Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Tekirdağ Süleymanpaşa insanı olimpik havuzdan sonra buz pateni tesislerine de kavuştu. İktisatta ilk öğrendiklerimizden birisiydi; “Öncelik” önceliği olan ihtiyaçların daha önce giderilme ve sağlanması…
Her hizmetin önceliği olması gerektiği gibi halka öncülük yapacak, hizmetin-tesisin yapıldığı şehirde ilerleyen zamanlarda kültürel, sosyal, sportif değişimlerin olmasına yardımcı olacak derece öneme, gayrete sahip olması gerekiyor…
Maalesef, insanımızın önceliği buz pateni olmadı. Deniz manzaralı kütüphane bile olmadığı gibi, olimpik havuzu kullananları, oranın fitness, sauna salonlarını kullananların azlığını düşününce, böyle değerli yatırımların şehrin nüfusuyla ve şehre kattıklarıyla gerilerde kalmasına, üzülmemek elde değil…
Bütün bu hizmetleri değerli buluyorken, bu konuda atölyeme gelip gazetemizin köşesinde yazmamı istedikleri bir başka mesele de öne çıkıyor. Son günlerde özellikle buz pateni tesisi için vatandaşlarımızdan şu sorular geldiğinde söyleyecek çok az şeyim oldu;
“Buz pateni mi, soğuk hava deposu mu?”
Soğuk hava depolarının şehirlere, kasabalara kattıklarını çoktan unutmuşuz…
Vatandaşlarımız hatırlatınca unutkanlığımın zavallılığını anladım… Tekirdağ’ın ileri gelen, söz sahibi insanlarıyla bu konuda konuştuğumuzda hasat zamanını hatırlattılar.
“Soğuk hava depoları ne işe yarar?” Dediğimde vatandaşlarımız bir güzel anlattılar. Hasat zamanı çıkarmış oldukları ürünleri; üzüm, elma, armut, yapmış oldukları peynirleri soğuk hava depolarında saklarlarmış. Şehrimizin üretici kesimi de mal fazlalığını soğuk hava depolarında saklar, ürünlerini ucuz satmak yerine, zamanı geldiğinde hem uygun fiyata, hem de zarar görmeden satarlarmış.
Bir yandan yepyeni yollar yapılıp, yepyeni borçlu insanlar çoğalıyorken, korkunç bir yandan da, mutsuz,yoksul insanlar çoğalıyor.Tüketim denen şeyin,ihtiyaçlar denen sonsuz malzemenin zayıf bütçeler,boşluğa düşen nesiller,halklar tarafından nasıl büyük bir zayıflık,yoksulluk yarattığı ortadayken,yerli malını,üretimi,kendi kendine yetmeyi işleyip,geliştirecekken,halkın yararına olacak,halk merkezli soğuk hava depolarımız da kayboldu gitti…
Batı medeniyetinin tüketimini başköşeye oturturken, maalesef; halkımızın, kendi ayakları üzerinde durması adına, istikrarlı bir destek görüp bilinçlendirme eğitimleri almaları başköşeye oturtulamadı…
Atalarımızın yoksulken bile onurlu yaşamlar sürdüğünü, kilerlerinin her daim dolu olduğu gibi birkaç hafta misafir ağırlayacak berekete sahip olmaları karşısında ne diyebiliriz?
Önceliği olmayanlara öncelik verirsek; bir türlü doldurulamayan, gençlik ve gelecek yönünden de zarar edecek buz pateni tesislerine sahip olur, soğuk hava depolarını kaybederiz… Her aşamada, dışa bağımlı bir insanlık, halk olma durumunda, rahat, huzur ve güven nasıl doğar, nasıl gelişir; irdelemek zorundayız…
Tıpkı vatandaşlarımızın sorduğu gibi sormak isterim; kurum ve kuruluşlarımızın saygın yöneticilerine; eğer üstlerine alacak, bu işi irdeleyip kafa yoracak bir yönetici varsa;
“Soğuk hava deposu mu? Buz pateni mi?”
Yaptığımız yatırımlar, verdiğimiz hizmetler, bizi daha huzurlu, daha zengin ve saygın yapacaksa; bütün hizmetleri alkışlamak ve onların huzurunu beklemek gerekir; sabırla ve derviş misali…