Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
( Halk Konuşuyor mu? )
Biz Trakya insanları, kafamızda ki veya yola çıkmış olduğumuz bir amaç için neredeyse günün her saati kulis yapmayı severiz. Bir çiftçi de, işçi de, memur da, siyasetçi de bu işe bayılır…
Gündem, Başkanlık seçimleri olması nedeniyle, siyasi kulisler de iyice ısınmaya başladı. Kimisi meraktan, kimisi ise kararsız durumunu biraz daha kararlı hale getirmek adına;
“ Ehee, piyasayı nasıl görüyorsun? Sen gazetecisin, piyasayı daha iyi takip ediyorsundur?”
Dikkatinizi çekmek isterim; zararsız kurnazlığı da kimseye bırakmayız!” Sen gazetecisin daha çok bilirsin” derken bile karşılaştığımız insanı daha çok konuşturmak, iç dünyasını, anlatılacak ne varsa anlatmasını isteriz. Nazikçe, övgüyle başlayan tuzak cümle, daima beni rahatsız etmiştir…
“Sen şusun! Sen busun! Daha iyi bilir, anlarsın!” Sorumluluğu, cevap vermeyi bir kenara bırakıp, karşıdaki insanı; insancık ve kurban yerine düşürmek değil de nedir?
Belediyelerimizin ilgili kurumları veya Halk Eğitim, Kültür Müdürlükleri her hafta tartışma, sohbet adı altında “ Halk Günleri “ veya “Halk Konuşuyor” geceleri düzenlese tüm samimiyetimle sormak isterim:
Vereceğimiz oy veya oyları bile savunmayıp, saklamak, dolaylı ve ima-lı konuşmak, toplumumuzda “Konuşamaz!” kültürleri yaratmış durumda. Kavga etmek için hiç umulmadık nedenleri bulabiliyoruz. Pekâlâ, el kol hareketi yaptı diye, birisi tarafından öteki dünyaya gönderilme durumumuz var.
Arkadaşımla çıkmış olduğumuz Perşembe pazarı gezintisi, Yavuz Mahallesi Tintinpınar Caddesi üzeri, kıraathane önü, vermiş olduğumuz çay molası, böyle bir görüntünün istenmeyen sahnesi için geldiğimiz yeri göstermeye yetiyor. Üç arkadaş çay içerken, bir dördüncü geçiyordu caddeden. En yaşlıları tanıdığını gördüğü için “ Gel, çay içelim dedi.” Oturanlardan diğeri de çay içmek için çağrılan kişiyi tanıyormuş. Bir laf etti. Etmesiyle laf dalaşı, taptaze kavganın habercisi, hatta alevine dönüştü. Orada bulunanlar müdahale etmese, en sakin, usulca yolunda giden bir insanın çay içmeye davet edilme aşaması bile felaketi doğurabilir…
Konuşmayan, gönlünce sohbet edemeyen, içindeki sıkıntıları doğru, anlaşılır ve güvenli yollardan boşaltmayan toplumun geldiği yer; Antidepresan haplara teslim olmanın yanında çok çabuk öfke sahnelerine tanıklık ediyoruz.
Dikkat ederseniz; hapishanelerimiz, adliyelerimiz ve hastanelerimiz dopdolu… Gelişmişliği çıkartmak mümkün müdür buradan? Konuşmalı, dertlerimizi korkmadan anlatmanın formüllerini bulmalıyız…
Ama nasıl? Kullanacağı oyu, sahip çıktığı siyasi partiyi bile gizliyorsa bir toplum fertleri; kim bilir daha ne çok şeyi, şeyleri atıyordur içine…
Müzikalleri, gece eğlencelerini bile kısıtlayın; 01.00’da sonlandırıyoruz…
Tam da burada; daha çok konuşmayı, daha çok eleştiriyi ve daha çok özgürlüğü, adaleti tartışmalı ve sindirmek için bilgi, görgü edinmeliyiz…