Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
511 kelime . Okunma süresi 4 dakika.
Londra King’s College’de Sinirbilim uzmanı Dr. Le Cunff, kurucusu olduğu Ness Labs sitesinde (https://nesslabs.com/) kişisel gelişimle ilgili yazılar yayınlıyor.
Özellikle eğitimci, yazar, akademisyen gibi bilgi işçilerine “beyniniz en önemli aracınızdır” diyerek sesleniyor, onlara, deneysel bir zihniyet geliştirmek ve bir bilim insanı gibi düşünmeyi öğrenmek için yazdığı “Küçük Deneyler / Tiny Experiments” kitabını öneriyor.
Dr. Le Cunff son yazılarının birinde “cehalet” konusunu inceliyor ve yazının sonunda küçük bir deney öneriyor (https://nesslabs.com/newsletter/reclaiming-ignorance ).
CEHALETLE YÜZLEŞMEK
Her bilimsel alanda mevcut bilginin bittiği bir sınır vardır.
Araştırmacılar kariyerlerini orada geçirirler, bilmedikleri bu sınırda çalışmaktan heyecan duyarlar.
Ancak günlük hayatta “bilmiyorum” demek başarısızlık gibi gelir.
İş yerinde, genellikle bilgi eksikliklerimizi gizlemeye ve bazen de uzmanlığımızı abartmaya teşvik ediliriz.
Toplantılarda başımızı sallarız.
Biliyormuş gibi davranmakta ustalaşırız.
Bu davranışın bir bedeli vardır.
Bilmediklerimizi kabul edemediğimizde, öğrenmeyi ve gelişmeyi bırakırız.
Öte yandan, cehalet kabul edilip keşfedildiğinde, en güçlü araçlarımızdan biri haline gelebilir.
Sorunun bir kısmı psikolojiktir.
Eksiklikleri görecek bilgiye sahip olmadığımız için bildiklerimizi abartırız.
Sosyal boyut da önemlidir.
Yetersiz görünmekten endişe ettiğimizde, merakımız tamamen kapanabilir.
Soru sormayı bırakır ve imajımızı korumaya başlarız.
Ancak tüm kültürler cehaleti utanç verici olarak görmez.
Zen Budizm’inde, öğrenmeye hazır “başlangıç zihni” (veya şoşin), derin anlayış için olmazsa olmaz kabul edilir.
Bazı meslekler de cehaleti günlük bir uygulama olarak benimser.
Fizikçi James Clerk Maxwell, ” bilinçli bir cehalet, bilimdeki her gerçek ilerlemenin başlangıcıdır” diye yazmıştır.
Bilim insanları için “bilmiyorum” demek, merakın başladığı yerdir.
Bilmediklerinizi saklamayı bırakıp cehaleti faydalı bir olgu olarak görmeye başladığınızda, birkaç şey değişir:
Daha iyi yaratıcılık: Bilmediğinizi kabul etmek, alışılmadık çözümler keşfetmenize izin verir.
Daha iyi iş birliği: Bir kişi, özellikle de liderlik pozisyonunda biri, bilmediğini itiraf ettiğinde, diğerleri de aynısını yapmaktan çekinmez ve ekipler problem çözüyormuş gibi yapmaktan, gerçek problem çözmeye geçebilir.
Daha iyi karar alma: Birçok kötü karar, kesinlik yanılsamasından kaynaklanır. Bilginizin sınırlarını fark etmek, aşırı özgüvenden kaçınmanıza yardımcı olur.
“Bilmiyorum” diyebilmek, sahte bir tevazu geliştirmek veya uzmanlığınızı baltalamakla ilgili değildir. Bildikleriniz ve bilmedikleriniz arasında daha doğru bir ilişki geliştirmekle ilgilidir.
İşte bunu yapmanın üç basit yolu:
Cehalet, bilginin düşmanı olmak zorunda değil, onunla yüzleştiğinizde, merakınızı körükleyebilir.
Bu, neyi bildiğinizi, neyi bilmediğinizi tam olarak bilmenizi ve aradaki fark konusunda dürüst olmanızı gerektirir.
Bu bakışı kazanmak için pratik yapmak gerekir, öğrenmeye ve gelişmeye devam etmenin tek yolu budur.
Bilmediğiniz şeyleri dile getirme pratiği yapmak için 5 gün boyunca “Bilmiyorum” demeyi deneyin.