Reklam

BİZ TEKİRDAĞLILAR

Yayınlama: 03.06.2023
A+
A-

İyiliğin, hoşluğun sınırlarını zorlayan hoşgörü ve barışçıl kimliğimizle ülkemizin her tarafından göç alan bölgenin insanlarıyız. Duygularımız şairi zorlayacak kadar yoğun, bir kahramanı kızdıracak kadar uyuşuk ve duyarsız bir tılsım etkisi altında kalmış gibi; her şeyden haberi olurken, hiçbir şey yapmamayı tercih eden bir kaderin içinde yüzer gibiyiz…

Yıllardır alış veriş yaptığım ikinci kuşak esnafın dükkânına gittim yine. Her zamanki kararlı, bıçkın haliyle siz hiç yokmuş gibi misafirleriyle görüşüyordu. Kendinden, dükkânı ve mallarından o kadar emin ki, özel bir ilgi, alaka gösterme zahmetine girmiyor.

Biz Tekirdağlılar pek sevemeyiz bu tür esnafları. Yüzü gülmez… Hoş geldin demez… Elinizi sıkmaz… Anlı şanlı onlara projenin Tekirdağlı insanı EKREM EŞKİNAT da böyle kaybetmedi mi siyasi geleceğini? Altın tepsi içinde sunmadı mı, şaşırtarak rakiplerini…

Oysa hiç selam vermeyen, müşterilerine özel alaka göstermeyen esnafın dükkânına yıllardır gidiyorum. Üstelik gönüllü. Niçin? Yüzü gülmez esnafın yüzünü görmeye mi? Hayır! Malı her daim taze, uygun fiyat ve disiplinli çalışanları için. Bu alış verişten yüzü gülmez, el sıkmaz esnaf kazanırken, bende kazanıyorum. Varsın elinizi sıkmasın! Varsın yüzü ara sıra gülsün!

İşini en iyi şekilde yapan insanların davranışları; piyasa dili olmadığı zaman üzülür görünüyoruz. Ekrem Eşkinat işini yaparken bir oyun oynadı. İşimi yaparım, oyları da alırım diye. Ekrem Eşkinat’ın yanıldığı şey; o bir esnaf değil; politikacıydı. Oylarını aldığı insanların seçtiği bir lider! Kafasında çok güzel projeleri olup da, bu şehre beş yıl içinde ÜÇ tane müze kazandıran bir insan… Aynı Ekrem Eşkinat, şehrini hiç tanımamış… Onun entelektüelliğinden şüphe duyarken bunları onlarca kez köşemde dile getirdim. Dön bir geri bak! Ne oldu? Şimdi kuzu gibi halkın içinde gezinirken; bu seferde halk ondan habersizmiş gibi oyun oynuyor… Ne yaman bir çelişki…

Velhasıl dostlarım; biz Tekirdağlıların kolayı bulunmaz. İşini en iyi yapanla yapmayanı ayırmayı bir türlü beceremedik… Düşünün bir kere, sizi kapıda karşılayan, elinizi ve yanaklarınızı şap yap öpen bir esnafın malları pahalı, bayat olmuş olsa; onun bize gösterdiği samimiyetin ne anlam taşır?

Samimiyet ile bu kadar iç içeyiz ki, yaşamın gerekliliği, istikrarı, latifeleri, sanatsal ve felsefi tınıları; bu samimiyetin pusları içinde kaybolup gidiyor. Ayırmalıyız yaşama olan bakışımızı. Buna mecburuz! Nitelikli yaşamın hakkı, onuru adına; irademizle duygularımızı barıştırmalı yan yana getirmeliyiz…

 

Marka Flower Çiçekçi