Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Meşhur bir halk sözü var; “ Ateş düştüğü yeri yakar. “ Değerli ülkemde, şehrimde engelli olmak da böyle bir şey! Engelli sayılmayanların dahi yollarda, parklarda, kaldırımlarda zor yürüdüğü, kuralsızlıklar karşısında imanı gevrerken, varın engelli insanlarımızın düştükleri durumu, çektikleri zorlukları siz düşünün…
Telefonuma gelen mesaj, Süleymanpaşa Kent Konseyi, Engelli Meclisi ve Altı Nokta Körler Derneği Tekirdağ Şubesi adına Ahmet Murat Sarılarlı;
“ 7–14 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Farkındalık Haftası paneline bekleriz. “ daveti üzerine Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nin yolunu tuttum. Başta, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürümüz Ülkü Uslu, diğer kurum ve kuruluşların temsilcileri ve en önemlisi Beyaz Baston Görme Engelliler Farkındalık Haftası paneline katkılar veren Tekirdağ Süleymanpaşa Kent Konseyi Başkanı Beste Emre Güngör, Kent Konseyi’nde Engelli Meclis Başkanı Ahmet Murat Sarılarlı, Tekirdağ Altı Nokta Körler Derneği Şubesi Başkanı Kemal Yıldız ve diğer değerli konuşmacılar;
Necmi Özgül, Moderatör gibi konuyu, konuları özellikle görme engellilerin sorunlarını dağıtmadan ve nokta atışı olacak şekilde değerli konuşmacılara söz vererek, engelli olmanın zorlukları ve engellilere devletimiz tarafından tanınan hakları bir kez daha dinledik ve bilmediklerimizi öğrendik.
Üç konuşmacı, her biri kendi adına tam manasıyla engelli olmanın ne demek olmanın en hakiki deneyimleri, hem yönetici ve aynı zamanda engelli olarak herkesin anlayacağı dilden çok güzel izah ettiler.
Engelliler Federasyonu Başkan Yardımcısı Ziya Özdem, konusunda uzman olduğu gibi, çok iyi eğitim ve öğretim almış, yirmi dört yıllık öğretmen tecrübesiyle görme engelli bir insan olarak yaşadıklarını ve yaşananları anlattı.
Ziya Özdem’i dinlerken yıllar önce İstanbul Üniversitesi’nde katılmış olduğum Pedagojik Formasyon eğitim ve öğretimi sırasında tartıştığımız bir konuyu hatırladım. Yanımda oturan sıra arkadaşım Emine Hanım görme engelliydi. Ve görme engellilere öğretmen olmak için orada bulunuyordu. Konu konuyu açmış;
“ Görme engelliler, engelsiz öğrencilerle birlikte mi, yoksa onlara özel sınıflarda mı eğitim alsın?” sorusunu tartışıyorduk. Ben de söz almıştım. Görme engellilerin hızla kazanılması ve birlikte eğitim ve öğretim almamızı savunmuş, aynı zamanda onları dilence gibi görme önyargılarını kırmalıyız, sözünü tamamlayamamıştım.
Neden mi? Orada bulunanlar, yan tarafımda oturan görme engelli Emine Hanım’ın üzüleceğini, böyle şeyleri konuşmamamız gerektiğini ifade etmişlerdi. Oysa Emine Hanım söz alınca; “ Hayır, bizler ayrı yerlerde, ayrı sınıflarda okumalı, engelsiz arkadaşlarımızla birlikte okumalıyız. Yaşamı birlikte paylaşmıyor muyuz?”
Görme Engelliler Federasyon Başkan Yardımcısı Ziya Özdem de aynı konuları anlattı. Görme engeliler dışlanmadan aynı sınıflarda eğitim alma fikrini bir kez daha yeniledi. Onların, tüm engellilerin elde ettikleri hakları, verdikleri mücadeleyi anlatırken, bir kez daha anlaşıldı ki; “ Hak verilmiyor; alınıyor”
Sendikaların, derneklerin, Odaların, Federasyonların önemi çok büyük… Bu önemi kavramış insanlar tarafından yönetilirlerse çok insanın dünyevi huzuru değişecektir.Kararmış dünyasına yakılacak bir ışık olacaktır,doğru,anlaşılır mücadeleler sonucu kazanılacak haklar…
İstanbul Altı Nokta Körler Şubesi Sekreteri Süleyman Karekete ise kazanılan hakların yanında, engellilerin acınacak insanlar olmadığı, engelsizler gibi yaşamaları için uygun ortamlar karşılanırsa, evlerinde nasıl rahat ediyorlarsa, dışarıda da aynı sosyal, kültürel yaşamın içinde olacaklarını anlattı.
Süleymanpaşa Kent Konseyi, Engelli Meclis Başkanı ve aynı zamanda Trakya Engelli Hakları Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Ahmet Murat Sarılarlı söz aldığında yaşanan en somut sorunları ifade ederken, şehirlerimizi şehir gibi kullanamama yönünden duyduğum acıyı bir kez daha yaşadım.
Ahmet Murat Sarılılarlı, özellikle engelliler için yapılan yol işaretleri üzerine çıkartılan dükkân önü masaları, eşyaları ve buralara çekilen araçların engellilere ne büyük engel oluşunu bir kez daha dile getirdi.
Bu durum sadece engellilere değil, engelsiz vatandaşlarımızın dahi engellendiği kuralsızlığın, duyarsızlığın, görgüsüzlüğün de anlatımıydı.
Görünen o ki başta VALİMİZ, Belediye Başkanlarımız ve Emniyetimiz; şehir mimarisine ve araçların park edişlerine çok yakından eğilmeleri ve ciddi bir şekilde kuralları, kanunları işletmeleridir.
Paneli yaptığımız Yahaya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi küçük salonda dahi engellilerimiz düşünülmemiş. Mimarlarımız, mühendislerimiz tekrar farklı eğitimlerle bilgileri güncellenmeli ve engellilerimize; ENGEL oluşacak her şey oradan kaldırılmalıdır.
Onları dört duvar arasına sıkıştırmak, dışarı çıkmalarını, toplum içine karışmalarını engellemek, hiçbir yasaya, ahlak kuralına ve vicdanlara sığmaz; işlenecek en büyük günahtır da…
