi,2000 TL gibi birçok emeklinin maaşından daha fazla olan para sözü bile yetti insanlarımıza. Bu haberi duyan herkes bir şekilde bankalarına doğru koşmaya başladı.
Taşıma suyla değirmen dönmez sözü kalıcı bir gerçeği ifade etse, bilimsel bir anlam taşısa da, bizim toplumumuz harçlık peşinde koşmaya alışmış ve alıştırılmış durumda.
Ne çaredir ki, işsizliği, pahalılığı, yoksulluğu TOPTAN çözmek için hiç kimse çare-çareler üretilsin diye çaba göstermiyor; gösteremiyor…
Hal böyle olunca, ya harçlık, ya promosyon-özendirme peşinde koşuyoruz; Amerikan filmlerinde altın madenlerine koşan insanlar-insancıklar gibi; zengin olma düşleri, her devirde büyük çoğunluk için bir başka bahara, bir başka nesle kalıyor.
Promosyona Hücum, haberinin yayıldığı gün 10 Aralık 2021 günüydü. Tam da İnsan Hakları Günü kutlamasının olduğu gün…
1948 ‘de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından hazırlandı. Türkiye de kurucu üyelerden birisi oldu. En kutsal hakkın savunulması adına milletler imzalar attılar beyaz sayfalara daha iyi yaşamlar adına…
Bu bildirinin birinci maddesi şöyle;
“ Bütün insanlar özgür, onur ve haklar yönünden eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler.”
İnsanca yaşam ve yaşamak adına insanlığı ilgilendiren çok önemli maddelerin altına atılan imzalar, gerçekte bir türlü adil şekilde yayılamıyor, yaygınlaşamıyor…
Bu anlaşmanın, bütün insanlığa tanınan eşitliğin ve adaletin üzerinden yetmiş yıl geçmesine rağmen, korkunç entrikalara sahne olan savaşlar ve Akdeniz’i göçmenlerin mezarlığına çeviren yürüyüş bitmiyor…
“ Duyduk duymadık demeyin sakın; bankalar promosyon –özendirme güncellemesi yapıyormuş-muş-muş-muş…”
Günü kurtarmak adına daha nelere koşacak insanlarımız, nelere kanacak bilemiyorum! Bildiğim bir tek şey var;
Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yoldan gitmek; bilimi, sanatı, felsefeyi ve yüce atalarımızın üç bin yıllık deneyimlerini, kültürlerini de unutmadan; koşarak gitmeliyiz; uygarlığın en önündeki zenginliğine, huzura, mutluluğuna…