Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yazı sanatının okuma sanatıyla yoğrulduğunu bilmeyen yoktur. Bu sanatların mayası da düşüncedir. İnsanın kalbi kadar değerli organı olan beyin nöronları-hücreleri öyle bir şey ki, beslendikçe düşünce üretir… Hem de kendinizin bile inanamayacağı kadar farklı düşler…
Dört metre karenin düşünceleri, sırrı da böyle bir zamanda geldi aklıma. Dikkatinizi çekmek isterim! Bu dünyaya gelip de giderken, pişman olmayan çok az insan vardır. Bildik, ulaşabildiğimiz tüm zamanlar için geçerlidir…
Pişmanlıkların haddi hesabı yokken, düşünce sanatına önem vermemek olmaz. Peki, ama düşünce dediğimiz şey neyi öğretir bize? Anlatayım dostlarım; sabırla, gülümseyerek anlatayım…
Böyle bir Tekirdağ gecesinde, düşünmediğimi sandığım gecenin en kuytu saatleri geldi bu düşünce. Orhan Veli’nin başına gelen o anlardaki gibi;
“ Birden bire vurdu yıldızların ışığı yere”
Düşündüm ki en serbest yatan-uyuyan insan bile neredeyse birkaç metre karelik bir yerde uyuyor. Uyku nedir? Derseniz; hepimizin bildiği şeyi derim; insan bedeninin asla vazgeçemeyeceği, bütün hücrelerin uykuda onarıldığı o muhteşem; ölüm ve doğuş anı…
Hal böyleyken, insan denen canlı bedensel ve ruhsal onarımın büyük bölümünü uykuda, sadece dört metre kare yerde gerçekleştiriyorken, diğer düşlerimiz geldi aklıma.
Geçenlerde yanıma uğrayan bir arkadaş, bir tanıdık, kaçırmış olduğu tarla için yanıyor, tutuşuyor; ah, vah diyordu.
—Kaç dönüm bu tarla diye sorduğumda bana; “Bir dönümden biraz fazla” deyince daha da şaşırdım!
—Neden bu kadar önemli? – Benim tarlaya sınır, orasını almak bana yakışır arkadaş! Dedikten sonra söylenecek bir şey kalmadı geriye…
Hepimiz bunum gibi yüzlerce, binlerce sohbet dinliyoruz. Ya alacaklarını almış, büyük kazanç sağlamanı o muhteşem kurnaz gülümsemesini yaparken, ya da kaçırmış oldukları tarlayı, arsayı, evi, arabayı büyük bir üzüntü içinde yaşarken dinliyoruz; bu insanlık manzaralarını…
Ne diyeceğimi bilemezken, bildiğimi, hissettiğimi üzerine basa basa vurgulamak istiyorum;
İnsanın en değerli anları, huzuru; uyku, onarılma saatleri için sadece dört metre kare yere ihtiyacı var!
Öyleyse, binlerce metre karenin, binlerce dönümün getirisi nedir ki? Görünen o ki, büyük zenginliklerin birçoğu üçüncü kuşağa hiç gitmediği gibi, ikinci kuşak ise canına okuyor; bir ömür süren alın terinin çekilen cefalarını…
Moğolların yıllar önce bestelediği bir şarkı var ya! İşte o şarkı, burada söylemek istediklerimi müzik sanatının; şarkının evrensel ritmi ve sözleriyle söylüyor aslında;
“ Ak üstünde karalar
Birbirini kovalar
Bir bulmaca değil bu
Her şey açık aşikâr
Büyük abi abd
Küçüğüyse Ab
Yeğenleri ımf
Önemli bu alfabe
Reyting, traji, avaraj
Uy bu ne biçim viraj
Kültür sanan ne diye
Kendin pişir kendin ye
Ey hortumcu dayı
Soktun gözüme yayı
Görmez oldu gözlerim
Ne güneşi ne ayı”